Zindan Avı Başlıyor

Marie elindeki defteri bana doğru uzattı. Gözlerinin altı morarmıştı. Bütün gece gözünü kırpmadığı her halinden belliydi.

"Hatırlayabildiğim her şeyi yaz-yazdım," diye kekeledi. Dik dik yüzüme bakmaya cesaret edemeyerek başını öne eğdi.

İçimden bir ses, buraya gelmeden önce bu çabayı göstermediği için onu azarlamam gerektiğini söylese de deftere şöyle bir göz atınca oldukça ilgi çekici detaylar fark ettim. "Bayağı uğraşmışsın bakıyorum."

"Uğraştım ya!" dedi hevesle.

Laf olsun diye de sallamamıştı hani. Kutsal Ağaç'a edilen bir yeminin, nişan taşıyıcısının ağaçtan çok daha fazla enerji çekmesini sağladığı gibi gerçekten işe yarar bilgiler vardı. Pierre, Brad'i bu sayede o kadar rahat alt etmiş olmalıydı.

Nişanların kendisiyle ilgili detaylar da mevcuttu. En güçlü nişanlar Muhafız ile Rahibe'ye verilmişti, onları Altı Büyük Hanedan'a bahşedilenler takip ediyordu. Devamında diğer soylulara verilen nişanlar anlatılıyor ve kişinin statüsünün taşıdığı nişana göre nasıl şekillendiği açıklanıyordu. Buradaki soylular, sırf Kutsal Ağaç'ın kutsaması sayesinde soylu sayılıyordu. Anlaması hiç de zor değildi.

"Bayağı faydalı bilgiler varmış." Bazıları Pierre'den intikamımı alırken hayli işime yarayacaktı.

Marie huzursuzca kıpırdanarak, "Şey, ne yapacaksın Abi?" diye sordu.

Yumurta kabuklarının üzerinde yürür gibi temkinliydi. Görünüşe göre takılma işini biraz abartmış, kızı korkutmuştum. Endişesini gidermek umuduyla gülümsedim. "Ne yapacağım açık değil mi? Pierre ile hesaplaşacağım. Bir de Alzer Cumhuriyeti'ne haddini bildireceğim. Böyle kafalarına göre at koşturamayacaklarını anlasınlar."

Özellikle de henüz evimize dönemeyeceğimiz için. Oyunun devamındaki o dünyayı yok edecek tehlikeyi bertaraf etmeden hiçbir yere gidemezdik.

Marie'yi rahatlatmaya çalışıyordum ama kız bir anda gözyaşlarına boğuldu ve tir tir titremeye başladı. "Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim..." diye mırıldanıp durdu.

Bu da nereden çıktı şimdi?!

Bizi fark eden Julius koşturarak yanımıza geldi. "Marie! İyi misin?!"

Onu görür görmez gayriihtiyari yüzümü ekşittim. "İşte geldi bizim aptal prens."

Julius, Marie'yi benden korumak istercesine kolunu kızın önüne siper etti. "Bartfort, bu kargaşada benim de payım olduğunu biliyorum ama lütfen Marie'nin üzerine bu kadar gitme! Bir diyeceğin varsa bana söyle!"

Vay be. Ne kadar da etkileyici. Kız olsaydım beni kesin kendine aşı—yok ya, olamaz öyle şey.

"Harbi mi?" dedim. "O zaman seni biraz çalıştırayım, ne dersin?"

"N-ne?"

Jilk koridora başını uzattı. "Altesleri! Marie! İyi olmanıza sevindim."

"Harika." Başparmağımla onu işaret ettim. "Yeşil de takılsın peşimize."

"Efendim?" Gürültüyü duyan Chris de kafasını koridora çıkardı. Yine antrenman yapıyor olmalıydı çünkü belden yukarısı çıplaktı ve kan ter içindeydi. "Neler oluyor burada?"

Chris'e şöyle bir baktım, o mu yoksa Greg mi daha faydalı olur diye düşündüm. En nihayetinde Greg ortalıkta yoktu, bu da karar vermemi kolaylaştırdı.

"Tamam, Mavi, sen de geliyorsun. Marie, bu üçünü yanıma alıyorum."

Julius sertçe, "Sen neden bahsediyorsun?!" diye çıkıştı.

Marie ise taleplerimi hiç dert etmeyerek başıyla onayladı. "Tamamdır. Ne yapacaksın ki?"

Oğlanlar ağızları açık Marie'ye bakakaldı. "Şey, Marie?!"

Onları görmezden gelip defteri rulo yaptım ve omzuma hafifçe vurdum. "Cumhuriyetin zindanına akın düzenleyip biraz hazine toplayacağız."

Marie'nin gözleri parıldadı. "Hazine mi!"

Julius ve diğerleri de en az onun kadar heyecanlanmıştı. Sefil haldeydiler belki ama hâlâ birer maceracı torunuydu herifler. "Hazine" kelimesi kanlarını kaynatmaya yetti de arttı bile.

"Neler döndüğünü hiç anlamıyorum ama böyle bir konuşmaya kayıtsız kalmam da imkânsız."

"Altesleri, yola çıkmak için hazırlansak iyi olur!" Jilk bir andaa ağız değiştirmişti. O da en az diğerleri kadar gaza gelmişti.

Chris bile okul gezisine çıkan bir çocuk gibi davranıyordu. "Tam da böyle bir durum için yanımda bir kılıç getirmiştim. Hemen alıp geliyorum. Bartfort, ne zaman çıkıyoruz?"

Keşke ben de onlar kadar heyecanlı olabilseydim. Burnumdan soludum. "Bana biraz müsaade edin. Akademiye gidip altyapıyı hazırlamam ve bize bir rehber ayarlamam lazım."

Marie başını yana eğdi. "Rehber mi?"

"Evet. Buradaki zindanlar hakkında çok şey bilen bir profesör vardı, hatırladın mı?"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.