Uzaktaki Mektup

Holfort’taki akademide, odasında üstünü değiştiren Olivia’nın aklı karışıktı. Askıda bekleyen üniformasının ceketindeki yama, bir şövalye olarak kazandığı rütbenin sessiz bir kanıtı gibi duruyordu.

Eski Fanoss Emirliği’ne karşı verilen savaşta gösterdiği üstün hizmetlerden dolayı bir madalya kazanmıştı. Keten sarısı saçları çenesinin hizasında hafifçe dalgalanıyordu. Berrak mavi gözleri, insana huzur veren yumuşak bir aura ve dolgun, göz alıcı göğüsleri vardı.

Gömleğine uzanırken kendi kendine mırıldandı. “Yenisini mi alsam acaba? Ama hepsi öyle pahalı ki…”

Daha kararını veremeden kapısı telaşla çalındı.

“Livia? Benim.”

Gelen, kendisi gibi Leon ile nişanlı olan Angie Rapha Redgrave’di.

Livia henüz iç çamaşırlarıyla durduğunu tamamen unutarak, “Ah, evet, gelsene,” deyiverdi. Hemen ardından durumu fark edip panikledi. “A-aman tanrım!”

Aceleyle eteğini geçirmeye çalışırken dengesini kaybetti ve tam kapı açılırken kendini yerde buldu. Saçlarını arkada örgü yapıp topuz yapmış olan Angie içeri adımını attı.

“Livia, Leon’dan bir mektup geldi de… Bir dakika. Ne yapıyorsun orada?”

Yerde, kalçası havada kalacak şekilde serilmiş olan Livia acıyla inledi. “Of, acıdı…”

Angie her zamanki asil duruşunu bozmadan, yerde debelenen arkadaşına kaşlarını çatarak bakıp elini uzattı. Üzerindeki üniforma, ince ve fit vücudunu gizlemeye yetmiyordu. Göğüsleri Livia’nınkilerden daha büyüktü ama o asil ve kendinden emin duruşu sayesinde yer çekimine meydan okur gibi duruyorlardı.

Livia, Angie’nin elini tuttu. Angie onu tek bir hareketle kolayca ayağa kaldırdı.

Livia durumu geçiştirmek için gülümseyerek, “Kusura bakma,” dedi. “Ayağım takıldı.”

“Benim için acele etmene gerek olmadığını zaten biliyorsun,” dedi Angie. “Hem bence bunu görmek isteyeceksin.”

Gözlerini hemen yanında süzülen beyaz küreye çevirdi. Bir softbol topu büyüklüğündeki bu cihazın tam ortasında kocaman mavi bir göz vardı. Renkleri dışında, Cleare neredeyse Luxion’ın ikizi gibiydi.

İki kızın etrafında neşeyle dönen Cleare, “Usta’dan bir e-posta aldım!” diye şakıdı.

Livia şaşkınlıkla sordu. “E-posta mı? O da ne?”

Angie, “Mektup gibi bir şeymiş sanırım,” diye açıkladı. “Ama kağıda dökmeden karşılıklı haberleşebiliyormuşsun.”

Livia, hayranlıkla gözlerini diktiği Cleare’e bakarak, “Bu Kayıp Eşyalar sahiden inanılmaz,” dedi.

Angie elindeki yazılı çıktıyı ona uzattı. “Görünüşe göre Prens Julius ve diğerleri şimdiden başlarını belaya sokmaya başlamışlar bile.”

Livia yazıyı okurken yüzünde buruk bir tebessüm belirdi.

İkiniz de iyi misiniz? Ben zaten şimdiden tükendim.

Mektubun girişi biraz ürkütücü olsa da Leon’un sağlığı yerinde görünüyordu; her ne kadar yol arkadaşlarından yana bir sürü şikayeti olsa da.

Jilk bugün yine delirdi ve ortalığı birbirine kattı.

“Bize yaptığın bu muamele haksızlık!”

Gülüp kıçlarına tekmeyi bastım ama iş büyüdü, saçma sapan bir kavgaya dönüştü.

Livia endişeyle sordu. “Leon Bey gerçekten iyi mi acaba?”

Cleare araya girdi. “İyidir. Ne de olsa yanında Luxion var. Biri ters bir hareket yapacak olursa, Luxion onu arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaldırır.”

Ne yazık ki konuşma tarzı en az Luxion’ınki kadar tüyler ürperticiydi.

Angie kaşlarını çattı. “Kimseyi ‘ortadan kaldırmayacaksınız’. Ne olursa olsun, anlaşıldı mı?”

“Ah, anladım… Aslında bana gizliden gizliye hepsini ortadan kaldırmam gerektiğini söylüyorsun, değil mi?”

“Hayır! Ne dediysem o, çok iyi biliyorsun. Neden böyle şeyler söylüyorsun ki?”

Onlar atışırken Livia mektubun kalanını okumayı bitirdi.

Siz ikiniz olmadan burası çok yalnız. Şimdiden evimi özledim.

Livia kağıdı göğsüne bastırarak, “Ah, Leon Bey…” diye mırıldandı.

Cleare bilmiş bir tavırla, “O kısım sadece lafın gelişi,” diye lafa karıştı.

“Efendim?”

Cleare’in söylediğine göre Leon tek başına gayet iyi idare ediyordu. Yine de bu satırları okumak Livia’yı gülümsetmişti. Leon, buralardan ayrıldığı günküyle tamamen aynıydı.

“İyi olmasına sevindim,” dedi.

Angie başıyla onayladı. “Evet. Bizim de dik durmamız gerek. Sahi, bugün burslu öğrencilere akademiyi gezdirmeyecek miydin?”

Livia telaşla çığlık attı. “Aman tanrım! Doğru ya! Hemen hazırlanmam lazım!”

Aceleyle üniformasını giymeye çalışırken Angie de ona yardım etmek için öne atıldı. Cleare ise tek mavi gözüyle sessizce onları izliyordu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.