"Ne yapacağız biz? Gerçekten soruyorum, ağabey!"
"Kapa çeneni artık, Marie Hanım."
Düello günü yaklaştıkça çareyi Marie’nin evine sığınmakta bulmuştum. Güvende kalmanın en iyi yolu bir arada durmaktı neticede.
Marie’nin adına "Hanım" ekini yapıştırınca gözleri doldu. "Aman, yapma ama! Böyle giderse düelloya yetişecek bir Zırh bulamayacaksın. Arroganz’ı yenmek zaten yeterince zorken bir de çıplak yumruklarla karşısına çıkarsan seni böcek gibi ezer!"
"Benim suçum değil ki. Kimse satmıyor. Buradaki tüccarlar pek bir cimri çıktı."
"Bu hiç komik değil!"
Marie her zamankinden daha uysal davranıyordu. Muhtemelen hâlâ ona kırgın olduğumu düşündüğündendi. Şimdi bile etrafımda pervane oluyordu. Hazırladığı çaydan bir yudum alıp burnumu büktüm.
"Ilık bu. Tazele."
"Nasıl istersen." Gözyaşlarını içine çekip fincanımı kaptığı gibi koridora doğru seğirtti. Duyamayacağımı sandığı bir mesafeye ulaşır ulaşmaz söylenmeye başladı. "Aptal çay budalası! Nesi var bu adamın böyle?!"
Duyamayacağımı sanacak kadar saf işte. Tam ona göre bir davranış.
Koltuğumda gerinip düelloya kadar vakti nasıl geçireceğimi düşündüm. "Bir Zırh geçiremezsem elime, Arroganz’ın karşısına gerçekten çıplak yumruklarımla çıkmam gerekecek. Hmm, tam bir muamma."
Ortağım ortalıkta görünmüyordu ama yine de sanki orada süzülüyormuş gibi sağ omzumun üzerinden arkama bakmaktan kendimi alamadım. "Inatçı aptal," diye hırladım.
Noelle bir anda odada belirdi. "Hey, Rie’ye ne oluyor öyle? Çaydanlığın içine derece sokmuş, kendi kendine söylenip duruyor. Bir sıcak su ekliyor bir soğuk su. Bir nevi deney falan mı yapıyor?"
Marie çayın sıcaklığına kafayı takmış olmalıydı. Noelle’in bunu bir deney sanmasına şaşmamak gerek.
"Sadece takılıyorum ona. Üzerinde biraz baskı olunca daha iyi performans gösteriyor." Madem yapabiliyordu, en başından neden elinden gelenin en iyisini yapmamıştı ki?
"Öyle mi?" dedi Noelle. "Bayağı yakınız yani. Her neyse, biri seni görmeye geldi."
"Kimmiş?"
"Louise."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.