Merhametin Olmadığı Yer

Marie elindeki tablete dikmiş gözlerini, Pierre ile Leon arasındaki maçı pür dikkat izliyordu. Başını kaldırdığında depoda park edilmiş bir hava motosikleti gözüne çarptı. Şu tüccar bozuntusunun adamlarından birine ait olmalıydı. Su kayağına benzeyen bu aracın üzerinde birkaç kişilik yer vardı.

“Jilk! Şu aleti al ve Carla’yı hemen arenaya götür!”

Jilk tabancasını kılıfına sokup motosikletin üzerine atladı. “Pekala, sanırım bu iş için en uygun kişi benim.” Motoru çalıştırıp göstergeleri hızlıca gözden geçirdi. “Her şey yolunda, gidebiliriz!”

Marie, kucağında Elle’i sıkıca tutan Carla’nın motosiklete binmesine yardım etti.

“Carla,” dedi Marie. “Leon senin güvende olduğunu görünce sonunda arkasına bakmadan, tüm gücüyle dövüşebilecek.”

“T-tamam. Ama, şey, siz ne yapacaksınız Leydi Marie?”

Marie, yüzü hâlâ sirke satan tüccara doğru dik dik baktı. Julius, Greg ve Kyle da adamın etrafını sarmıştı. “Bizim burada hâlâ halletmemiz gereken birkaç ufak işimiz var,” dedi. “Hiç endişelenme. Leon’un kazanacağından adım gibi eminim. Jilk, hadi çabuk ol!”

“Bana güvenebilirsin. Olabildiğince hızlı olacağım!”

Hava motosikleti hafifçe yükseldi ve büyük bir hızla gözden kayboldu.

Onlar gittikten sonra Marie bakışlarını tüccara çevirdi. “Görünüşe göre şimdi sorgu sırası bizde.”

Adam hâlâ cesur görünmeye çalışıyordu. “Bu yaptıklarınızı yanınıza bırakmayacağım. Hepiniz bedelini—”

Marie tabancasını adama doğrultup tetiği çekti. Boş kovanlar şıngırtıyla yere dökülürken deponun duvarlarında peş peşe patlama sesleri yankılandı.

“Anam, yandım!” diye feryat etti tüccar.

Mermiler öldürücü değildi ama değdikleri yeri fena yakıyorlardı. Marie şarjör tamamen boşalana kadar ateş etmeye devam etti. Sonunda adamın o dikbaşlı halinden eser kalmadı, yerini saf bir korku aldı. Marie boş tabancayı Kyle’a uzattı, o da vakit kaybetmeden şarjörü tazeledi.

“Buyurun, usta.”

“Teşekkürler Kyle.” Marie adımlayıp tam tüccarın burnunun dibinde durdu. “Benim Carla’mı kaçırmaya cüret etmek ne demekmiş göreceksin. Üstelik bir de Brad’i yaralamışsınız!”

“H-hayır! Yani, ben sadece emirleri uyguluyordum! Bay Pierre, yani o piç Pierre bana yapmamı söyledi! Benim hiçbir suçum y—aaahh!”

Marie adama bir şarjör daha boşalttı. Silahı tekrar Kyle’a uzattığında, bu kez Kyle ona hafif makineli tüfeği verdi.

Tüccar dayaktan mosmor kesilmişti. Marie adama doğru eğildi ve ellerini şak şak diye yanaklarına vurdu. Parmaklarından süzülen parlak ışıkla birlikte adamın tüm yaraları bir anda iyileşiverdi.

Tüccar büyük bir rahatlama hissiyle nefes aldı. Kendisine acıması için Marie’ye yalvaran gözlerle gülümsedi. “Küçük hanım, eğer bana yardım ederseniz, o pislik Pierre’den kaçmanıza yardım edebilirim.”

Marie dilini şaklatıp tetiği bir kez daha çekti.

Tüccar acı içinde kıvrandı. “Neden amaaa!”

Marie ona tatlı tatlı gülümsedi. “Çünkü aradığım bilgi bu değil.”

“N-ne istersen yapacağım! Ne bilmek istiyorsan anlatacağım!”

“Aa, gerçekten mi?” Marie gözlerini Chris’e çevirdi. “Chris, o şey yanında mı?”

Chris şaşkınlıkla bakakaldı. “Ha? Şey, evet. Ama bununla ne yapacaksın ki? İlk defa birinin bile bile bozuk, defolu bir bıçak aradığına şahit oluyorum.”

Buraya gelirken yolda durup satın almışlardı ve gerçekten de Chris’in dediği kadar uyduruk, kalitesiz bir şeydi. Marie bıçağı aldı, deponun kenarındaki metal raflara doğru yürüyüp bıçağın ağzı çentik çentik olana kadar metali raflara vurdu.

Greg kaşlarını çattı. “Şey, Marie?”

Marie testere gibi olan tırtıklı bıçağı inceleyip başıyla onayladı. “Bu iş görür.”

Kabzayı sıkıca kavrayıp yeniden tüccara doğru döndü.

“D-dur! Onunla ne yapmayı planlıyorsun?” diye sordu tüccar, sesi korkudan titriyordu.

“Kitaplarınızdan birinde okumuştum,” diye yanıt verdi Marie son derece masum bir ses tonuyla. “Cumhuriyet’te sorguları böyle yapıyormuşsunuz, değil mi?”

Adamın tüm vücudu zangır zangır titremeye başladı.

“Hiç endişelenme,” dedi Marie. “İyileştirme büyüsünde oldukça iyiyimdir. Ne kadar ağır yaralanırsan yaralan, seni saniyeler içinde eski haline getirebilirim!”

“Konuşacağım! Her şeyi anlatacağım!” diye hıçkıra hıçkıra ağladı adam. “Yalvarırım yapma, acı bana!”

Marie gülümsedi. “Ah, ben işime devam edeceğim ama sen de bu sırada dilediğin kadar konuşabilirsin. Eğer ilginç bir şeyler anlatırsan, belki o zaman dururum.”

Kyle tir tir titreyen tüccara bakıp Marie’ye doğru eğildi ve fısıldar gibi konuştu. “Usta, gerçekten ona işkence etmeyeceksiniz, değil mi?”

“Ne? Elbette hayır.”

“Ama o zaman neden…”

Marie’nin işkence gibi vahşi şeylerle işi olmazdı. “Aptal. Bunu bilgi koparmak için yapıyorum. Ona neyi öğrenmek istediğimizi söylersek, bir sürü yalan uydurup işin içinden sıyrılmaya çalışır. Bu yüzden ona hiçbir soru sormadan her şeyi dökülmesini sağlayacağım. Ne aradığımızı bilmediği için de canını kurtarmak adına bildiği ne varsa anlatacak.”

Bu yöntemi gerçekten de cumhuriyetin kitaplarından birinde okumuştu. Şimdi sadece işe yarayıp yaramadığını test ediyordu.

“Gerçekten bu kadar ileri gider misiniz?” diye sordu Kyle. “Şu an cidden ürperdim.”

“Kes sesini be. Leon’un güvenini yeniden kazanmak zorundayım! Onun kara listesine girmenin ne demek olduğunu hayal bile edemezsin. Çok tehlikeli! Eğer bu iş onun gözüne girmemi sağlayacaksa, seve seve yaparım!”

Kyle başını iki yana salladı. “Kont o kadar da öfkeli görünmüyordu. Eminim bu seferlik seni affedecektir.”

“Bana güven, sen onu benim kadar tanımıyorsun. Şimdi çeneni kapa da şu pislikten biraz bilgi sızdıralım. Leon’un ölüm listesine girmemek için acilen kendimi affettirmem gerekiyor.” Bunları düşünmek bile Marie’nin ürperir gibi titremesine yetti. Az önceki o dişli, cesur halinden eser kalmamıştı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.