O akşam elimde mutfak alışverişi poşetleriyle eve döndüğümde, kapının önünde oturan bir kızla karşılaştım.
Bak sen, bu bir ilk... Yok canım, değildi.
Japonya'dayken Marie'yi tam da böyle bulmuştum bir kez. Gezip tozup bütün parasını çarçur etmiş, eve dönecek tren biletine bile beş kuruş bırakmamıştı. Başka çaresi kalmayınca da sırf sırtımdan geçinmek için kapımın önünde yatıp kalkmıştı.
Korku filminden fırlamış gibi bir sahneydi.
Kızın saçları sarıydı, uçlara doğru pembeleşiyordu. Kim olduğunu tahmin etmek hiç de zor değildi.
"Gecenin bu saatinde ne yapıyorsun burada?"
Noelle başını kaldırıp bana baktı. "Üzgünüm, sadece eve dönmek istemedim."
Gülüşünde o her zamanki canlılık yoktu. Her ne yaşandıysa, güçlü görünmeye çalışıyordu işte.
"İçeri gel," dedim.
"Gerçekten çok üzgünüm. Yani samimiyim, senin de başın kalabalıyorken hiç sırası değildi."
Anlaşılan bizim durumu haber almıştı.
"Okulda işler nasıldı?" diye sordum.
Noelle ensesini kaşıyıp tuhaf bir şekilde güldü. "Tek kelimeyle berbat."
"Öyle mi?" Poşetleri içeri taşıyıp Elle ile ilgilenmeye koyuldum.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.