Kabul salonuna vardığımda Noelle bizi bekliyordu.
“Ah, Leon.”
Bir an önce Lelia ile ne konuştularsa pek de iyi bir şey olmadığı belliydi. Noelle’in yüzü bulutlanmıştı, Lelia ise bize dik dik bakıyordu. Omzumun üzerinde süzülen Luxion’ı fark edince gözleri fal taşı gibi açıldı. Tetikte duruşundan onun tam olarak ne olduğunu bildiği anlaşılıyordu.
“Noelle,” dedim. “Kız kardeşinle biraz konuşabilir miyiz?”
“Tabii, konuşun.”
Göz ucuyla Lelia’ya baktı. Lelia ise sanki bu anı bekliyormuş gibi kollarını ve bacaklarını kavuşturup kuruldu.
“Benim de sizinle konuşmak istediğim pek çok şey var zaten,” dedi Lelia. “Görünüşe göre ablama çok iyi bakıyorsunuz.”
“Pekala,” diyerek ikizini uyardı Noelle odadan çıkmadan önce. “Ama kibar ol.”
Marie, Lelia ile benim aramda göz gezdirirken yüzünü ekşitti.
“Demek buraya reenkarnasyonla geldin?” diye sordum.
“Doğru,” dedi Lelia. “Ana karakterin ikiz kız kardeşi olarak. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlamıştım üstelik. Sen her şeyi mahvedene kadar.”
Kendimi koltuğa bıraktım, Marie de yanıma ilişti. “Bunun için özür dilerim.”
Luxion gözlerini Lelia’ya dikti. “Eee? Buraya ne için geldin?”
Kız bir an ona baktıktan sonra bana döndü. “Sende neden hileli bir eşya var?”
“Çünkü onu elde etmek için canımı dişime takıp çalıştım.”
“Her neyse. Önemi yok.” Yüzünü asarak asıl geliş sebebine sadede geldi. “Fidanla birlikte ablamı geri istiyorum.”
“Efendim?” Marie alaycı bir tavırla araya girdi. Benden bile daha çok öfkelenmişti. “Senden emir almamız için tek bir sebep söylesene?”
“Fidan, ablam olmadan kuruyup gidecek çünkü rahibe olma yeteneğine sahip tek kişi o. Bu kadarcık şeyi bile bilmiyor musunuz? Eğer o fidan ölürse, bütün hikaye akışı mahvolur!”
Bu durum Lelia’yı ne kadar endişelendirirse endişelendirsin, benim zerre umurumda değildi. Tabii, kafamı kurcalayan tek bir şey hariç. “Bir saniye dur. Senin de bu yeteneğin yok mu?”
Lelia burnunu çekti. “Hayır. Sadece Noelle’de var.”
Marie’nin alnından soğuk ter süzüldü. “Dur, dur bir dakika. Ama siz ikizsiniz, değil mi? İkinizin de aynı derecede yetenekli olması gerekmez miydi? Ne bileyim, her birinizin çift at kuyruğu yerine kafanızın yanından tek bir at kuyruğu yapması gibi gücü de eşit olarak paylaşabilirdiniz. Sonuçta ikiniz de Lespinasse ailesinin mirasçısısınız.”
“Saçımızın bununla hiçbir alakası yok!” diye tersledi Lelia. “Lespinasse hanedanı yıkılmadan önce, ailemiz bize sadece Noelle’in rahibe olabileceğini söylemişti. Ana karakter o, ben değilim.”
Göz ucuyla Luxion’a baktım.
“Altı Büyük Hanedan’dan elde ettiğim bilgiler, rahibenin kan bağıyla seçildiğini belirtiyor,” dedi.
Lelia başını salladı. “Rahibe, insanlarla Kutsal Ağaç arasında bir köprü görevi görür. Annem önceki rahibeydi, babam ise muhafızdı. İşlerin böyle yürümediğini bizzat onlar söyledi. Eğer bunu bilecek biri varsa, o da onlardır. Bu kadar basit.”
Marie de ben de başımızı ellerimizin arasına aldık.
“Bu olamaz. Bütün planımız suya düştü.”
“Luxion, seni yalancı pislik!”
Lelia bize ters bir bakış fırlattı. “Planım için ne kadar emek harcadım, haberiniz var mı? Çocukken evimiz bir yangınla kül oldu ve ben yuvamdan sürüldüm. Akademiye başlayana kadar bunca yılı ablama bakarak geçirdim. Çok yorucuydu. Onu Loic ile bir araya getirdiğimde dünyanın kurtulacağını sanıyordum.”
İşte bu laf kafamda alarm zillerinin çalmasına yetti.
“Bir dakika. Bana Loic’i kışkırtıp durduğunu söyleme sakın?”
“Kışkırttım tabii. Gerçek son için o hayati bir öneme sahip. Onlar birbirlerinin kaderi.”
Gerçek son derken, oyunun orijinal sonunu kastettiğini tahmin ediyordum. Yani Loic ile Noelle’in birlikte olmasını mı?
Yüzümü ekşittim.
“Ne oldu?” diye sordu Lelia. “Bir sorun mu var?”
“Evet, öyle de denebilir. Noelle, Loic’ten ölesiye nefret ediyor.”
Beni onaylaması için Marie’ye bir bakış attım.
“Evet. Loic’in en ufak bir şansı bile yok,” diyerek bana katıldı. “Yani, kız ondan gerçekten nefret ediyor. İçsel bir iğrenti duyuyor adeta. Adını duyunca bile midesi bulanıyor. O ikisini bir araya getirmek konusunda hiç şansın olduğunu sanmıyorum.”
Zor durum. Sevdiğim biri bana karşı “içsel bir iğrenti” duyduğunu söylese, herhalde üç gün odama kapanıp ağlardım. Lelia herhalde ablasının ne hissettiğini anlayabiliyordu.
“A-ama oyunda, ablam ve Loic—”
“Eğer bu dünya senaryoyu birebir takip etseydi,” dedi Marie, acı çeken bir ses tonuyla, “hiçbirimiz bu kadar çile çekmezdik.”
Bunu bizzat yaşayarak öğrenmişti. Onun için biraz üzülmüştüm doğrusu.
“Evet, çok şey atlattın,” diyerek hak verdim. “Bunun temel sebebi de ters harem rotasına girip muhteşem bir şekilde çuvallamandı.”
Marie gözyaşlarını koluna sildi. “Hatırlatıp durma. Zaten pişmanım.”
Lelia burnunu kıvırdı. “Ciddi misiniz? Gerçekten ters harem rotasını mı denedin? Öğğ. Tam bir zavallı. Kim böyle bir şey yapar ki?”
“Kes sesini be!” diye çıkıştı Marie. “Mutluluğu burnunun ucunda görünce kapıp kaçmak insanın doğasında var. Hem, sen de kolay lokma Emile’in peşinden koşmadın mı? Beni yargılayacak son kişisin!”
“Affedersiniz? Benim niyetim gayet samimiydi. Ben sadece tek bir adamı seçtim!”
“Hah! Güldürme beni. Zengin ve iyi bir aileden geldiği için onu seçtin, değil mi? Samimiyetmiş, yesinler.”
Olay resmen bir kedi kavgasına dönüşüyordu.
“En azından ben bütün hedef karakterleri kendime saklamaya çalışmadım!”
“Ah, lütfen! Tek bir adamı hedef almış olabilirsin ama sen de aynı şeyi yapıyorsun!”
“Bizi bir tutma!”
Kavga hızla büyüdü. İkisi de oturdukları yerden fırlayıp birbirlerinin saçına başına yapıştı, karşılıklı hakaretler havada uçuştu.
Başımı salladım. “Korkunç.”
“Korkarım bu fikre ben de katılmak zorundayım,” dedi Luxion.
Kızlar yorulup nefes nefese kaldıklarında, bunu bitirmek için bir fırsat gördüm.
“Her neyse… Temelde hepimiz dünyanın sonunun gelmesini engellemek istiyoruz. Öyleyse neden iş birliği yapmıyoruz?”
Lelia da bizimle aynı gemideydi. Hepimiz buraya reenkarnasyonla geldiğimize göre, birlikte çalışmak en mantıklısıydı.
Lelia homurdanarak saçını başını düzeltti, üzerini çekiştirerek Marie ile birlikte yerlerine geri döndü.
“İş birliği yapmak mı istiyorsun? Pierre’in etkinliğini mahveden ve ablamla Loic’i ayıran sensin!”
“Üzgünüm,” dedim ve tamamen samimiyetsiz bir şekilde omuz silktim. “Ama kaşınan oydu. Benim de korumam gereken bir onurum var. Loic’e gelirsek, hareketleri tehlikeli bir hal almaya başlamıştı. Onu durdurmanın en iyisi olduğunu düşündüm.”
“Loic sadece biraz sahiplenici, o kadar. Bu da onun cazibesinin bir parçası. Noelle ile bir araya geldiklerinde sakinleşeceğine eminim.”
Biraz mı? Kız buna biraz mı diyordu?! Kadınların “biraz sahiplenici” tanımı kesinlikle çok farklıydı.
“Her neyse,” diye devam etti Lelia. “Asıl büyük sorun, Pierre’in etkinlik sahnesini mahvetmiş olman! Hem, kim birini senin yaptığın gibi köşeye sıkıştırır ki?! Emile, Pierre’in başının çok büyük belada olduğunu söylüyor!”
Düellomuzu izlemişti demek. Omuz silktim. “Kavga çıkarmak onun hatasıydı. Onu köşeye sıkıştırmış olabilirim ama pislik herifin teki olduğu için bunu kendisi hazırladı. Suçu bana yıkamazsın. Tuzağıma düşecek kadar aptal olmasaydı.”
Lelia bana dik dik baktı. “Gerçekten tam bir hainsin.”
Marie oturduğu yerden fırladı. “Pierre hiç de acınacak birine benzemiyor! Hem, bizimle gerçekten iş birliği yapmalısın.”
Aynı amaca sahiptik, bu yüzden birlikte çalışabilirdik. Lelia hoşnutsuz görünüyordu ama reddetmedi. “Şimdilik bana sadece fidanı ve ablamı verin.”
İçinde fidan olan kutuyu çıkarıp masaya koydum. Tartışmamız için hayati bir öneme sahip olacağını düşündüğüm için yanımda getirmiştim. “Bunun için endişelenmene gerek yok. Onu özel bir kutuya koydum, bu yüzden yakın zamanda kurumayacaktır—hey, bir saniye.”
Sağ elimin arkası parlamaya başlamıştı. Belki de bana öyle geliyordu ama fidan da ışık saçıyor gibiydi.
“Elin!” diye nefesini tuttu Marie.
Derimin üzerinde kazınmış bir mühür belirdi. “Bu da ne? Hey, biri bana bunu açıklasın!”
Lelia şaşkınlık içinde bakakaldı. “N-neden sende muhafızın nişanı var?!”
“Ooo? Kutsal Ağaç insandan anlıyor demek,” dedi Luxion. “Seni kendi muhafızı olarak seçti.”
“Beni miiii?!”
Fidan henüz rahibesini seçmemişken, nasıl olduysa ben onun muhafızı olmuştum. Bu konumun ana karakterin sevgilisine gitmesi gerekiyordu. Neden beni seçmişti ki?
İşlerin bu noktaya geleceğini kesinlikle hiçbirimiz tahmin edememiştik.
Kahretsin! Şimdi ne olacaktı?!
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.