Hertrauda, beyliğin amiral gemisinden dışarıyı izlerken gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. “Neden kalbin bizim için bu kadar sızlıyor? Yapma artık! Sen bizim düşmanımız olmalıydın! Bizim için üzülme! Yalvarırım, dur! Yeter!”
Ancak Livia’nın çektiği ızdırap herkese dalga dalga yayılıyor, Hertrauda’nın yüreği de onunkiyle birlikte kavruluyordu. Etrafındakiler ya boş gözlerle karşıya bakıyor ya da hıçkırıklara boğularak yere yığılıyordu. Livia’nın gücü, içlerindeki bütün savaşma azmini söküp almıştı.
“Yani şimdi gerçekten… kinimizi öylece unutacak mıyız? Bu kadar kolay mı?”
Kahredici bir durumdu ama Hertrauda’nın içindeki intikam hırsı da yavaş yavaş çekiliyordu. Hertrude daha önce beyliğin davasının haklı olup olmadığını sorduğunda Hertrauda bunun bir önemi olmadığını söylemişti. Gerçekten önemisiz miydi yani?
Hertrude küçük kız kardeşini kollarının arasına aldı. “Rauda, artık bu işe bir son verelim. Gökyüzü Muhafızı zaten yok oldu.”
Hertrauda başını iki yana salladı. “Hayır. Bunu istemiyorum! Her şey böyle bitecekse ben hayatımı neden feda ettim ki? Savaşmak zorundayım! Yoksa… yoksa ne uğruna ölüyorum ben?!”
Çaresizlik ve öfkeyle elindeki Sihirli Flüt’ü sıktı. Savaşmak istiyordu ama yüreği söz dinlemiyordu. Bu insanlardan nefret etmesi gerekiyordu fakat yapamıyordu.
“Korkaklar! Böyle bir şeye başvurduklarına göre krallık gerçekten de boğazına kadar pisliğe batmış. Düşmanınızın sizden nefret etmesine, kin beslemesine bile izin vermeyecek kadar alçalabilir misiniz? Bu kadarına nasıl cüret edersiniz! İrademi elimden almaya ne hakkınız var? Kalplerimize bu şekilde hükmetmeniz hiç adil değil!”
Hertrauda hıçkırıklara boğuldu. Hertrude ona sıkıca sarıldı, ikisi birlikte ağlamaya başladı. “Özür dilerim. Benim yerime bunları yaşamak zorunda kaldığın için çok özür dilerim.”
Deniz Muhafızı kaybolurken Hertrauda’nın ellerindeki Sihirli Flüt de ufalanıp toz haline geldi.
“Olamaz… Deniz Muhafızı bile yenildi…” Hertrauda’nın bedenindeki yaşam enerjisi yavaş yavaş çekiliyordu. Bilinci giderek uzaklaşıyor, bulanıklaşıyordu.
“Rauda!”
“Trude, çok korkuyorum ama… bir yandan da içim ısınmaya başladı.”
Livia’nın gücü, Hertrauda’nın içindeki korku kırıntılarını bile bastırıyordu. Korkunun yerini ruhunu okşayan sıcak bir huzur kapladı. Bütün direnci kırıldı, yüzüne dingin ve huzurlu bir ifade yerleşti.
“Özür dilerim Trude. Seni böyle yapayalnız bıraktığım için… çok özür dilerim.”
Hertrauda’nın gözleri yavaşça kapandı. Ablasının hıçkırıkları giderek uzaklaştı, silindi ve geriye derin bir sessizlik kaldı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.