Üzerime doğru atılan canavarı biçip arkama bir bakış attım. Tüm zırhlar, bütün gemiler... Her şey olduğu yerde donuklaşmıştı. Savaş bir anda bıçak gibi kesildi. Çevredeki tüm canavarlar simsiyah bir duman bulutuyla buharlaşıp yok oldu. Weiss'tan yayılan sıcacık bir ışık etrafımızı sardı.
"İşte bu kadar. Nihai silah."
Tepemizde dikilen devasa yaratık bile gözlerini sıkıca kapatıp kollarını siper etti. Tabii bir işe yaradığı yoktu. Weiss'ın yaydığı ışık öyle güçlüydü ki devin bedenini santim santim kemirip yok ediyordu.
"Ve nihayet bitiyor."
Prensliğe ait zırhlar birer birer kollarını indirdi. İletişim hattımızdaki cızırtı kayboldu, gökyüzünü kaplayan yoğun bulutlar çekilip yerini masmavi bir göğe bıraktı.
"Aşk gerçekten mucizevi bir şey! Hmm?!"
Zaferimizin tadını çıkarıp kahkaha atmaya yeltendim ama bir anda içimdeki tüm savaşma isteği çekildi. Mide boşluğuma tuhaf bir korku oturdu. Biri sanki içimdeki bütün öfkeyi çekip almış gibiydi.
Gökyüzünde bir ses yankılandı.
"Lütfen artık savaşmayın. Hiçbirinizin zarar görmesini istemiyorum. Yalvarırım durun!"
Livia'nın sesiydi bu.
"Demek olay bu. Livia'nın gerçek gücü..."
Sesi insanın doğrudan kalbine işliyordu ama rahatsız edici bir his değildi bu. Konuştukça kelimeleri insanların ruhuna dokunuyor, duygularına yön veriyordu. Kimse ona karşı koyamıyordu.
"Bırakalım artık, olur mu? Böyle devam edersek daha çok can yanacak. Lütfen durun."
Sadece birkaç kelime bir savaşı durdurmaya yetseydi, insanlık bunca zaman acı çekmezdi. Yine de onun bu savaşın bitmesine dair duyduğu o derin arzu, zihnimin en ücra köşelerine kadar sızıyordu.
Yanımdaki Luxion'ın boş kabuğundan bir ses yükseldi. "Zihinsel saldırı tespit edildi."
Evet, tam olarak buydu yaşanan. Üstelik inanılmaz derecede güçlü bir saldırı.
Weiss, Livia'nın doğuştan gelen yeteneğini katbekat arttırıp güçlendirmişti. Ortaya çıkan şey tek kelimeyle dehşet vericimdi. Krallıktan ölesiye nefret eden prenslik şövalyeleri, onu dinledikçe silahlarını ellerinden düşürüyordu. Aralarından illaki "Siktir oradan!" ya da "Böyle bitmesine izin veremeyiz!" diye bağırmak isteyenler vardı. Fakat içlerinde kalan son nefret kırıntısı bile Livia'nın kederi karşısında eriyip gitti.
Bu manzara bana oyundaki o sahnelerden birini hatırlattı.
Tepemizdeki dev, son bir ürpertici çığlık attıktan sonra tamamen ortadan kayboldu.
"Korkunç bir güç," diye mırıldandım. Böyle bir gücün elini kolunu sallayarak kullanılmaması gerekiyordu... Hatta belki de hiç kullanılmamalıydı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.