Marie çenesini tutamadığına o saniyede pişman oldu.
Akademinin dış avlusunda dikiliyordu. Angie ile Livia hemen önünde, yerde büzülmüş duruyordu.
Şaka yapıyor olmalısınız. Marie'nin yüzünden soğuk terler damlamaya başladı.
Etraflarını saran kalabalık, Marie ve peşindekileri ortalarına alan büyük bir halka oluşturmuştu.
"Baksanıza Leydi Marie, acınası görünüyorlar."
"Bir dük kızının, halktan biriyle yan yana başını eğdiğine inanamıyorum. Alınlarını yere yapıştırmışlar resmen."
"Ne kadar da çirkin bir manzara."
Öğrenciler kahkahayı bastı.
Marie'nin yanındaki Kyle bıkkınlıkla iç çekti. "Bunun iyi bir fikir olduğuna emin misin? Bana bile fazla kaçtı gibi geldi."
Oyunun kadın kahramanı ile kötü kadını, yani Livia ve Angie, Marie'nin önünde diz çökmüş, yerlere kadar eğiliyordu. Onlara bunu yapmalarını söyleyen Marie'ydi, evet ama kelimelerini bu kadar ciddiye alacaklarını rüyasında görse inanmazdı! Sırtından aşağı soğuk terler boşaldı. Kendini kaptırmak gibi kötü bir huyu vardı ama bu kadarı onun bile gülebileceği bir şey değildi.
Durun bir dakika! Gerçekten, bir saniye bekleyin! Zaten sizden istediğim şeyi yapmam mümkün değil, sırf bu yüzden böyle bir şart koşmuştum! O aptal figüranı kurtarmamın imkanı yok ki!
Angie ve Livia herkesin önünde kendilerini rezil ederek üzerlerine düşeni yapmıştı yapmasına ama Marie'nin kendi sözünü nasıl tutacağına dair en ufak bir fikri yoktu.
Kalabalıktan yükselen kahkahalar avluda yankılandı. Bütün akademi bu rezaleti izlemekten keyif alıyordu.
"Neredeyse ağlayacağım. Eskiden o kızın peşinde gezdiğime inanamıyorum. Soylu gururuna ne oldu?"
"Bir erkek için yapıyor bunu, biliyorsun değil mi? Şu Bartfort'ta ne buluyorsa artık?"
Angie'nin eski takipçileri kendi aralarında fısıldaşıyordu. Onun konumundaki birinin, kendisinden alt statüdeki bir soylunun önünde boyun eğmesi korkunç bir emsal teşkil ediyordu. Marie de tam olarak bu yüzden Angie'nin bunu reddedeceğini sanmıştı.
Şimdi ise Marie'nin etrafındakiler iyice coşmuştu.
"Hadi ama, adamakıllı yalvarmanız gerek!" diye öttü içlerinden biri.
Angie başını yerden kaldırmadan yalvarmaya devam etti. "Leon'un hayatını bağışlamanızı diliyorum."
Bu sözler kalabalığı daha da kışkırttı.
"Hiç olmadı," diyerek alaycı bir tavırla kıkırdadı diğeri. "İstemenin daha güzel bir yolu var, değil mi? Bir dük kızı olarak bunu çoktan öğrenmiş olmalıydın. Bir iyilik dileneceksen kendini daha da alçaltmalısın."
Angie dişlerini sıktı. "Lütfen Leon'un hayatını bağışlayın, L-Leydi Marie!"
Marie'nin dili tutuldu. Diz çökmeleri bir yana, o hitap şekli... Görgü kurallarının ağır bir ihlaliydi bu.
"Halktan biri, sen de!"
"Lütfen Leon'un hayatını bağışlayın, Leydi Marie!"
"Sizi koruyacak Bartfort olmayınca ikiniz de ne kadar acizsiniz. Tek bildiğiniz onun arkasına saklanıp sizi korumasına izin vermek."
Gerek Marie'nin yanındakiler gerekse diğer öğrenciler kahkahalara boğuldu.
Ne oluyor be? Bu insanlar kafayı yemiş! Hırslarını çıkarmak için bunu bahane ediyorlar, değil mi? Gerçekten inanamıyorum bunlara.
En azından diğerlerinin bu iğrenç davranışına bakıp tiksinmek, Marie'nin bu olayı başlatmaktaki rolünü görmezden gelmesini kolaylaştırıyordu.
Ve sonra...
"Leydi Marie, bundan harika bir ayak taburesi olur." Marie'nin peşindekilerden biri Angie'nin başının arkasını işaret etti.
"Ne?!"
Diğer yalakalar da hemen söze atıldı.
"A, madem öyle, dükün kızını sandalye, halktan olanı da ayak taburesi yapsın!"
"Azize'ye sandalye olabildiğin için gurur duymalısın Angelica, öyle değil mi?"
"Çabuk cevap ver!"
Kızlardan biri Angie'nin kafasına doğru bir tekme sallamaya yeltenince Marie çığlık atmak istedi.
Siz aptallar ne yapıyorsunuz şu an?! Beni doğrudan kötü sona götürecek bir bilet mi kesmeye çalışıyorsunuz? O figüran yaptıklarımı bir duyarsa hepimizden intikamını alır! Beni diri diri yakar o! Marie, elinde tüfeğiyle ifadesizce duran Leon'u bütün netliğiyle gözünün önüne getirebiliyordu. Bacaklarının titremesini durduramadı. Doğru ya. Herifin elinde hileli bir eşya var, değil mi? Gerçekten sinirlenirse...
Tam o anda imdada yetiştiler. Julius kalabalığı yarıp öne çıktı ve Marie'nin peşindekileri durdurmak için elini kaldırdı. "Kararlılıklarını yeterince gördük, değil mi? Marie, bunu daha fazla sürdürmenin bir anlamı yok."
"Katılıyorum," dedi Brad onunla birlikte öne çıkarken. "Bayağı bir şov yaptılar. Biz de onlara aynı derecede samimi olduğumuzu göstermeliyiz."
Jilk başıyla onayladı. "Geçmişe bir sünger çekelim. Marie, yaptıkları şey için onları affedelim."
Şu üçünün kendilerini bir şey sanma huyuna da bayılıyordu hani.
Chris de söze katıldı. "Daha fazla kendilerini küçük düşürmelerine izin verirsek bu sadece Marie'nin itibarına gölge düşürür."
Greg yumruğunu avucuna vurup Marie'ye sırıttı. "İyi cesaret gösterdiler. Şimdi Bartfort'u kurtarma sırası bizde."
Bu dünyada insanların önünde yerlere kadar eğilme gibi bir kültür yoktu. Onların gözünde bu sadece sıra dışı bir gösteriydi ve kızları affetmek için fazlasıyla yeterliydi.
Öte yandan Leon, Japonya'dan reenkarne olduğu için bunun tam olarak ne anlama geldiğini gayet iyi biliyordu. Burada olanları duyarsa...
Marie korkuyla titredi. Hapı yuttum. Onu gerçekten kurtaramayacağımı söylersem hayatım kayar. Bir dakika. Neden kendi kendini kurtarmıyor ki bu herif? Hayır, gerçekten. Aptal mı bu adam?
Sonra aklına bir fikir geldi. Etrafındaki beş erkeğe dönüp olabildiğince tatlı ve umut dolu bir sesle sordu: "Bunu sizlerin üstlenmesinde bir sakınca var mı acaba?"
Beşli ona dönüp sırıttı ve başlarıyla onayladı.
En azından şimdilik paçayı kurtarmıştı. Marie arkasını dönüp yerdeki iki kızı arkasında bırakarak yürümeye başladı, yalakaları da peşine takıldı.
"Çok cömertsiniz, Leydi Marie."
"Ben olsaydım üzerlerinde tepinirdim."
"A, gerçekten mi? Ben olsaydım çırılçıplak soyar, sonra özür diletirdim."
İğrenç yaratıklar.
Şimdi bunu düşünmeyelim. Öğğ, bu hiç komik değil. Bu adamlar ne yaptıklarının farkında bile değil. Neleri var böyle? Bu düşündüğümden çok farklı gelişiyor.
Diğer kızlar gevezelik edip gülüşmeye devam ederken, Carla en arkada çıtını çıkarmadan geliyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.