Geçmişin Hesabı ve Geleceğin Çıkmazı

Marie’nin yüzü sirke satıyordu. Zindan hücresinden çıkarılıp bir misafir odasına getirilmişti, şimdi de karşımda oturuyordu.

“Beni taşraya mı sürgün ediyorlar? İğrenç,” diye homurdandı.

“Seni kurtardıktan sonra takınacağın tavır bu mu?”

Baş başa konuşuyorduk çünkü ona sormak istediğim daha çok şey vardı. Onu hayatta tutmak için bu kadar uğraşmamın nedenlerinden biri de buydu; ailemize ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Sakinleşince şunu anladım ki, onu öldürmek sadece anne ve babamı üzerdi. Yine de şahsi olarak onu affetmiş değildim. Fırsatını bulsam o aptal sürüsünü evire çevire dövmekten büyük keyif alırdım.

Bir dakika. Onları şimdi yumruklasam kimse bana bir şey demezdi, değil mi?

“Ben şehirde ışıldayan kızlardanım!” diye feryat etti Marie.

Başımı yana eğdim. “Benim kanımı, terimi ve gözyaşlarımı akıttığım topraklar hakkında şikayet mi edeceksin?”

“Şu taşrada rahat bir hayat sürme sevdasından vazgeçmelisin artık. Seni böyle negatif ve karamsar yapan şey tam da bu.”

Taşrada huzurlu bir hayat istemenin neresi negatif ya da karamsar, çok teşekkür ederim. “Eski hayatında yaptığın tek iyi şey ailemize bir torun vermekti,” diye çıkıştım ona. “Onun dışında, senin gibi bir kızları olduğu için onlara acıyorum.”

“Sanki senin konuşmaya hakkın var. Onları bırakıp ölen sensin!”

“Senin yüzünden öldüm!”

“Yakışıklı çocukların olduğu flört simülasyonlarını ağzın kulaklarında oynayan sendin! Normal bir insan bir video oyunu maratonu yüzünden ölmez!”

“Asıl sen yakışıklı adamların olduğu flört simülasyonlarını ağzın kulaklarında oynuyordun!”

“Senin suçun!” dedi Marie.

“Hayır, senin suçun!”

Luxion, olan bitenle zerre ilgilenmeden yakınımızda süzülüyordu.

“Luxion, şuna söyle; ters harem sonuna ulaşmaya çalıştığı için her şey onun suçuydu. Ortalığı birbirine katan o!”

“Asıl sen hem kötü kadını hem de başrolü yanından ayırmadın!”

Gözlerimi ona diktim. “Bizim ilişkimiz saf! Seninkinin aksine!”

“O senin korkaklığından! Hamle yapacak cesareti olmayan bir aptal olduğun için öyle!”

“Luxion! Çabuk şuna ne kadar acınası olduğunu söyle, haksız olan o!”

Marie de gözlerini Luxion’a dikti. “Hadi, yuvarlak şey, şu acınası ve işe yaramaz ağabeyime asıl suçlunun kendisi olduğunu söyle!”

Yapay zekanın gözü ikimizin arasında gidip geldi. “Bu durumda fikrimi belirtmeme izin verin. Sizin gibi iki çocuğa sahip oldukları için anne ve babanıza acıyorum.”

Pislik herif. Söyleyecek tek şeyin bu mu? Gerçekten mi? Ancak içimdeki tüm öfke çekilip gitti, yerini bir suçluluk duygusu aldı.

Marie fısıldadı: “Hey, biraz ağır konuşmadı mı? Ortamın havasını hiç mi anlamıyor bu?”

“Tam can evinden vuruyor, değil mi? Burada mantığın sesi olmasını hiç istemezdim.”

“Belki de gerçekler olduğu için canınızı yakıyordur?” Luxion, Marie’ye döndü. “Şunu sormama izin verin; tüm yaptıklarınızdan sonra kızınızın yüzüne bakabilir miydiniz?”

Marie göğsünü tuttu. “A-ama o şu an burada bile değil. Ü-üstelik onu aileme bırakmış olsam da hala onunla konuşuyordum. Beni terk etmeyeceğini biliyorum.”

Vay be, demek bir ebeveyn olarak az da olsa öz farkındalığı varmış?

“Çok tatlı bir çocuktu. Birlikte yemek yerken benim için endişelenir, ‘Anne, kendine iyi bakıyor musun?’ derdi.”

Görünüşe göre yeğenim düzgün yetişiyor. Onlar için mutluluk dilemekten başka bir şey yapamayacağımı bilmek canımı yakıyordu.

“Annesinin bir ters harem kurmak için beş erkeği, hatta senin köle dahil edilirse altı erkeği baştan çıkardığını bilseydi, eminim gözyaşlarına boğulurdu,” dedi Luxion.

Marie şok içinde dizlerinin üzerine çöktü.

Karnımı tutarak kahkahayı patlattım. “Gördün mü? Sana demiştim! Tam bir pisliksin!”

“Usta, siz de ondan kalır değilsiniz.”

“Ha?!”

“Hem Angelica hem de Olivia size aşklarını ilan ettiler ama siz kaçıp duruyorsunuz,” dedi. “Oyun oynamayı bırakın da artık kararınızı verin.”

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.