"İşte olan biten bu," diyerek raporunu bitirdi Kraliçe Mylene.
Kral derin bir nefes verdi. "Tam bir kâbus."
Bay Vince de en az onlar kadar dertliydi. "Savaşacak kadar adam toplasak bile öyle bir canavarın karşısında tutunamayız. Bir de şu depremler var tabii..." Kadehini bir dikişte bitirdi. Masaya bıraktığında kadeh devrilip yan yattı. Masa sanki eğilmiş gibi, zemindeki titreşimler yüzünden yavaşça yuvarlanmaya başladı.
Prensip o devasa yaratığı çağırdığından beri sarsıntılar hiç kesilmemişti. Bu ikisi arasında bir bağlantı olabilir miydi?
Bakan Bernard doğrudan gözlerimin içine baktı. "Vikont Bartfort, açık konuşacağım. Kazanabilir misin? Elindeki kayıp eşyalarla o yaratığı alt etmen mümkün mü?"
Yutkundum. Eğer bu yaratık oyundaki nihai patronla aynı özellikleri taşıyorsa hiç şansım yoktu. Luxion bile onu yenemezdi. Kaybedeceğinden değil ama kazanamazdı da. O canavarı istediğin kadar katlet, yine de canlanırdı. Oyunu oynarken defalarca pes etmek, bir önceki kaydet noktasına dönüp her şeye sil baştan başlamak zorunda kalmış, haftalarca o bölümde çakılıp kalmıştım.
"Hiçbir fikrim yok," diyebildim sonunda.
Şu an söylediklerimin hepsi kendi tahminimden ibaretti. Rakibim hakkında hiçbir şey bilmiyorken kesin bir yanıt vermem imkansızdı.
Bay Vince kederle içini çekti. "Böyle diyeceğini tahmin etmiştim. Ama senden başka bel bağlayacak kimsemiz yok. O kayıp eşyaları sadece sen kontrol edebiliyorsun. Sen de yenemezsen, kraliyet ailesinin gemisini kullanmaktan başka çaremiz kalmayacak."
Kraliçe Mylene'in gözleri kısıldı. "Dük Redgrave, konuyu buraya getirerek ne yapmaya çalışıyorsunuz?"
Oyunda kraliyet ailesinin gemisi, ana karakter ile seçtiği sevgilisinin bindiği bir araçtı. Hikayenin ancak ikinci yarısında ortaya çıkardı ama gerçekten güçlü bir birimdi. Yine de performans açısından Luxion'ın yanına bile yaklaşamazdı. Hatta Partner bile ondan daha güçlü sayılabilirdi.
Fakat o geminin kendine has, bambaşka bir yeteneği vardı.
Bay Vince huzursuzca huysuzlandı. "Şimdi kullanmayacaksak ne zaman kullanacağız? İçinde bulunduğumuz durum ortadayken tereddüt etmenin hiçbir alemi yok."
Kraliçe Mylene tam bir şey söylemeye yeltenirken kral elini kaldırıp onu durdurdu.
"Yeter Vince. Ne demek istediğini anlıyorum ama o gemiyi sadece doğru vasıflara sahip olanlar hareket ettirebilir. Mylene de ben de bunu yapamayız."
Bu da oyunun kurallarından biriydi işte. Gemiyi sadece ana karakter ve onun sevgilisi, yani aşkın gücü hareket ettirebilirdi.
Asıl sorun da burada başlıyordu; Livia'nın o beş hedef erkekle hiçbir bağı kalmamıştı.
Sığınabileceğimiz tek çare Marie'nin gücüydü. Bize hem aşk hem de Azizlik gücü lazımdı. Yani Marie'ye muhtaçtık.
"Haşmetlim," diyerek söze girdim. "Lütfen kraliyet ailesinin gemisini kullanmamıza izin verin. Marie ve beş sevgilisine de ihtiyacımız olacak."
Kral kaşlarını çattı. "Ne istediğinin farkında mısın? Bu asla olamaz."
Kraliçe Mylene de başını iki yana sallayarak eşine hak verdi. "Korkarım haklı. Bu imkansız Leon. Gemiyi sana veremeyiz. Azize meselesine gelince... Tapınak onun için idam kararı açıkladı bile."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.