Luxion, ailesinin malikanesindeki yeni yaptırdığı odasında mışıl mışıl uyuyan Leon’u inceledi. Yatağa enlemesine uzanmış haliyle halinden pek bir memnun görünüyordu. Uyanıkken Marie’ye lanetler yağdırıp durmuştu ama yüzündeki bu huzurlu ifadeye bakılırsa sabaha öfkesinden eser kalmayacak, yine maskaralıklarına başlayacaktı.
"Bir de Marie'nin Azizlik unvanını almasına asla izin vermeyeceğine dair bana söz vermişti... Her beklentiyi boşa çıkaran bir ustaya sahip olduğum için gerçekten çok şanslıyım," dedi Luxion, Leon’un kendisini duymayacağını bildiği halde alaycı bir tavırla.
Yapay zeka, ikinci dönemi düşleyerek kısa bir es verdi. "Ne çok şey yaşandı..."
Leon, özellikle okul festivali sırasında başını kaşıyacak vakit bulamamıştı. Gerçi bu durum biraz da kendi kaşınmasından kaynaklanıyordu ama Luxion onun bunu fark ettiğinden şüpheliydi.
Korsanlarla yaşanan o olay ve Fanoss ile girilen çatışma da tam bir kördüğümdü. Leon’un bu süreçteki en büyük hatası, kendi başarılarını başkalarının üzerine yıkmaya çalışması olmuştu. Bütün şanı şöhreti Brad, Greg ve Chris’e devretmiş, üstüne bir de aileleri onları yeniden mirasçı ilan etsin diye yüklü miktarda para yardımı göndermişti.
Az uz bir meblağ değildi hani. Korsanları bozguna uğratarak elde ettiği servetin büyük kısmı eriyip gitmişti. Tabii Leon’un penceresinden bakınca bu durum kılını bile kıpırdatmaya değmezdi. Sonuçta yanında Luxion vardı ve Luxion ihtiyacı olabilecek her türlü kaynağı ona sağlayabilirdi. Paraya sıkışırlarsa daha fazlasını üretmek işten bile değildi.
Ne var ki Leon’un etrafındaki insanlar bu gerçekten habersizdi. Onların gözünde Leon, ününü hiç düşünmeden diğer gençlere bağışlamış, aradaki buzları eritmek için asilce bir yol sunmuştu. İlk düellodaki aşırı davranışlarından sonra insanların ona düşmanca yaklaşması son derece doğaldı. Ancak bu alçakgönüllülük ve sadakat gösterisinin ardından, o aşık budalası gençlerin aileleri oldukça müşkül bir durumda kalmıştı. Ne kadar içleri kan ağlasa da Leon’u topluluk önünde bağışlamak zorunda kalmışlardı. Soylu cemiyetine aralarındaki kan davasının bittiğini kanıtlamak adına, onun rütbe alması için tavsiye mektupları yazmışlardı. Tabii bunu içten bir minnet duygusuyla yaptıklarından değildi.
"Bunca şeyden sonra bir unvan daha alacağı rüyasında görse aklına gelmezdi herhalde," diye geçirdi zihninden Luxion.
Leon daha ne olduğunu anlayamadan dördüncü dereceden bir vikont olup çıkmıştı. Holfort Krallığı tarihinde tek bir nesilde bu kadar yükselmeyi başaran nadir kahramanlar arasına adını yazdırmıştı.
Leon yatağında mışıl mışıl uyurken, Luxion ustasının kazandığı bu başarıların ağırlığını kavrayıp kavramadığı konusunda endişeliydi.
"Her neyse, geriye sadece bir... Yok, iki sorun daha kalıyor."
Vikont unvanını almasıyla birlikte Leon’un evlenebileceği adayların listesi bir hayli kabarmıştı ve iki kadın bu listenin en tepesine yerleşmişti.
"Clarice ve Deirdre, ha? Zerre ilgini çekmeyen kızları kendine aşık etmek... Zeki mi yoksa aptal mı, karar veremiyorum."
Leon, Jilk ile olan meselelerini çözmesine yardım edip kalbini teselli ederek Clarice’i kazanmıştı. Fakat söz konusu Deirdre olunca Luxion’un bile kafası karışıyordu. Tek söyleyebileceği, kızın Leon’dan nefret etmediğiydi. Belki de sırf ondan nefret ettiği için Leon’u yanında, emrinde bir kul köle olarak istiyordu?
Luxion bu konuyu daha fazla kurcalamamayı seçti.
"Usta bundan sonra çok daha yoğun olacak. Krallık kıl payı da olsa şimdilik bir krizin eşiğinden döndü ama gelecekte olayların nasıl gelişeceğini görmek için sabırsızlanıyorum."
Bundan sonraki günlerinin çok daha hareketli geçeceğini tahmin etse de Luxion’un kendi başına bir hamle yapmaya hiç niyeti yoktu. Krallığın yerle bir olması umurunda bile değildi. İşler sarpa saracak olursa Leon’u ve ustasıyla bağı olan herkesi topladığı gibi buradan kaçardı.
Ne de olsa...
"Bana tek bir emretse, bütün bu krallığı ve prensliği bir anda yok ederdim. Tüm dertleri bir anda çözülürdü. Yine de bana o emri vermiyor."
Eski insan ırkı tarafından yaratılmış bir Yitik Eşya olarak Luxion, bu yeni insan soyundan nefret ediyordu. Tek bir sözüne bakardı, bu dünyayı seve seve haritadan silerdi. Neyse, sağlık olsun.
Luxion havada süzüldü. Kırmızı gözü pencereden dışarı kaydı, gece gökyüzünde asılı duran aya doğru baktı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.