Greg ve Brad sarayın avlusunda bir köşeye oturdu. İkisinin de kafası karmakarışıktı, içlerinde fırtınalar kopuyordu. Greg somurtuyor, Brad ise kederli gözlerle ayak uçlarını süzüyordu.
Uzaklardan onları fark eden Julius, hemen yanlarına koştu. Yüzünden yorgunluk aksa da dostlarını görür görmez gözlerinin içi güldü. "Her şeyi duydum!"
Anlaşılan birileri Julius’a çocukların kahramanlıklarını çoktan yetiştirmişti. İkisi de yüzünü astı.
Brad başını kaldırdı. "Ekselansları?"
Julius’un neşesi yerindeydi, yüzündeki gülümseme büyüdü. "Korsanların icabına baktığınızı duydum! Hem de o Bartfort’un gözünün önünde! Bu sefer zafer bizim oldu, değil mi? Üstelik aileleriniz bu başarınızı duyunca miras konusundaki kararlarını tekrar gözden geçirmeye başlamış. Yakında sizi yeniden varis ilan ederler, çok az kaldı!"
Greg homurdandı. "Yanlış biliyorsun. Kazandığımız falan yok. Ne güç ne de irade bakımından bir şey kazandık."
Brad de ona hak vermeden edemedi. "Yine de bir karar verdik, Ekselansları."
"Ne kararı?"
Greg ve Brad aynı anda ayağa kalktı.
"Bartfort’u yenmek istiyoruz," dedi Brad. "Artık derdimiz onun kaybetmesi değil. Birer erkek olarak onu kendi gücümüzle alt etmek istiyoruz."
Greg yumruğunu sıktı. "Ağzımdan aldın lafı. Bu halimizle onun dengi değiliz. Adam gerçekten harika bir şövalye. En başından beri ona karşı hiç şansımız yokmuş zaten."
Somurtuyor olmak bir şeyi değiştirmeyecekti, o günler geride kalmıştı. Şimdi harekete geçme vaktiydi.
"Ekselansları, kraliçe bizi huzuruna kabul eder mi acaba?" diye sordu Brad.
"Annem mi? Tabii ki kabul eder. Ama aklınızda ne var?"
Greg utanarak hafifçe sırıttı. "Bizim için yaptıklarından sonra ona borçlu kalamayız. Yoksa erkekliğimiz nerede kalır?"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.