Greg, Arroganz Ortak’ın güvertesine dikey iniş yaparken gözlerini ondan ayıramadı.
Brad ise o sırada hararetle, Leon’un zırhlarını parça pinçik ettiği korsanları bağlamakla meşguldü. Arkadaşına doğru, "Buraya gel de yardım et, odun kafalı!" diye kükredi.
Arroganz, Greg’in tepesinde adeta bir dağ gibi dikiliyordu. Genç adam devasa zırha bakarken içinden geçirdi: Hiç şansımız yok.
Arroganz, günümüz zırhlarının çoğundan çok daha iriydi; hem daha uzun hem daha heybetliydi. Kalın zırh plakalarıyla kaplı olmasına rağmen havada adeta süzülen bir tüy gibi dans ediyordu. Korsanların derme çatma teçhizatları onun karşısında zaten hiç tutunamamıştı.
Greg, Leon’un sahip olduğu gücü hiçbir zaman ulaşılmaz görmemişti. Sorun bu değildi.
Savaş tecrübeme her zaman güvenir, bununla gurur duyardım. Ne büyük bir saçmalıkmış... Şimdi tek başıma kaldığımda hiçbir işe yaramıyorum.
Greg daha önce savaşlarda aktif rol oynamıştı, bu doğruydu; fakat bunu sadece ailesinin hizmetkarlarından aldığı destek sayesinde başarabilmişti. Leon ise her zamanki gibi tamamen tek başına savaşıyordu. Korsanlar yüzünü gösterdiği an, hiç tereddüt etmeden onların üzerine atılmıştı.
Fark buradaydı. Asıl mesele de buydu işte. Leon tek başına ayakta kalıp zafer kazanabiliyordu. Greg ise bunu denemeye bile cesaret edememişti.
Kendi kendine, "Gerçekten de toyun tekiyim. Sadece kendini beğenmiş bir velet," diye mırıldandı. Kendini aciz hissediyordu. Dahası, Leon’un tahmin ettiğinden çok daha etkileyici bir savaşçı olduğunu o an, içten içe kabul etmek zorunda kalmıştı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.