Davetsiz Misafirler

Ertesi gün güneş doğduğunda kafamdaki sorulara hâlâ bir cevap bulabilmiş değildim. Kahvaltı masasında Greg yemeğini iştahla mideye indirirken, Brad her lokmayı kibarca ağzına götürüyordu.

Sabah sabah yine erkek erkeğe kaldık, diye homurdandım.

Livia odasına kapandığı için Luxion onun kahvaltısını odasına götürmüştü.

Greg ağzını silerek, "Sanki ben de sabahın bu köründe senin yüzünü görmeye çok meraklıyım," dedi. "Her neyse, şimdi ne yapıyoruz? Korsanların asıl gücü hâlâ dışarıda bir yerlerde, değil mi?"

Oyundaki ilerleyişe bakılırsa, korsan grubunun geri kalanıyla akademideki ikinci yılımızın ortalarına kadar karşılaşmamamız gerekiyordu. Ancak onları kendi hallerine bırakırsak başımıza daha büyük belalar açacaklardı. Kendilerine Kanatlı Köpekbalıkları diyen bu güruh, özellikle acımasız ve şeytani bir çeteydi. Bu işi sonra halletmek can sıkıcı olacaktı, hazır zaten buradayken işlerini tamamen bitirmek çok daha kolaydı.

"Nerede saklandıklarını bulduk," dedim. "İçeri dalmadan önce biraz daha beklememiz gerekiyor, sonra da..."

Luxion sözümü kesti. "Usta, görünüşe göre önce onlar bize saldırmaya karar vermiş."

Sandalyemden fırlayıp pencereden dışarı baktım. Greg ve Brad endişeli gözlerle beni izliyordu.

"Beklediğimden daha hızlı geldiler." Davetsiz misafirlerimizi karşılamak için odadan çıkmak üzere yöneldim.

Ben çıkarken Greg arkamdan seslendi. "Bartfort, yarı yarıya hurda olsa bile zırhlardan birini almama izin ver."

Brad de son derece ciddi bir ifade takınmıştı. "Dün ele geçirdiklerimizden birkaçını kurtardım. İkimiz de birer tane kullanmak istiyoruz."

Bu bozuk zırhlarla ne yapmayı planlıyorlardı ki? "Kesinlikle olmaz. Gerçekten o kusurlu zırhları çalıştırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Sizler hâlâ soylu sınıfı üyesisiniz."

"Lütfen!" Greg başını eğdi. "Sana ayak bağı olacağımı biliyorum ama burada öylece oturup izleyemem."

Brad de boynunu büktü. "Bunun bencillik olduğunun farkındayız. Ayrıca o zırhlar, ne kadar kırık dökük olsalar da sana ait. Yine de onları bize ödünç vermeni istiyoruz. Savaşmak istiyoruz."

Onları reddetmeyi düşündüm ama başlarını kaldırıp bana baktıklarında, gözlerindeki o kararlılık karşısında bakışlarımı kaçırmak zorunda kaldım. "Önce onlara bir bakayım," dedim. "Ondan sonra istediğinizi almakta özgürsünüz."

"Sana borçlandım."

"Söz veriyorum, seni hayal kırıklığına uğratmayacağım!"

Savaşa atılacakları için ikisi de amma neşeliydi. Bu da ne böyle!

Daha da kötüsü, Luxion talimatımı bile beklemeden araya girdi. "Hangardaki daha sağlam durumda olan iki zırh için bakım ve mühimmat ikmali gerçekleştireceğim."

Seni gidi sinir bozucu hurda parçası.

O kadar sinir bozucu derecede becerikliydi ki ona karşı kullanacak tek bir kozum bile yoktu. Hiç kusuru yokken açığını nasıl bulup da canını sıkacaktım ki?

"İşini eksiksiz yaptığından emin ol," diye mırıldandım.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.