Sözlerime başlamadan önce, ben Carlo Zen, şunu ilan etmek isterim:
Enterbrain adıyla bilinen yayınevinin kesinlikle tahtası eksik.
Kitabın unvanı Vatan Haini Tanya’nın Destanı. Din, ideoloji, milliyetçilik vesaire üzerine yazdığım o kadar saçmalık... Taslağı gözden geçirdiğimiz koca süreç boyunca tek bir düzeltme bile istemediler! Ne büyük cesaret ama, değil mi?
Eğer tüm bunlar kötü bir şaka değilse, gizli kameraya yakalanmadıysam ya da ortada büyük bir yanlışlık yoksa, bu kitap şimdi ellerinizde duruyor olmalı. Evet, Vatan Haini Tanya’nın Destanı hep birlikte gördüğümüz kitlesel bir sanrıdan ibaret değilse, gerçekten var demektir.
İşte böyle, sebebini hâlâ merak ediyor olsam da bu kitap nihayet gün yüzü görmeyi başardı. Bu fırsattan yararlanarak, romana ilk başladığım web sitesi Arcadia'ya, sitenin yöneticisi Mai'ye ve bana sayısız yorum bırakan tüm kullanıcılara teşekkür etmek istiyorum.
Ve bu kitabı heyecanla bekleyen herkese, sizleri bu kadar geciktirdiğim için gerçekten çok özür dilerim. Umarım bu sevgi dolu hikayenin modernize edilmiş ve elden geçirilmiş versiyonundan keyif alırsınız. Merak etmeyin, ne de olsa Carlo Zen imzalı Vatan Haini Tanya’nın Destanı bu! Aşağıdaki uyarılar kitabı ilk kez okuyacak olanlar içindir; eğer bu unvan size zaten tanıdık geliyorsa lütfen bu kısmı geçin, çünkü sizin için uzun ve gereksiz olacaktır.
Şimdi gelelim ilk kez okuyacak olanlara. Merhaba, ben Carlo Zen. Bir yazarın böyle bir şey söylemesi garip gelebilir ama sizi yanlış yönlendirmek istemem: Bu kitap kelimenin tam anlamıyla ağır bir inek işi, bu yüzden gerçekten okumak isteyip istemediğinizi çok iyi düşünün.
Her şeyden önce bu; Tanrı, cinsiyet değişimi, büyü içeren başka bir dünyaya ışınlanma temalı ve saçma sapan derecede güçlü bir ana karaktere sahip bir roman. Şunu da söyleyeyim: Kitabın unvanını sanki akşamdan kalmaymışım ya da uykusuz bir gecenin sabahındaymışım gibi alelacele koyuverdim, onlar da bunu kocaman yapıp kitabın kapağına bastılar. Eğer kimse bizi durdurmazsa, Japonya’nın geleceği için endişelenmeye başlasak iyi olur.
Fakat bu hikayeyi yazan Carlo Zen denilen adam, tam bir baş belası. Demek istediğim, hiç çekinmeden, "Orijinal ana karakterler neden iç politika ve devlet yönetimi gibi işlerde hep bu kadar başarılı oluyor ki?" diye sorabilecek bir tip. Sadece bununla da kalmaz, kendi haline bırakırsanız, "Affedersiniz, kalkınma çalışmaları üzerine hiç kitap okudunuz mu? Rastgele kontrollü deneylerin, her derde deva tek bir mucizevi çözüm olmadığını kanıtladığına dair son gelişmeleri duymadınız mı?" diyerek ukalalık etmeye başlar. Velhasıl, oldukça can sıkıcı biridir kendisi.
Üstelik inanılmaz derecede tartışmacı, inatçı ve huysuzdur. Ah, cidden, onun beş para etmez biri olduğu zaten gün gibi ortada! Ayrıca bu Carlo Zen, mutlu sonlar ve ne pahasına olursa olsun kazanma zihniyeti gibi şeyleri hafife almasına neden olan amansız bir hastalıktan muzdarip. Bu hastalık yüzünden, oyalama taktiklerine, çamurun içinde geri çekilme savaşları vermeye, kaybedilen muharebelere, uluslararası toplumun cesaretine ve dayanışmasına bayılır.
Eğer sadece hayallerden, umuttan, barıştan ve dostluktan hoşlanıyorsanız; ya da ana karakterin kazanmadığı hikayelerden nefret ediyorsanız; ya da illa ki mutlu bir son istiyorsanız... Fırsat maliyeti açısından bu kitabı pas geçmeniz sizin için muhtemelen daha iyi olacaktır.
Tabii kitabın satmaması benim için de bir sorun, orası ayrı...
"Bizim için zaten çok geç!" deyip bu cazibeye kapılma lütfunda bulunan yoldaşlar: Bu tarafa hoş geldiniz! Sizi aramızda görmekten yürekten mutluluk duyuyoruz!
Ekim 2013
Carlo Zen
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.