Uzaklara Giden Yol

Sabah 09:10

Otobüse binmeden önce marketten aldığım sandviçi yedikten sonra, üzerime aniden bir rehavet çöktü. Sıcak, kuzeye giden aracımızın içindeki rahat koltuğumdan pencereden dışarı, hiç değişmeyen kar manzarasına bakarken uykuya direnmek zordu. Ushio'ya baktım, o da başını sallayarak uyuklamaya başlamıştı.

Belki kısa bir şekerleme iyi gelirdi; altı saatlik bir yolculuk olacaktı bu. Doğrusu, otobüse binene kadar Wakkanai'nin Sapporo'dan ne kadar uzakta olduğunu tam olarak idrak edememiştim. Bu kadar uzun süre dümdüz kuzeye gidip hâlâ Hokkaido'da olabilmek akıl alır gibi değildi. Ushio'ya bunun bir macera olacağına dair güvence vermiştim, oysa zamanımızın çoğunu yolda geçirecektik.

Belki biraz daha yakın bir yer seçmeliydim. İçimde hep pusuda bekleyen özgüven eksikliğim yeniden yüzeye çıkmaya başlıyordu.

Ushio gözlerini ovuşturarak, "Üzgünüm, biraz uyumaya çalışacağım sanırım," dedi.

"Evet, uyu sen," diye yanıtladım. "Daha çok yolumuz var."

"Herhalde dört buçuk saat kadar daha, değil mi? Biraz daha dayanmalıyız."

"Şimdi biraz kötü hissettim. Bu kadar uzak bir yer seçmemeliydim."

"Sorun değil. Geri dönmek için artık çok geç... Sen de biraz dinlenmeye çalışmalısın, Sakuma."

"Evet... Sanırım öyle yapacağım."

Ushio iyi geceler diledi, koltuğunu sonuna kadar yatırdı ve gözlerini kapattı.


Otobüsün ön tarafına monte edilmiş büyük dijital saate baktım. Dokuzu biraz geçmişti; sınıf arkadaşlarımız, eğer henüz varmadılarsa, muhtemelen havaalanına doğru yola çıkmışlardı bile. Bayan Iyo da muhtemelen bizim için hâlâ saç baş yoluyordu. Merak edip telefonumu bir saniyeliğine tekrar açtım.

Aman Tanrım...

Nefesim kesilecek gibi oldu. Bayan Iyo'dan gelen bir düzine cevapsız aramanın yanı sıra, ev telefonumdan ve annemin cep telefonundan da birkaç arama vardı. Bayan Iyo ailemle çoktan iletişime geçmiş olmalıydı.

Harika, şimdi bir de ailemle başım belaya girecek... Gerçi bu en başından belliydi.

"Hım?"

Hasumi'den de yaklaşık otuz dakika önce bir mesaj gelmişti; bari okuyayım dedim.

"Selam, bavulunu eve getiriyorum. Bana çok borçlandın."

Buna acı bir gülümseme yayıldı yüzüme. Büyük ihtimalle öğretmenlerden biri ona bunu yapmasını emretmişti, ama bana haber vermek için zahmete girmesini Hasumi'nin genel iyi niyetinin bir işareti olarak kabul ettim. Tsubakioka'ya döndüğümde ona öğle yemeği falan ısmarlamam gerekecekti – tabii o zamana kadar param kalırsa.

Pekala... Ben de biraz uyusam iyi olacak.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.