Artık motosiklet kullanamıyorum. Zihnim gelişmiş aletleri çalıştıracak durumda değil. Bu dünya bedenimi olduğu gibi koruduğu için beynimin fiziksel olarak eriyip gitmemesi gerekiyor ama zekam göz göre göre geriliyor. Kanji karakterlerini okuyup yazmakta zorlanıyorum. Bilincim gidip geliyor, çabalasam da yalnız kaldığımdan beri kaç döngü geçtiğini bir türlü hatırlayamıyorum.
Enerji seviyem ise çok daha tehlikeli bir durumda. Hâlâ istesem de insanları aramak için etrafta dolaşacak gücü kendimde bulamıyorum. Artık çoğu gün, gözlerimi açtığım sınıftan dışarı adım bile atamadan günü bitiriyorum.
Geçmişe dair anılarım avuçlarımın arasından kayıp gidiyor. Kim olduğumu bilmiyorum. Adımı bile hayal meyal hatırlıyorum. Kazuki Hoshino. K-A-Z-U-K-I H-O-S-H-I-N-O. Fakat nasıl biri olduğumu, toplumdaki yerimi, neyi sevip neden nefret ettiğimi ya da ne için yaşadığımı bir türlü çıkaramıyorum.
Arkadaşlarımın isimleri sadece ara sıra zihnime uğruyor. Mogi; bu soyadı hatırlıyorum ama yanına gelecek adı her zaman bulamıyorum. Kim olduğunu bilmesem de benim için çok ama çok değerli biri olduğunu hissedebiliyorum. Haruaki ismi bir keresinde aniden dudaklarımdan dökülüvermişti ama yüzünü gözümün önüne getiremiyorum.
Yakında dilimi de tamamen kaybedeceğimden eminim. Bunu düşünmek ürkütücü ama elimden gelen bir şey yok. Doğru düzgün yüz ifadesi yapmayı unutalı çok oldu. Karşımda beni görecek biri olsaydı bile ne düşündüğümü kesinlikle anlayamazdı.
Yine de.
Yine de asla unutmamam gereken tek bir şey var.
Bağırır
"Maria!
"Maria!
"Maria!"
Tuhaf bir şekilde, bu efsun okumak gibi gelen sesleniş bedenimi kendi kendine harekete geçiriyor. Burada kendi iradem devrede değil; zihnim ve bedenim birbirinden ayrılmış durumda. Sadece kendi kendine hareket eden beni izliyorum. Başkasının kontrol ettiği bir kameradan gelen görüntüleri seyretmek gibi.
Bedenim nereye gidiyor? Nereye giderse gitsin, hiçbir anlamı yok. Bu bomboş dünyada hiçbir şeyin anlamı kalmadı. Nereye varabilir ki?
Bedenim, bildik yoldan sapmayarak Maria'nın bir zamanlar yaşadığı apartman binasına yöneliyor. Acil durum merdivenlerini tırmanıp 403 numaralı daireye ulaşıyorum. Yedek anahtarı kilide sokuyorum. Bu haldeyken bile anahtarı her zaman cebimde taşırım.
Apartman dairesi nane kokuyor. Duyularım bana oyun oynuyor olmalı. Bu odalarda o kokuyu yayacak hiçbir şey yok. Bu koku, sadece anılarımın canlandırdığı bir hayalden ibaret.
Fakat gerçek ya da sahte, bu koku beni yine de sakinleştiriyor.
Bana ümit veriyor.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.