Çatıda sırtüstü uzanıyorum. Bu sefer katliam falan yapmıyorum.
Etraftaki insan sayısı azalmış değil. O kadar çok kişiyi boğazladım ama hala sürüler halindeler. Sanki koca bir deryadan tek bir damla bile eksiltememişim gibi hissediyorum.
İşlediğim bunca cinayetten sonra bir şey öğrendim. Sanırım biz insanlar, inandığımdan çok daha dayanıklıyız. Hamam böceği kadar olmasa da onlara yakınız. Büyük bir felaket kopsa, korkunç bir salgın vursa, dünya yaşanmaz hale gelse, uzaylılar istila etse ya da güneş sönse bile fark etmez; insanlığın sayısı azalabilir ama nesli tükenmeden bir şekilde dayanırız. Hayatta kalırsak, yeniden çoğalmaya başlarız. Hepimizi asla bitiremezsiniz. Kendini durmaksızın insan öldürmeye adamış biri olarak fark ettiğim gerçek bu.
İnsan hayatının mı yoksa dünyanın mı daha önemli olduğu üzerine yıllarca tartışıldı. Cevabı olmayan bir soru bu ama ben yine de sezgisel olarak çözümü kavrayabiliyorum. Bir kere, hayat dediğin şey hiç de önemli değil. Sadece onu gözlemleyenin zihninde var olan, biçimsiz bir kavramdan ibaret. Bunu kendi eylemlerimi haklı çıkarmak için söylemiyorum. Hayat denen şey, bireylere ayrılmamış, devasa ve süngerimsi bir kavram yığınına dayanıyor; biz de o kütleden kopan ayrışmış et parçalarına hayat diyoruz. Yaşamın kaynağı sadece her birimizin içinde bulunuyor. Yaratılamaz veya çalınamaz. Yaşam kaynağı var olduğu sürece hayat ne azalır ne de yok olur.
Kimseden beni anlamasını beklemiyorum. Artık insan türüne kendimi ait görmüyorum bile. Ben artık insan değilim.
Umut beni çoktan terk etti. Ne kadar insanlıktan çıktığımı ve çürüdüğümü fark ettikçe daha da karardım, çarpıklaştım; daha boş ve daha aşağılık bir hale geldim. Eğer zerre kadar umutsuzluğa düşecek olursam, anında paramparça olur ve kendimi defalarca öldürürüm.
Yine de duramam. Eylemlerim beni gerçeğe ulaştıracak.
Kızıl gökyüzü artık gözle görülür çatlaklarla dolu. Neredeyse yarıldığını duyabiliyorum.
Bu dünyayı yok ettiğimi biliyorum.
Fakat halüsinasyonlar da görüyorum, bu yüzden kızıl gökyüzündeki o çatlaklar gerçek mi emin değilim.
Okul bahçesinde, sevdiklerim de dahil olmak üzere katlettiğim insanların cesetleri bir dağ gibi yığılı duruyor. Ama artık isimlerini hatırlayamıyorum. İnsanları insan olarak görme yeteneğini kaybettim. Hepsi sadece et parçası. Ben ise bokun tekiyim. Boktan bir bok yığınıyım.
Şlap.
Ha? Ne ara atladım ben? Bu alışkanlık da iyice baş belası olmaya başladı.
Hemen ölmüyorum ama. Beynim açık havada, yerde sürünüyorum. Keşke hayallerim ve umutlarım da kafatasımın içinden dökülseydi ama zaten en başından beri hiç yoklardı. Olsalar bile onları yerden toplayamazdım.
Kanım oluk oluk boşalıyor ve sonra... Evet, yine öldüm.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.