Sorumluluk ve Öfke

Sol elimin tedavisi oldukça hızlı bitti. Yarayı iyice yıkayıp dezenfekte ettikten sonra üzerine bir merhem sürdüler, şeffaf bir sargıyla sarıp en son bandajla kapattılar. Muayene sonuçlarına göre makas sol elimin tamamını delip geçmemişti, zira el arkasındaki kemik yapısı bir kalkan görevi görmüştü. Detaylı muayene raporuna bakılırsa, şansıma keskin bir bıçak yerine dikiş makasına denk gelmiştim de sinirlerim zarar görmemişti. Doğru tedavi ve iyi bir bakımla ileride herhangi bir kalıcı hasar kalmayacağı söylendi. Doktora okulda işimi yaparken yanlışlıkla keskin bir ekipman üzerine düştüğümü söyledim. Bu bahane okul yönetiminin sorularını geçiştirmek için de işe yarardı herhalde.

Ü-Üzgünüm...

...

Normal bir hastane odasındaki ucuz yatakta uzanmış, serum yerken hanımefendinin sesiyle irkildim. Yatağın yanındaki yuvarlak taburede oturuyordu. Beni hastaneye yetiştirdiği o ilk anlara kıyasla çok daha sakin görünüyordu. Ancak sözünün arkasını getirmedi. Zaten buraya gelene kadar da tek kelime etmemiştik. Onu görmezden geldiğimden falan değildi, sadece onunla nasıl bir iletişim kuracağımı bilemiyordum. Bu yaranın nasıl açıldığını düşünürsek, belki de onunla hiç konuşmamak en doğrusuydu. Gelgelelim, mantık ve kişisel duygular her zaman çatışır; içimden ona karşı sert davranmak gelmiyordu. Aksine, büyük bir tantana koparmadan okuldan çıkmamı sağladığı için ona minnettardım. Bu düşünceyle aradaki buzları eritmeye karar verdim.

Yardımınız için teşekkür ederim. Hem dikkat çekmememi sağladınız hem de tedavi masraflarını üstlendiniz...

Lütfen lafını bile etmeyin.

Hanımefendinin hemen arkasında bekleyen yaşını başını almış kahya, minnet dolu sözlerime son derece sakin ve kibar bir tonla karşılık verdi. İşte tam bir bunak dedikleri cinstendi. Yine de gerçek bir kahyadan ziyade daha çok bir korumaya benzediği için hafiften hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Bindikleri araba da öyle hayal edilen özel yapım Mercedes modellerinden değil, bildiğimiz taksi gibi bir şeydi. Ah, en azından fiyakalı bir arabaya binseydim içim soğurdu belki.

Sajou-sama.

Ah, buyurun?

Sajou-sama... Bana ilk kez bu şekilde hitap edildiği için şaşkınlığımı gizleyemedim. Bunak bana alçakgönüllü bir ifadeyle bakarken, ben de saygıyla karşılık verdim.

Az önceki tıbbi muayene sırasında gerçeği saklayarak büyük bir nezaket göstermişsiniz gibi görünüyor...

Ah... Şey, yani...

...!

Muayene sırasında ikisi de içeri girmemiş, beni doktorla baş başa bırakmışlardı. Orada bu yaranın tam olarak nasıl oluştuğunu anlatmam gerekiyordu. Muhtemegu her şeyi sonra öğrendiği için bana böyle teşekkür ediyordu. Sadece yere diktiği gözlerini bir an bile ayırmayan hanımefendiye bakılırsa, durumu kahyasına dürüstçe itiraf etmiş olmalıydı. Çok da anlaşılır bir durumdu. Sonuçta güya düşüp yaralandıysam, neden beni hastaneye yetiştirmek için bu kadar çabalasın ve masrafları ödesin ki? Muhtemelen kahya, kızın kendini daha fazla suçlu hissetmemesi için bu konuyu şimdi açıyordu.

Sizden çok şey istediğimin farkındayım ama acaba bu durumu bir sır olarak saklamanız mümkün olabilir mi?

Benden muhtemelen üç kat daha yaşlı bir adamın karşımda bu kadar kibar bir şekilde adeta yalvarması beni dilsiz bıraktı. Sıradan bir lise öğrencisinin yaşayacağı türden bir tecrübe değildi bu. Belki de elimi çekip sosyal medyada "Bıçaklandım beyler, şaka gibi" yazarak paylaşacağımdan korkuyordu. Ya da öyle bir şey yoktu, kafamda kuruyordum.

Benim için sorun değil...

Bana sormasaydı bile bu meseleyi mezara kadar götürürdüm. Hanımefendinin ne hissettiğini bilmiyorum ama ben bunu kesinlikle geçmişimdeki kara bir leke olarak görüyordum. Çünkü... Buna ben sebep olmuştum. Yirmi yıl geçse bile buna oturup gülebileceğimi hiç sanmıyordum. Asıl büyük sorun, böylesine ciddi bir yarayı gerçeği açık etmeden çevremdekilere nasıl açıklayacağımdı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.