Öğle Arası Dalgınlığı

Öğle arası geldi çattı. Son teneffüs çok uzak olmasa da, dördüncü dersten beri karnım gurulduyordu. Ne de olsa içimdeki ben sürekli enerji yakıyor. Madem öyle, Aika'ya bir bakayım derken—Aika mı? Ne yapmayı düşünüyordum ki? Beslenme çantası masasının üzerindeydi. Gerçi onun ne yaptığı önemli değildi. Şimdiye dek öğle aralarımı nasıl geçirmiştim ki?

"—Pekala, Aika, gel birlikte yiyelim!"

"—Ahh."

Doğru ya, Aika'yı hep yemeğe davet ederdim. Bilinçsizce ona doğru baktığımda göz göze geldik. Şaşkınlıkla bana bakıyordu, ben de onu davet etmeli miyim diye düşünürken, kelimeler boğazıma dizildi. Garip bir utanç kapladı içimi, başım dönüyordu.

"N-Ne var? Söyleyecek bir şeyin varsa söyle artık," diye yakındı.

"Ah, hayır… Şey…"

Bu ne tuhaf bir hava böyle? Masamı onunkiyle birleştirip, yüzünü seyrederken yemeğimi afiyetle yemez miydim hep? Vay canına, hep bu kadar iğrenç miydim ben? Çok utanç verici…

"……Hayır, bir şey yok."

"…N-Ne?"

Bugün bende bir gariplik vardı. Önümdeki manzara her zamankinden farklı geliyordu. Şu an Aika'yla uğraşamayacak bir seviyede panikliyordum… Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım.

…N-Neyse, buradan uzaklaşmam lazım! Onun bile bir şeylerin ters gittiğini anlamış olması gerekirdi, bu yüzden şimdi onun yakınında olmamalıydım belki de.

"Eh…!? H-Hey!?"

Beslenme çantamı yanıma aldım. İçecekleri de yoldaki otomatlardan alabilirdim. Aika'nın bir şeyler söylediğini hissettim ama bununla uğraşacak zamanım yoktu. Oysa ona sürekli yapışan bendim. Ne aptalın tekiyim ben…

Görüş alanım net olsa da, kafamın içi karmakarışıktı. Kendimde olmadığım için yeşil çay alayım derken, elimde kola buldum. Gerçi ikisi de fark etmezdi. Ayaklarım beni nereye götürürse oraya yürüdüm, avlunun içindeki yolun kenarında, bir çatının altında bir bank gördüm. Kimse kullanmadığı için rahatça oturup yerleştim.

"……"

Otuz saniye kadar geçti, farkına bile varmadan kucağımdaki beslenme çantasını açmıştım. İştahım da vardı hani, rulo omletten bir parça alıp ağzıma attım.

"…Nefis."

Ağzımı tatlılıkla dolduran harika bir lokmaydı. Dürüst olmak gerekirse, kalbim iyileşiyor gibi hissettim. Annemin ev yemeğinin o nostaljik tadı dedikleri bu muydu acaba? Yedikçe kafamın içi daha ferah ve berrak hale geldi. Önceden kırık bir televizyon ekranına bakıyor gibiydim, ama şimdi her zamanki gibiydi. Belki de sadece besin eksikliğim vardı.

"…Bu tehlikeli olabilirdi."

Belki de bir şeyler yemeden önce revire gitmeliydim. Gerçi kafam o kadar dalgınken, mantıklı bir sonuca varamazdım zaten. Neyse… Sonunda her şey yolundaysa sorun yok. Sanırım ortalığı karıştırmamak en iyi seçenekti sonuçta.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.