Sürpriz Planı

"Daiki! İyi ki geldin!"

Kültür Festivali'ne yaklaşık üç hafta kalmışken, tatil gününde Toshiya'nın çağırmasıyla alışveriş merkezindeki bir kafeye gelmiştim.

"Şöyle yanıma otursana!"

"Neden yanına?"

Dört kişilik bir masaydı. Normalde Toshiya'nın karşısına oturmam gerekirdi.

"Söylemeyi unuttum ama bugün başkalarını da çağırdım."

"Öyle mi?"

Eğer öyleyse Toshiya'nın yanına oturmam daha mantıklıydı. Yanındaki sandalyeye geçtim.

"Eee, beni neden çağırdın?"

Toshiya bugün bir işi olduğunu söyleyip beni alışveriş merkezine davet etmişti. Ne olduğunu sorduğumda ise bunun gizli bir mesele olduğunu söyleyerek gelene kadar bilgi vermemişti.

"Biraz bekle. Diğer geleceklere de açıklayacağım için şimdilik bunu sonraya bırakalım."

"Deminden beri merak ediyorum, başka kim geliyor?"

"Merak etme. Hem senin hem de benim tanıdığım birileri. Hatta sen onları benden daha iyi tanıyorsun."

"Öyle mi?"

Birileri dediğine göre çoklu bir gruptan bahsediyordu. Benim daha iyi tanıdığım kişileri Toshiya neden çağırmıştı ki? Sorularıma cevap alıyor olsam da kafamdaki soru işaretleri bir türlü bitmiyordu.

"Hah, bak lafın üstüne geldiler."

Toshiya'nın baktığı yöne döndüğümde, gelenlerin gerçekten de çok iyi tanıdığım kişiler olduğunu gördüm.

"Selam, Daiki-kun, Toshiya-kun!"

"Şey, günaydın."

"Günaydın, Ai-san!"

"...Ben de geldim işte."

"Günaydın, Shimizu-san!"

"Sana da günaydın, Shimizu-san."

Gelenler Shimizu-san ve Ai-san'dı. Bunu hiç beklemediğim için şaşkınlığımı gizleyemedim.

"İkiniz de oturun lütfen!"

"Tamamdır!"

Ai-san Toshiya'nın karşısına, Shimizu-san ise benim karşıma oturdu.

"Demek bahsettiğin kişiler Shimizu-san ve Ai-san'dı."

"Aaa, Daiki-kun geleceğimizden habersiz miydin?"

"Evet, bilmiyordum."

"Matsuoka, en azından bunu en başta söyleseydin ya."

"Söylemesem daha eğlenceli olur diye düşündüm. Kusura bakma, Daiki."

Toshiya bana doğru dönüp başını eğdi.

"Önemli değil. Ama şaşırdım, sen Shimizu-san'ın iletişim bilgilerini biliyor muydun?"

"Yok, bilmiyorum ki."

"Nasıl yani? Sınıfta da hiç böyle bir şey konuşmamıştınız. Shimizu-san'ı nasıl çağırdın o zaman?"

"Ai-san'dan rica ettim."

Anladım, Ai-san'a rica ettiyse Shimizu-san'a ulaşması zor olmamıştır.

"Eee, bizi bugün buraya neden çağırdın? Sadede gel artık."

"Ben biliyorum ama."

"Hey, madem biliyordun gelmeden önce bana da söyleseydin ya."

"Ben Ai-san'dan bunu sır olarak saklamasını istemiştim."

"Başkalarının duymasını bu kadar istemediğin şey ne?"

"Daha çok belirli bir kişinin duymasını istemiyorum diyelim."

Toshiya'nın gizli mesele dediği şey buydu demek.

"Peki bizden ne yapmamızı istiyorsun?"

"Herkes toplandığına göre artık söyleyebilirim. Daiki, Shimizu-san, ikiniz haftaya ne olduğunu biliyor musunuz?"

"Haftaya mı?"

Henüz Kültür Festivali'ne vardı, okulda da başka bir etkinlik yoktu.

"Bilmiyorum, uzatmadan söyle işte."

"Haftaya, sıkı durun! Seto-san'ın doğum günü!"

Demek öyleydi. Seto-san ile doğum günleri hakkında pek konuşmadığımız için bilmiyordum.

"Yaşasın! Doğum günün kutlu olsun!"

"...Öyle miymiş?"

"Aaa? Daiki de Shimizu-san da ne kadar tepkisizsiniz."

"Tam tersi. Sen ve Ai fazla enerjiksiniz. Ne o öyle, yaşasın doğum günün kutlu olsun falan."

Shimizu-san'ın laf sokmaları bugün de her zamanki gibi tam hedefi buluyordu.

"Kei, ben seni başkalarının doğum gününü kutlamayacak kadar sevgisiz yetiştirmedim!"

"Ne tesadüf. Ben de senin tarafından yetiştirildiğimi hatırlamıyorum."

"Peki Seto-san'ın doğum gününün haftaya olmasıyla bizim buraya çağrılmamızın ne ilgisi var?"

"Güzel soru. Sizleri buraya çağırmamın tek bir sebebi var. Seto-san'a ne doğum günü hediyesi alacağımı birlikte düşünmenizi istiyorum!"

Anladım, bu yüzden Seto-san ile yakın olan biz üçümüzü çağırmıştı. Şimdi taşlar yerine oturuyordu.

"...Aklımdan geçeni açıkça söyleyebilir miyim?"

"Tabii ki!"

"Seto'ya doğum günü hediyesi alacaksın, değil mi? Bunun için tek bir seçenek var, o da dorayaki."

Gerçekten de Seto-san denince akla ilk gelen şey dorayakiye olan aşırı sevgisiydi.

"İşte sorun da bu! Normalde düşününce Seto-san'ı en çok sevindirecek şeyin dorayaki olduğunu ben de biliyorum!"

"Biliyorsan gitsene dorayaki alsana işte."

"Ama bunu Seto-san'ı tanıyan herkes düşünebilir, değil mi?"

"Doğru. Ben de geçen yıl Mio-chan'ın doğum gününde dorayaki vermiştim."

Orada olmasam da Seto-san'ın bunu aldığındaki sevinç dolu halini gözümün önüne getirebiliyordum.

"Hediyeler pişti olsa ne yazar ki? Ona kaç tane dorayaki verirsen ver, yine de sevinecektir."

"Öyle ama..."

"Kei, sen erkeklerin duygularından hiç anlamıyorsun."

"Ne alakası var şimdi?"

"Erkekler, hoşlandıkları kız için çabalamak isteyen varlıklardır."

"Kesinlikle öyle! Bu yüzden dorayakinin o hazır gücüne sığınmadan Seto-san'ı mutlu etmek istiyorum!"

Dorayakiden sanki yasaklı bir büyüymüş gibi bahsetmesine gerek yoktu bence.

"Çok iyi anlıyorum, çok iyi. Dorayaki verirsen Mio-chan kesinlikle sevinecektir. Ama sadece dorayakiye güvenmek insanın gururuna dokunuyor, değil mi?"

"Ai-san!"

"Toshiya-kun!"

İkisi hararetle el sıkıştı. Görünüşe göre aralarında garip bir bağ kurulmuştu.

"Zahmetli işlerle uğraşamam, ben gidiyorum."

"Öyle deme lütfen! Sonra kesinlikle karşılığını ödeyeceğim!"

"Gerek yok."

"Neyse neyse, Shimizu-san. Toshiya gerçekten çok kara kara düşünüyor gibi. Ona yardım edemez miyiz?"

Shimizu-san bir an kararsız kaldıktan sonra hafifçe iç geçirdi.

"Elden bir şey gelmez... Peki dorayaki dışında bir fikrin var mı?"

"Teşekkürler, Shimizu-san!"

"Teşekküre gerek yok. Fikirlerini söyle."

"Aday olarak, Seto-san'ın dorayaki dışında sevdiği şeyleri düşündüm."

"Mesela?"

"Seto-san kitap okumayı çok seviyor. Henüz okumadığı bir kitap olabilir."

"Fena değil."

"Ama bunda ufak bir sorun var..."

Sorun ne olabilirdi ki? Seto-san için gayet güzel bir hediye seçeneği gibi görünüyordu.

"Neymiş o?"

"Seto-san'ın hangi kitapları okuyup hangilerini okumadığını bilmiyorum."

"Toshiya, sen Seto-san ile hiç kitaplar hakkında konuşmuyor musun?"

"Bazen konuşuyoruz. Ama Seto-san'ın bahsettiği kitaplar, okuduklarının sadece küçük bir kısmı. Bu yüzden alacağım kitabın zaten okuduğu bir kitap çıkmasından endişe ediyorum."

Haklıydı. Eğer hediye edilen kitap zaten onda varsa, sevinci yarıda kalabilirdi.

"O zaman kitap seçeneğini şimdilik askıya alalım. Başka bir fikrin var mı?"

"Seto-san'ın daha önce sevdiğini söylediği bir animeye ait ürünler almayı da düşündüm ama..."

"Bu seferki sorun ne?"

"Seto-san bu tarz ürünleri odasında saklayacak biri mi emin olamadım. Hiç böyle şeylerden bahsettiğini duymadım."

"Doğru, Mio-chan'ın odasına gittiğimde hiç öyle anime figürü ya da pelüş oyuncak gördüğümü hatırlamıyorum."

"Öyle mi? O zaman başka bir hediye düşünmek daha doğru olacak gibi..."

Ai-san, Seto-san'ı gerçekten iyi tanıyor gibiydi. Şu anki durumda en güvenilirimiz oydu.

"Hâlâ başka seçeneğin kaldı mı?" diye sordu Shimizu-san.

"Aslında var ama..."

"Şimdilik söyle gitsin."

"Aksesuar falan nasıl olur diye düşünmüştüm..."

"Bu sefer derdin ne peki?"

"Sevgili bile olmadığın bir kıza aksesuar hediye etmek sence de biraz ağır kaçmaz mı?.."

"Sence nasıl, Ai?"

Shimizu-san kendi başına karar vermeyi çoktan bırakmış gibiydi.

"Çok samimi olmadığın bir çocuktan gelirse insan biraz şaşırabilir tabii."

"Değil mi ya..."

"Ama bu dediklerim aralarında samimiyet olmayanlar için geçerli. Bence Toshiya-kun, Mio-chan'a aksesuar verse bile kız bundan rahatsız olmaz."

"Öyle mi dersiniz?"

Toshiya'nın kendisi bu duruma pek akıl erdirebilmiş gibi durmuyordu.

"Yalnız Toshiya-kun kızlar arasında popüler olduğu için, bu durum ona fazla alışkınmış havası katabilir."

"Hadi ama..."

"Doğru, olabilir aslında."

"Shimizu-san, sen bari yapma..."

Toshiya için biraz üzülmeye başlamıştım.

"Yine de haline acıyorum tabii."

"Teşekkürler, Shimizu-san..."

Shimizu-san geçmişte dış görünüşü yüzünden kötü tecrübeler yaşadığı için Toshiya'nın hislerini biraz olsun anlayabiliyordu galiba.

"Peki, başka seçenek kaldı mı?"

"Kalmadı. Bütün seçenekleri tükettim..."

Toshiya tamamen tükenmiş gibiydi, yüzünde hüzünlü bir tebrik gülümsemesi belirdi.

"Anlaşılan kafanda birkaç hediye seçeneği vardı ama hiçbirine tam güvenemediğin için bize sığındın."

"Ai-san, her şeyi hemen anlıyorsunuz. Evet, aynen öyle. Ne kadar düşünürsem düşüneyim içime sinen bir hediye bulamadım... Ben de Seto-san ile en yakın olan üç kişiyi çağırayım dedim."

"En başından öyle desene."

"Affedersiniz! Ve lütfen üçünüz de bana yardım edin!"

Toshiya hızla eğilerek selam verdi.

"Pekala! Madem konu Mio-chan, o zaman bir 'Mio-chan Uzmanı' olarak tüm gücümü ve bilgimi sana ödünç vereceğim!"

"Ai-san!"

"Toshiya-kun!"

İkili bir kez daha hararetle el sıkıştı. Ne bileyim, sanki kısa bir süre önce de aynı manzarayı görmüş gibiydim.

"Hadi, siz ikiniz de düşünün! Mio-chan'ın mutlu yüzünü siz de görmek istersiniz, değil mi?"

Shimizu-san ile göz göze geldik. Sessizce başımı salladım.

"Eh, Seto'nun arada bir de olsa mutlu olmasını sağlayalım bari."

"Shimizu-san!"

Toshiya tam eline yapışacakken Shimizu-san onun elini geri itti. "Önüne gelenle el sıkışmaya çalışma."

"Elbette ben de yardım edeceğim. Ben de Seto-san'ın mutlu olmasını isterim."

"Teşekkürler, Daiki!"

Toshiya bana sıkıca sarıldı. Bugün nedense duyguları fazlasıyla coşkuluydu.

"Kei, sen de bana sarılmak ister misin?"

"İstemez."

"Ama öyle kıskanç kıskanç bakıyordun."

"Kıskandığım falan yok!"

"Toshiya, artık beni bırakır mısın?"

Toshiya nihayet sakinleşmiş olacak ki eski yerine döndü.

"Tamamdır, o zaman aklına bir şey gelen hemen söylesin!"

"Öyle diyorsun da pat diye aklımıza bir şey gelmez ki."

"Birden bire spesifik bir şey bulmak zor olabilir. Genel bir fikir söylesem olur mu?"

"Olur, tabii ki!"

"İnsanın doğum gününde alınca en çok sevineceği şey, aslında merak ettiği ama gidip kendi parasıyla almaya pek yeltenmediği şeylerdir bence."

"Anladım... Kendi üzerimden örnek verirsem, Seto-san'ın bana daha önce verdiği maket tam da öyle bir şeydi!"

Seto-san'ın daha önce Toshiya'ya vermeyi başardığını telefonda söylediği maket olmalıydı bu. Toshiya'yı gerçekten çok mutlu etmiş gibi görünüyordu.

"Ama öyle bir şey için önceden iyi bir araştırma yapmak gerekmez mi?"

Haklıydı. Seto-san'ın şu an neyi merak ettiğini öğrenmek için günlük konuşmalar sırasında laf arasında bunu ağzından kaçırmasını sağlamak gerekirdi.

"Herkes hatırlamaya çalışsın! Mio-chan'ın ilgisini çeken hiçbir şey yok muydu?"

Dördümüz birden sustuk. Herkes kendi hafızasını yokluyordu.

"...Olmayacak, Mio-chan sadece Dorayaki muhabbeti dönünce aşırı heyecanlanıyor!"

"Benim bildiğim de sadece oydu..."

"O zaman doğrudan Dorayaki alalım gitsin!"

Görünen o ki Shimizu-san da bir şey bulamamıştı. Söylediğinde doğruluk payı olsa da, o zaman burada toplanmamızın hiçbir anlamı kalmazdı.

"Madem öyle, son çareye başvuracağız."

"Hâlâ bir çaren var mı?"

"Sizi ne diye bu alışveriş merkezine çağırdığımı sanıyorsunuz! Hep birlikte dükkanları gezip güzel bir şeyler arayalım!"

Bizi neden buraya kadar yorduğunu merak ediyordum, demek sebebi buydu.

"Bak bu iyi fikir işte!"

"Emin misin? Bana pek işe yarayacak gibi gelmiyor ama."

"Merak etme, kesin işe yarayacak!"

"Düşünmeyi tamamen bıraktın, değil mi?"

Böylece kafeden çıktık ve alışveriş merkezini turlamaya başladık.

Ancak aradan geçen yirmi dakikaya rağmen hâlâ bir hediye seçebilmiş değildik.

"Pek güzel bir şey bulamadık sanki..."

"Evet..."

"Çünkü amacımız çok belirsiz."

"Haha..."

"Rastgele dükkanlara girip hediye aramaktan bir şey çıkmaz. Doğum günü hediyesi olabilecek şeylerin satıldığı bir yere gidelim."

"Shimizu-san, nereye gidiyoruz?"

"Hediyelik eşya dükkanına. Orada illa ki bir şeyler buluruz."

Shimizu-san'ın önderliğinde alışveriş merkezindeki bir hediyelik eşya dükkanına doğru yöneldik.

"Dört kişiyiz, o yüzden ayrı ayrı arayalım. Güzel bir şey bulan haber versin."

"Tamamdır!"

"Anlaştık."

Dükkanın içinde hepimiz farklı yönlere dağıldık.

Bir süre dükkandaki ürünleri inceledikten sonra, küçük aksesuarlara bakan Shimizu-san'ı fark ettim.

"Shimizu-san, güzel bir şey bulabildin mi?"

"Yok, pek bir şey yok."

"Seto-san acaba ne alırsa mutlu olurdu?"

"Bilmiyorum... Yani, Dorayaki'ye kesinlikle sevinir de..."

Bugün içinde kaç kez "Dorayaki" kelimesini duyduğumu artık hatırlamıyordum.

"Belki de Seto-san'ı sandığımız kadar iyi tanımıyoruzdur."

"...Haklı olabilirsin."

"Bu durum bende onunla daha çok konuşma isteği uyandırdı."

"...Ben de öyle."

Shimizu-san'ın bakışlarını üzerimde hissettim. Gerçi zaten konuştuğumuz için bu normaldi.

"Shimizu-san, peki sana ne hediye edilse mutlu olurdun?"

"N-Nereden çıktı şimdi bu!"

"Sadece merak ettim. Doğum gününde ne alırsan sevinirsin diye."

"...Fark etmez."

"Hiç istediğin bir şey yok mu?"

"Özel olarak istediğim bir şey yok. Hem, insanın doğum gününde ona hediye verecek birinin olması bile başlı başına yeterli değil mi?"

"Doğru..."

Önemli olan hediyenin ne olduğundan ziyade, o eylem ve arkasındaki düşünceydi belki de.

"Peki senin istediğin bir şey var mı?"

"Benim mi?"

"Evet. Bana sordun, şimdi sen de söyleyeceksin."

"İstediğim bir şey..."

Düşünmeme rağmen aklıma pek bir şey gelmedi.

"Senin de mi yok?"

"Aslında yok değil ama Haruno ile oynayacağımız oyunları kendim alabiliyorum zaten. Birinden hediye alınca insanı neyin mutlu edeceğini düşünmek zormuş."

"Gördün mü, seninle aynı durumdayım."

"Haklısın. Sanırım sadece hediye almak bile beni mutlu etmeye yeterdi."

"...Galiba biz Seto'nun hediyesini çok fazla detaylı düşünerek işi zorlaştırdık."

"İçten gelen bir şey olursa, sıradan bir eşya bile insanı mutlu edebilir belki de."

"İkiniz de çok güzel şeyler söylüyorsunuz."

Sesin geldiği yöne döndüğümüzde, Ai-san'ın ne ara geldiğini fark etmediğimiz bir şekilde orada dikildiğini gördük.

"Sen ne zamandan beri bizi dinliyorsun?"

"Kim bilir, ne zamandan beri acaba?"

"Her neyse, sen işe yarar bir hediye bulabildin mi bari?"

"Ben pek emin olamadım ama Toshiya-kun bulmuş gibi görünüyor."

"Bu da ne?"

Üçümüz birlikte Toshiya'nın yanına gittik. Toshiya alışverişini çoktan bitirmiş, hediyesini paketletiyordu.

"Sen ne aldın sonunda?"

"O..."

"Dur!"

Toshiya'nın konuşmasını engelleyen Ai-san oldu.

"Neden durduruyorsun ki?"

"Fırsatımız varken, hediyeleri haftaya Mio-chan'ın doğum gününde açıklamaya ne dersiniz? Biz de o zamana kadar kendi hediyelerimizi seçeriz."

"...Pekala, bana uyar."

"Anlaştık! O zaman sonra görüşürüz!"

Ardından her birimiz Seto-san için birer doğum günü hediyesi alıp dağıldık.

Alışveriş merkezine gittiğimiz haftanın ertesi günü, okul çıkışında tiyatro provasını bitirmiş, dinleniyorduk.

"Bugün de herkes çok iyi çalıştı!"

"Hâlâ çok çalışmamız gerekiyor ama."

"Yine de başlangıca göre çok daha iyi bir hale gelmedik mi?"

"Orası kesinlikle doğru."

Her zamanki gibi sohbet ederken Ai-san'ın akıllı telefonu çaldı.

"Ah, tamamdır galiba."

"Ai-senpai, kiminle mesajlaşıyorsun? Sakata-senpai ile mi?"

"Bugün o değil. Hadi bakalım, içeri gelebilirsiniz!"

Ai-san'ın seslenmesiyle birlikte kulüp odasının kapısı açıldı. Kapıda Toshiya duruyordu.

"Matsuoka-kun?"

"Mer-merhaba."

Toshiya da heyecanlanmış olacak ki oldukça telaşlı görünüyordu.

"Hadi gir içeri. Gerisini sonra konuşuruz!"

"Af-affedersiniz!"

Toshiya kulüp odasına girdi.

"Bugün hayırdır? Matsuoka-kun'un astronomi kulübüne gelmesi pek alışıldık bir durum değil."

"Mio-chan, bugün çok özel bir gün."

"Özel mi?"

Seto-san henüz durumu kavrayabilmiş gibi durmuyordu.

"Sana bugün bunu kimse söylemedi mi?"

"Bugün mü? ...Yoksa?"

"Evet! Bugün Mio-chan'ın doğum günü! Doğum günün kutlu olsun, Mio-chan!"

Seto-san dışındaki dört kişinin alkış sesleri odada yankılandı.

"...Teşekkür ederim, çocuklar."

"Zamanı olmadığı için gelemeyen Yosuke de doğum gününü kutladı."

"Ona sonra teşekkür etmeliyim."

"Ve bugün sadece bununla sınırlı değil! Herkesin Mio-chan'a bir hediyesi var!"

Seto-san'ın ifadesinde büyük bir değişim olmasa da biraz şaşırmış gibi görünüyordu.

"Bu kadarına gerek yoktu, mahcup oldum."

"Sorun değil. Bugün senin doğum günün. İtiraz etmeden kabul et."

"...Teşekkürler, Shimizu-san."

"O zaman açılışı, şu an aramızda olmayan Yosuke-san'ın hediyesiyle yapıyoruz! Sorumluluk büyük! Yosuke'nin hediyesi işte bu! Bir uçlu kalem!"

Ai-san, Seto-san'a uçlu kalemi uzattı.

"Teşekkürler."

"Yosuke-san'dan bir de mesaj var: 'Vaktim olmadığı için paket yaptıramadım, kusura bakma. Sıradan bir uçlu kaleme kıyasla biraz daha kaliteli bir şeydir. Yazımı kolaydır ve uzun süre tutsan bile elini yormaz. Ders çalışırken mutlaka kullan.' dediler."

"Tam Sakata-senpai'ye yakışır bir hediye. Çok sevindim."

Kullanışlılığa önem vermesi kesinlikle Yosuke-san'ın tarzına uygun bir seçimdi.

"Sırada kim var? Bu arada ben de buradaki üç kişinin ne aldığını bilmiyorum."

"Ben verebilir miyim?"

"Elbette! Siz ikiniz için de uygun mu?"

"Evet!"

Shimizu-san da onaylayarak başını salladı.

"O zaman Daiki-kun, buyur!"

Sırt çantamdan çıkardığım hediyeyi Seto-san'a uzattım.

"Bu nedir?"

"Açıp bakabilirsin."

Seto-san paket kağıdını özenle açtı.

"Bu bir kitap kılıfı ve kitap ayracı mı?"

"Evet, senin kitap okumayı sevdiğini düşündüğüm için."

Benim hediyem lacivert bir kitap kılıfı ile deriden yapılmış açık mavi bir kitap ayracıydı.

"Bu da harika bir seçim! Mio-chan'ın zevkini çok iyi çözmüşsün."

"Daiki, zevkli çocukmuşsun!"

"Her zaman kağıt kitap kılıfları kullanıyordum, bundan sonra bunu kullanacağım. Teşekkürler, Hondo-kun."

"Rica ederim."

Beğenmiş olmasına çok sevindim.

"Beklentilerin giderek yükseldiği üçüncü sıraya ben geçiyorum!"

"Bana uyar ama önce bir haber verseydin bari."

Sıradaki hediyeyi verecek olan Ai-san'dı.

"Benim seçtiğim hediye işte bu!"

Ai-san hediyeyi Seto-san'a uzattı. Seto-san paketi yavaşça açtığında içinden bir kupa bardak çıktı.

"Sevimli bir kedili kupa! Önümüzdeki soğuk günlerde bununla bir şeyler içersen, içinin de dışının da ısınacağına hiç şüphe yok!"

"Çok sevimli. Havalar biraz daha soğuyunca evde kullanacağım."

Seto-san bunu söyledikten sonra kupayı özenle kutusuna geri koydu.

"Beğenmene çok sevindim! Peki şimdi, siz ikinizden hanginiz başlıyor?"

"Ben veriyorum. Fikri ortaya atan Matsuoka olduğuna göre, son noktayı o koysun."

"Shimizu-san..."

Shimizu-san biraz aceleci bir tavırla hediyesini Seto-san'a uzattı.

"Bu..."

Paket açıldığında içinden çıkan şey... kutuda bir dorayakiydi.

"Kei-san?! Bu kurallara aykırı ama!"

"K-kes sesini! O kadar düşünmeme rağmen aklıma bir şey gelmedi, ne yapsaydım yani!"

"Shimizu-san..."

"Yapma Hondo! Bana öyle acıyan gözlerle bakmayı kes!"

Yine de bunun pek uygun bir hediye olmadığını ben bile düşünmeden edemedim.

"Kei-san'a daha sonra bir ceza vermek gerekecek galiba."

"Neden ki? Buranın dorayakileri çok lezzetlidir. Shimizu-san yanlış bir şey yapmadı."

"Neyse ne, Ai-san. Seto-san da böyle söylediğine göre bu seferlik onu affedelim."

Toshiya için önemli olan Seto-san'ın mutlu olmasıydı galiba. Oldukça olgun bir tavır sergiliyordu.

"Madem Mio-chan ve Toshiya-kun öyle diyor, bu seferlik görmezden gelelim bari. Ve son olarak! Gecenin asıl kahramanı Toshiya-kun! Acaba nasıl bir hediye seçti?!"

Herkesin bakışları Toshiya'ya çevrildi.

"Seto-san! Lütfen bunu kabul et!"

Toshiya heyecanına yenik düşmemeye çalışarak hediyesini Seto-san'a uzattı.

"Teşekkürler, Matsuoka-kun."

Seto-san aldığı hediyenin paketini nazikçe açtı. İçinden birkaç tane saç tokası çıktı.

"Toshiya-kun, hediyenin anlamını bize açıklar mısın?"

"Şey, gerçekten çok düşündüm. Seto-san'ın her zaman saç tokası taktığını fark ettim. Yeni tokaları olursa sevineceğini düşündüm..."

"Gerçekten çok yerinde bir hediye olmuş. Harika bir gözlem yeteneği. Sen ne diyorsun, Mio-chan?"

"Hepsi tam benim sevdiğim tarzda tasarımlar. Bir saniye bekle."

Seto-san bunu söyledikten sonra saçındaki tokayı çıkardı.

"Matsuoka-kun."

"Evet!"

"Hediye ettiğin tokalardan birini saçma takar mısın?"

"Eh, gerçekten olur mu?"

"Evet, lütfen."

"Büyük bir sorumluluk üstleniyorsun, Toshiya-kun."

"E-evet."

Toshiya, ürkek ama bir o kadar da Seto-san'ı incitmemeye çalışan nazik hareketlerle tokayı onun saçına taktı.

"Buyurun prensesim, el aynanız."

Ai-san, neredeyse yoktan var ettiği el aynasını Seto-san'a uzattı.

Seto-san aynada kendine bakıp nazikçe gülümsedi.

"Matsuoka-kun, nasıl olmuş?"

"G-gerçekten çok yakışmış!"

"Teşekkür ederim, buna gözüm gibi bakacağım."

"Rica ederim!"

Toshiya, azıcık boş bulunsa gözyaşlarına boğulacak gibi bir ifadeye bürünmüştü.

"Ne mutlu sana, Toshiya-kun."

"Hepinizin sayesinde! Gerçekten çok teşekkür ederim!"

"Ben de teşekkür etmek isterim. Sayenizde en güzel doğum günümü geçirdim. Sağ olun."

"Mio-chan mutlu oldu ya, ben de çok mutlu oldum!"

"Eee, iyi oldu o zaman."

"Kei-kun kuralları çiğnediği için pek iyi olmadı ama neyse."

"O konuda gerçekten çok özür dilerim!"

Böylece Seto-san'ın doğum günü geride kalmıştı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.