"Karnım acıktı ya."
Kral oyunu bittikten sonra yaklaşık otuz dakika geçmişti. Shimizu-san tarafından koridora sürüklenip götürüldükten sonra bir süre sadece "özür dilerim" diyebilen Ai-san da nihayet neşesini geri kazanmıştı.
"Kesinlikle."
"Sen az önce Hondou'dan aldığın dorayakiyi mideye indiriyordun ya."
"Dorayakinin yeri ayrı."
Seto-san sandığımdan daha obur biriymiş meğer.
"Haklısın. Zaten vakit de yaklaştı, gidelim mi?"
"Gidelim de, nereye?"
Sahi, dün marketten aldığımız yiyeceklerden sadece atıştırmalıklar ve meyve sularının bir kısmı kulüp odasındaydı. Diğer malzemeler acaba neredeydi?
"Tabii ki yemekhaneye!"
"Geldik!"
Kulüp odasından çıktıktan birkaç dakika sonra yemekhaneye vardık.
"Malzemeleri okula geldiğimde buradaki buzdolabına koymuştum."
"Yemekhaneye geldik gelmesine de ne yapacağız? Hem öğretmen başında olmadan bıçak ya da ocak kullanmamıza izin var mı?"
"Ne yapacağımızı birazdan açıklayacağım. Bıçak ve ateş kullanımı konusunda Kültür Festivali gibi istisnai durumlar haricinde sadece öğrencilere izin çıkması pek mümkün değil."
"E o zaman ne halt edeceğiz?"
"Hemen telaşlanma. Bu sefer yapacağımız yemek ateş kullanmadan hazırlanabiliyor."
Yousuke-san bunu söyledikten sonra yemekhanenin derinliklerinden bir karton kutu getirip etrafında toplandığımız masanın üzerine bıraktı. Karton kutunun üzerinde büyük harflerle "Takoyaki Makinesi" yazıyordu.
"Takoyaki mi yapıyoruz?"
"Aynen öyle. Takoyaki yaparken ateş kullanmamıza gerek yok, malzemeleri de önceden doğrayıp saklama kaplarına koyduğum için burada bıçak kullanmamız da gerekmeyecek. Çeşit çeşit malzeme hazırladım, sıkılmadan tadını çıkarabiliriz."
"Okulda takoyaki makinesi olduğunu bilmiyordum."
"Genelde sadece Kültür Festivali zamanı kullanıldığı için bilmemen normal. Önceden izin alındığı sürece festival dışındaki zamanlarda da ödünç verilebiliyor."
Yousuke-san'ın bunu bilmesi muhtemelen Öğrenci Konseyi üyesi olarak envanter düzenleme gibi işlerle uğraşmasındandır.
"Bırakalım şimdi bu açıklamaları da bir an önce takoyaki partisi hazırlıklarına başlayalım!"
Böylece takoyaki hazırlıklarına giriştik.
İşe koyulmamızın üzerinden birkaç on dakika geçtikten sonra, Ai-san'ın öncülüğünde takoyaki yapımı pürüzsüz bir şekilde ilerledi. Anlaşılan Ai-san'ın daha önceden takoyaki yapma tecrübesi vardı.
"Evet evet, ilk parti hazır! Herkesin tabağına koyuyorum."
Ai-san bunu söylerken alışkın ellerle takoyakileri herkesin tabağına paylaştırdı.
"Ai'den beklendiği gibi. Yemek konusunda ona güvenim tam."
"Beni ne kadar övsen de takoyakiden başka bir şey çıkmaz ona göre. Hadi, gömülün bakalım."
"Haklısın. O zaman, yemek için teşekkürler."
"Yemek için teşekkürler."
Diğer Astronomi Kulübü üyeleri de Yousuke-san'a eşlik ederek ellerini birleştirdi. Takoyakinin tadına ilk bakan Seto-san oldu.
"...Lezzetli."
"Ooo, Mio-chan'dan bunu duymak beni mutlu etti."
Seto-san'ın ardından ben de takoyakiyi ağzıma attım. Taptaze pişmiş takoyaki biraz sıcaktı ama çok lezzetliydi.
"Nasıl Daiki-kun?"
"Çok lezzetli olmuş. Taze pişmiş takoyakinin tadı bir başka oluyormuş."
"Daiki-kun'dan da yüksek puan aldık! Kei, ya sen?"
"Daha yemedim ki."
Bunu söyledikten sonra üfleyerek soğutan Shimizu-san, takoyakiyi ağzına attı. Ai-san heyecanla onu izliyordu.
"Öyle bakıp durma suratıma. Yani, fena değil işte."
"Kei-ceyi tercüme edersek: 'Lezzetli, ablacığım seni çok seviyorum' demek oluyor bu!"
"İlk kısmı neyse de ikinci kısım tamamen yanlış bir çeviri."
"Demek lezzetli buldun. Sevindim."
Ai-san'ın pozitif düşünce yapısının sınırı yoktu.
"Bana sormayacak mısın?"
"Sormama gerek var mı? Yousuke'nin midesini çoktan avucumun içine aldım bile!"
Ai-san eliyle bir şeyi sıkıp parçalıyormuş gibi bir poz verdi.
"O hareketle Yousuke'nin midesini ancak patlatırsın."
"Yani, senin yaptığın her yemeğin lezzetli olduğu bir gerçek."
"Ha? Şey, yani... öyle tabii."
Ai-san'ın nadir görülen bir şekilde eli ayağına dolaşmıştı. Pek sık rastlanmayan bir manzaraydı bu.
"Hıh."
"Ne var Kei-kun, nedir o acıyan bakışlar?"
"Hiç, Yousuke seni övdüğü için sevindin diye düşündüm."
"H-Hiç de bile! Yousuke beni övdü diye sevinecek değilim! Bak, bu Kei taklidiydi."
"Taklidin berbat ötesi. Ayrıca utandığını gizlemeye çalışma."
"Utandığım falan yok, aksine yemek yapma becerimin ne kadar muazzam olduğunu düşünüyorum."
"Ai-senpai, biraz daha alabilir miyim?"
"Tabii ki. Hemen tazeliyorum."
Böylece neşe içinde ilk parti takoyakileri bitirdik.
"İkinci partide yapan kişiyi değiştirelim diyorum. Böylece herkes katılmış olur ve daha eğlenceli geçer."
Bunu söyleyince iki kişinin yüzü aniden asıldı.
"Kusura bakmayın ama ben pas geçmek istiyorum."
"Ben de yapmak istemiyorum."
"Astronomi Kulübü'nün mutfak özürlüleri sizi! Takoyaki yapmak eğlencelidir, korkmanıza gerek yok."
Shimizu-san neyse de, Yousuke-san'ın bile yemek yapma konusunda kötü olması şaşırtıcıydı.
"Boş duracak değilim. Ortalığı toplama işinde herkesten fazla çalışırım. O yüzden takoyaki yapma işini diğerlerine bırakın lütfen."
"Doğru, zorlamak hoş olmaz. O zaman Mio-chan ya da Daiki-kun denemek ister mi?"
"Ben bir deneyebilir miyim?"
"Tabii ki! O zaman ikinci partiyi Daiki-kun yapıyor, karar verilmiştir!"
"Oldu galiba."
"Ooo, harika kokuyor!"
Başta düzgün yapıp yapamayacağımdan endişeliydim ama Ai-san'ın yönlendirmeleri sayesinde güzel şekilli takoyakiler yapmayı başarmıştım.
"Zaten sürekli yemek yapan Daiki-kun'un eli yatkınmış gerçekten."
"Teşekkür ederim. Sizin sayenizde oldu, Ai-san."
"Belki onun da biraz etkisi vardır."
Ai-san muzip bir çocuk gibi gülümsedi.
"Hazır olduğuna göre hemen servis edelim."
"Tamamdır."
Bambu şişleri kullanarak herkesin tabağına takoyakileri koydum. Sos ve mayonez gibi sosları ekledikten sonra herkes aynı anda tadına baktı.
"Lezzetli."
"Evet, içi de tam kıvamında olmuş."
Rahatlayarak ben de bir tane yedim. Herkesin dediği gibi, gayet güzel olmuşlardı.
"Daiki-kun'un elinden çıkan takoyakileri yiyince ne hissettin Kei?"
"Ne biçim soru bu be?"
"Ne olacak canım, söyle işte fikrini."
"...Yani, kötü olmamış işte."
Shimizu-san da memnun kalmış gibiydi. İçten içe bir oh çektim.
"Hiç dürüst değilsin. 'Keşke sadece benim için yapsaydı' falan desene."
"Kim der lan öyle bir şeyi!"
"Aman neyse. Sıra sende mi Mio-chan?"
"Sorun yok. Ancak bir sorum olacak."
"Soru mu? Sor bakalım senpaine!"
"Takoyaki partilerinde içine ahtapot dışında şeyler de konulabildiğini duymuştum."
"Doğru. Ahtapot dışında sosis, peynir falan da var buzdolabında."
"Denemek istediğim bir şey var."
Bunu söyleyen Seto-san tek başına buzdolabına gitti ve bir şey getirdi. Elinde üzerinde "Anko" yazan bir tüp tutuyordu.
"...Hey, yoksa denemek istediğin şey..."
"Evet, içinde anko olan bir takoyaki yapmak istiyorum."
Yemekhaneye bir anlık sessizlik çöktü.
"Ne ara anko hazırladın sen?"
"Dün alışveriş yaparken aldım."
"Dün Mio-chan'ın gizlice sepete bir şeyler attığını fark etmiştim de, demek buymuş."
"Senin sevdiğin şey dorayaki değil miydi? Takoyaki malzemesini anko yapsan bile o şey dorayakiye dönüşmez."
"Hamur var, anko var... Esas itibarıyla dorayaki."
"Senin tanımına göre obanyaki falan, ne varsa dorayaki olur o zaman!"
Shimizu-san'ın keskin laf sokuşu ortamda parladı.
"Her neyse, lütfen denememe izin verin. Sorun değil, gerekirse hepsini ben yerim."
"Sen sadece canın çektiği için yemek istiyorsun."
Herkesin kalbinden bir endişe dalgası geçerken, üçüncü yarışmacı da belli olmuştu.
"Tamamdır."
Hazırlanan takoyakiler, şekilleri biraz bozuk olsa da lezzetli görünüyorlardı.
"Herkes tabağını uzatsın."
Nedense herkesin tabağını uzatırken az öncekine göre daha yavaş davrandığını hissettim.
"Yousuke."
"Ne oldu?"
"Aaan."
"Ne, bir dakika, ne yapıyorsun aniden! Sen beni resmen denek olarak kullanmaya çalışıyorsun değil mi?"
"Neden bahsettiğini anlayamadım? Güzel bir kız sana 'aaan' yapıyor sonuçta. Reddetmek gibi bir seçeneğin olamaz herhalde."
"Kendi kendine güzel kız deyip durma."
Yousuke-san, bir yandan bana ve Shimizu-san'a bakıp çekinse de takoyakiyi ağzına attı.
"...Hmm, ne diyeyim. Beklediğimden daha fena değilmiş. Üzerine bal falan dökülse belki daha da lezzetli olabilir."
"E? Gerçekten mi? Yousuke, aaan."
"Neden senin bana 'aaan' demen gerekiyormuş ki?"
"Biri sana yaptıysa, sen de karşılığını vermelisin."
"...Elden bir şey gelmez. A-Aaan."
Ai-san gülümseyerek takoyakiyi yedi.
"...Hımm! Kesinlikle beklediğimden iyi! Sanki böyle Japon usulü bir tatlı gibi olmuş."
"Anko her zaman en güçlüsüdür."
Seto-san'ın yüz ifadesi her zamanki gibi değişmemişti ama bir şekilde gururlu görünüyordu.
"Pekala, şimdi sıra sizde."
"Madem o kadar kötü değilmiş, ben de yerim."
"Peki, önce hanginiz diğerine 'aaan' yapacak?"
"Ha?"
Ai-san sanki acayip bir teklifte bulunmuştu.
"N-Neden biz de öyle bir şey yapmak zorundayız ki!"
"İyi o zaman. Kei, benimle Yousuke arasındaki samimiyet seviyesine yenilmene razıysan sorun yok."
"Beni her kışkırttığında oltaya geleceğimi sanma sakın."
"Heh, neyse, zaten Kei için imkansız bir şey bu. Sende o cesaret yoktur ki."
Ai-san yüzünde kötücül bir sırıtmaya yer verdi. Bir sonraki aşamada ne olacağını anlamış gibiydim.
"...Tamam be."
"Ne? İyi duyamadım, bir daha söylesene?"
"Tamam dedim! Alt tarafı bir 'aaan' yapacağım işte!"
"Shimizu-san..."
Shimizu-san'ın kışkırtmalara karşı ne kadar savunmasız olduğunu uzun bir aradan sonra tekrar onaylamış oldum.
"Hey, Hondou, yapıyoruz!"
"P-Peki."
İster istemez Shimizu-san'ın baskısına boyun eğip kafa salladım. Gerçi en başından beri benim için reddetme seçeneği hiç var olmamış gibiydi.
"O zaman, ilk önce ben yapayım mı?"
Yediren ve yiyen taraf arasından, yediren taraf olmak herhalde daha az utanç verici olurdu.
"Tamam, ne zaman istersen."
"Aaan."
Shimizu-san bir anlığına tereddüt etse de takoyakiyi ağzına aldı.
"Nasıl Kei? Görüşlerin neler?"
"...Tatlı."
"Hmm hmm, demek öyle."
Ai-san sırıta sırıta Shimizu-san'a bakıyordu.
"Ne var?"
"Yok bir şey, tatlı olan takoyaki miydi yoksa... Ah, öyle ters ters bakma bana."
"Sana öyle bakmamın sebebini kendin yarattın ama."
"Sıra Daiki-kun'da."
"Konuyu saptırma."
"Saptırmıyorum ki. Hadi Kei, Daiki-kun'a 'aaan' yapsana?"
Shimizu-san bir süre bana kaçamak bakışlar attıktan sonra teslim olmuş olacak ki takoyakiye kürdanı sapladı.
"...Aaan."
Shimizu-san takoyakiyi bana doğru yaklaştırdı. Yüzünün kızarıklığının takoyaki makinesinin sıcaklığından kaynaklanmadığını biliyordum.
Burada öylece durursam bu iş bitmeyecekti. Kendimi zorlayıp takoyakiyi ağzıma attım.
"Nasıl Daiki-kun?"
"...Çok tatlı."
Öyle demiştim demesine ama kalbim güm güm attığı için tadını falan alabildiğim yoktu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.