İlikleri donduran bir çığlık beni uykumdan çekip çıkardı. Çalışma masamda ne ara uyuyakaldığımı bile bilmiyordum ama hemen doğruldum. Odamdan fırladığım gibi, feryadın geldiği yöne doğru koşturan bir muhafızla burun buruna geldim. Son anda çarpışmaktan kurtulmuştuk.
Muhafız önümde aniden durup sendeleyerek asker selamı verdi. "K-Komutan Virion!"
"Neler oluyor orada?" Çevreye göz gezdirdim. Diğer muhafızlar da telaşla aynı tarafa doğru koşuyordu.
"Emin değilim Komutanım. Çığlık bir alt kattan gelmiş gibiydi."
"Orada kimsenin olmaması gerekirdi... Anna!" Nefesim boğazıma tıkandı. Bu seviye altında dolu olan tek yer Cynthia’nın odasıydı ve ona da Anna bakıyordu.
Muhafızın gözleri dehşetle açıldı, hemen arkasını dönüp merdivenlere yöneldi. Ben de peşinden koştum. Zırhlı muhafız kalabalığını yararak ilerledim. Arthur’un ailesi de kapının önünde dikilmiş, öylece içeriye bakıyordu.
Herkes nefesini tutmuş, içeriye gözlerini dikmişti.
Bakışlarımı odaya çevirdim. Gördüğüm manzara karşısında sadece birkaç adım ötede donakaldım.
"Hayır," diye mırıldandım. İnanamayarak, sendeleye adımlarla içeriye doğru ilerledim. "N-nasıl olur? Kim yaptı bunu?" Sesim titriyordu ama Anna da en az benim kadar şaşkın ve dehşet içindeydi, sadece başını iki yana sallamakla yetindi.
Başım dönmeye başladı. Çevredeki fısıltılar, uğultular bir anda boğuklaştı, benden uzaklaştı. Bir adım daha atmak istedim ama bacaklarım dermanını yitirdi, dizlerimin üzerine çöküp yatağa tutundum.
Eski dostumun soğuk, cansız eline sıkıca sarılırken boğazımdan sözcüklere dökülemeyen, feryat figan bir çığlık koptu.
Cynthia Goodsky yatağında son derece huzurlu bir şekilde yatıyordu. Kolları iki yanına uzanmış, üzerine ince, beyaz bir çarşaf örtülmüştü. Ancak göğsünün tam ortasından simsiyah bir kazık fırlamıştı. Üzeri kanla, onun kanıyla kaplıydı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.