"Ne oldu, bir sorun mu var?"
"...Kido’nun ne kadar şanslı olduğunu düşünüyordum sadece."
"Şanslı mı?"
"Yani diyorum ki Amane, beni ne zaman iş yerinde göreceksin acaba?"
"...L-lütfen biraz daha bekle."
Amane, Mahiru kızgın olmasa bile onu beklettiği için sabırsızlandığını biliyordu. Ayaka ile de bu konuyu konuştuğuna göre, Mahiru’nun bir süreliğine bastırdığı o görme arzusu yeniden depreşmiş olmalıydı.
İşin aslı Mahiru’nun aslında özgürce yapabilmesi gereken bir şeye Amane engel olmuştu; bu yüzden genç kızın içinin içini yemesinin kaçınılmaz olduğunun tamamen farkındaydı.
"Sen tamamen alışana kadar bekleyeceğim Amane. Yine de huzursuzum işte. Yani, beni gerçekten çok bekletiyorsun."
"Yeni yıla kadar her şeye alışmış olurum. Müşterinin az olduğu bir zamanı kollayıp seni davet edeceğim."
"Beni böyle bekletmeye devam edersen kendimi dışlanmış hissetmeye başlayacağım."
"Gerçekten özür dilerim. Lütfen işe tam anlamıyla alışana kadar bekle... Tamamen alışmam imkansız olsa da en azından işin çoğunu kavrayana kadar sabret."
"Sabredebilirim, sorun değil. Ama bir şartım var."
"...Şart mı?"
"Öyle büyük bir şey değil. Sadece seni çalışırken gösteren bir fotoğraf istiyorum. Seni iş üniformasıyla görmedim bile. Şık giyinince ne kadar yakışıklı olduğunu görmek istiyorum."
Eğer yanına gidip görmesine izin yoksa, Amane’nin gerçekten çalıştığı bir anın karesini almasında bir sakınca olmamalıydı. Amane, Mahiru’nun mantığını gayet iyi anlıyordu ve bunda bir mahzur görmedi. Alt tarafı bir fotoğraftı; acemiliği zaten kareye yansıyacak değildi ya.
Yine de Mahiru’nun onu iş yerinde görmeyi neden bu kadar çok istediğine şaşırmadan edemiyordu. Fakat bir an için Mahiru’nun sadece Chitose ile beraberken giydiği çok şirin kıyafetler olduğunu öğrense, kendisinin de onu kesinlikle görmek isteyeceğini düşündü.
Eğer bu durum Mahiru’nun hoşnutsuzluğunu ve sabırsızlığını biraz olsun hafifletecekse kesinlikle buna değerdi. Hemen kabul etti ve kızın yüzünün aydınlandığını gördü. Demek gerçekten bu kadar çok istiyordu.
Hâlâ üniformanın içinde kendini tuhaf ve iğreti hissettiğini inkar edemezdi. Bu durum onu tedirgin etse de fikir Mahiru’nun neşesini yerine getirmişti; o memnun olduğu sürece her şey yolundaydı.
Mahiru, sadece Amane’nin yanındayken takındığı o ışıltılı ifadeyle gülümsedi. Başını Amane’nin pazısına yaslayıp ona iyice sokuldu. Amane, Mahiru’nun elini nazikçe sıktı.
"Noel için izin alabildim. Ama bir önceki güne kadar vardiyalarım var. Sorun olur mu?"
Amane, Mahiru’nun bu güzel anını bozduğu için kendini kötü hissetse de planları netleştirmesi gerekiyordu.
Tatil gününde izin alabilmek için Noel öncesine fazladan vardiya yazdırmıştı ve sonrasındaki günlerde de peş peşe çalışacaktı. Noel’den sonraki gün sabah vardiyası vardı, yani akşama dönmüş olacaktı ama yine de Mahiru’yu yalnız bırakacağı bir gerçekti.
Bu soruyu her şeyin onun için uygun olduğundan emin olmak için sormuştu ama Mahiru hiç oralı olmadı ve hemen başını iki yana salladı.
"Buna sen karar verdin Amane, o yüzden itiraz etmeyeceğim."
"Onu kastetmedim. Üzülebilirsin diye düşündüm. Yani, bu aralar epey meşgulüm."
"Sanırım beni biraz hafife alıyorsun."
"Hafife mi—?"
Amane ne diyeceğini bilemedi. Mahiru ona sakin gözlerle, vakur ve serinkanlı bir gülümsemeyle baktı.
"Tabii ki biraz yalnız hissediyorum ve hep eve erken gelmeni umuyorum. Mümkün olduğunca çok vakit geçirmek ve her zaman yanımda olmanı istiyorum."
"Biliyordum. Bu iş—"
"Ancak, seni kısıtlamanın doğru olduğunu düşünmüyorum Amane. Bana öncelik vermek istediğini anlıyorum çünkü ben de senin için aynı şeyi hissediyorum."
Mahiru, parmak uçlarıyla erkek arkadaşının avuç içini okşadı.
"Sana yük olmak istemiyorum."
"Yük olmak mı? Asla olamazsın."
"Yani, eğer iş o noktaya gelirse... Seni bana çok fazla öncelik vermeye zorlarsam kendime tahammül edemem."
"...Peki ya ne olursa olsun sorun olmayacağını söylersem?"
"Bu sadece senin çoktan teslim olduğunu gösterir. Sırf benim hatırım için büyük zorluklara katlanman ya da yapmak istediğin bir şeyi ertelemen fikrinden nefret ediyorum. Eşit olmamızı istiyorum ve birimizin sürekli kendinden önce diğerine öncelik vermesinin pek sağlıklı olduğunu düşünmüyorum."
Başını yavaşça iki yana salladı; keten rengi saçları dalgalanarak sözlerinin etkisini artırdı.
Amane onun gözlerindeki sevgiyi gördü, sonra muhtemelen Mahiru’nun kendisine yönelttiği hafif bir umut ışığı belirdi. Bu parıltı kısa bir an göründü, sonra tekrar derinlere gömüldü.
"Duygularım benim duygularım. Yalnızlık da sadece bir duygu. Doğru, sana yakın olmak istiyorum ama kendini çok fazla paralamanı istemiyorum. Eğer seni, kendi hayatına müdahale edecek kadar beni ilk sıraya koymaya zorlarsam kendimi asla affedemem."
"Mahiru..."
"Bu işte çalışıyorsun çünkü senin yapmak istediğin bir şey var, değil mi?"
"Evet."
Tereddüt etmeden onayladı.
Amane’nin ne pahasına olursa olsun başarmak istediği hedefleri vardı; kendi kendine koyduğu hedefler. Sonuçta bunu Mahiru için değil, kendisi için yapmıştı. Bunu hiçbir zaman Mahiru’nun hatırı için yaptığını söyleyerek açıklamamıştı.
Motivasyonu yüzünden bir pişmanlık ya da utanç duymuyordu. Mahiru bunu anlamıştı.
"Senin hedeflerinin önüne geçmeme imkan yok."
Mahiru, Amane’nin hissettiği suçluluk duygusunu hiçe sayarak açıkça konuştu, sonra sanki aniden rahatlamış gibi hafifçe gülümsedi.
"Eğer ihmal ediliyor olsaydım durum farklı olurdu ama sen bana saygı duyuyor ve değer veriyorsun Amane. İşlerin yoğun olsa bile bana hep vakit ayırdın. Hiçbir zaman memnuniyetsizlik duymadım ve tüm vaktini bana adaman gerektiğini de düşünmüyorum. Aslında, bu kadar azimli biri olman beni mutlu ediyor."
Kaşlarını üzgünce düşürerek devam etti: "Bana çok odaklandığın için kendi ihtiyaçlarını görmezden gelme eğilimin var." Hem mutlu hem de sitemkar görünüyordu, sanki onun bu iflah olmaz romantikliğine çıkışıyor gibiydi.
"Sandığından daha bencilim Amane ama senin duygularını asla görmezden gelmeye niyetim yok. Sen ve ben farklı insanlarız. Birbirimizi ne kadar seversik sevelim, düşünce yapılarımız farklı. Her konuda mutlak bir uyum içinde olmamız imkansız, değil mi?"
"Elbette."
"Ayrıca, ikimizin de birbirimize vakit ayırmasının önemli olduğunu biliyorum ve asla birimizin diğerine boyun eğmesi gerektiğini söylemem çünkü... Seninle aynı tempoda yaşamak istiyorum Amane."
Düşüncelerini toparlayarak bir iç çekti ve parmak uçlarıyla avucunu gıdıklamaya devam etti.
"Seni bana kendinden daha fazla öncelik vermeye zorladığım gün, kendimden iğrenerek ölürüm herhalde. Bir şeyler istemekten kendimi alamıyorum ama bu arzuları sana dayatırsam, başkalarını kontrol etmeye ve onları istediğim gibi davranmaya zorlayan o bencil insanlardan birine dönüşmem ne kadar sürer? Kendimi asla affedemem."
Eğer böyle bir şey olursa Amane bunun umurunda olmayacağını düşündü; yine de sevildiğini hissederdi. Ancak Mahiru’nun bakış açısına göre bu durum kesinlikle söz konusu bile olamazdı; genç kız sadece bunu düşünmekten bile ürpermişti.
Böyle bir şeyin ona imkansız geldiğine emindi ama kızın kendi niyetlerini bir kenara bırakıp bu kadar bencilce bir şey söyleyebildiğini hayal ettiğinde, Amane bunun görmezden gelinebilecek bir şey olmadığını düşündü.
Mahiru, Amane’nin kendisi için tek olduğunu söylemişti ve özellikle geçmişteki davranışları düşünüldüğünde, Amane buna inanıyordu.
Her konuda kendini çok fazla kısıtlamıştı.
"Demek istediğim, benim için endişelenmene gerek yok. Seni bir şeyler için çabalarken, bir amaç uğruna didinirken gördüğümde çok havalı ve harika olduğunu düşünüyorum Amane."
"...Meseleyi buraya kadar getirince kendimi biraz zavallı hissettim."
"Neden buna bozuluyorsun ki? İlahi!"
Mahiru bekleme konusunda iyi olduğunu bizzat söylemişti ancak geçmişini bilen Amane, onun neden bu konuda bu kadar iyi olduğunu ve neden bu kadar çok tecrübesi olduğunu herkesten iyi anlıyordu. Dudaklarını ısırdı; ama bu seçimi yapmak tam Mahiru’ya göre bir hareketti ve onun seçimini geçersiz kılmanın, arzularını görmezden gelmekle eşdeğer olduğunu biliyordu. Bu yüzden kız elini uzattığında, Amane sessizce o eli tuttu. Bu hareket her ikisine de güven vermeyi amaçlıyordu.
Mahiru’nun ince kolu Amane’ye uzandı. Genç adam bunu memnuniyetle kabul etti, ardından kendi isteğiyle kucağına yerleşen o narin bedene sarıldı.
"Bunu telafi etmek için, ne zaman böyle beraber olsak, olabildiğince bencil ve şımarık davranacağım. Bir itirazın var mı?"
"Tabii ki yok... Hatta daha bile fazla şımarabilir, istediğin her şey için mızmızlanabilirsin. Yalvarışlarını daha çok duymak istiyorum Mahiru."
"Öyle mi...? Belki beni biraz daha ısıtabilirsin o zaman?"
Kollarının arasında Mahiru ona muzipçe baktı ve gülümsedi.
"Nasıl istersen."
Mahiru memnuniyetle mırıldandı ve yanağını Amane’nin göğsüne sürterek, bu davetten yararlanıp ona tatlı tatlı sokuldu ve sıcaklığını paylaştı.
Amane, ona bastırılan o yumuşak, narin bedeni fark etmeden edemiyordu ama Mahiru’nun tüm enerjisini çekmeye çalışırcasına ona yaslanmasıyla hissettiği o sevgi ve hayranlık, bu tür düşüncelerden çok daha baskındı.
Ona istediği kadar sıcaklık vermeye çalıştı. Amane onun bu zarif ama güçlü vücudunu nazikçe kavradığında, Mahiru gıdıklanmış gibi güldü.
"Hehe, çok sıcak... Dileğim gerçekleşmiş sayılır."
"Bu kadar yeterli mi?"
"İyiyim... Fırsatım varken iyice enerji depolamam lazım."
"Tamamen şarj olduğundan emin olmak için elimden geleni yapacağım."
"Lütfen yap, çok fazla olmadığı sürece... Eminim senin de şarj olmaya ihtiyacın vardır. Ne zaman yorgun düşsen seni pışpışlayacağımdan emin olabilirsin," dedi Mahiru.
Sesi o kadar kararlı geliyordu ki Amane bu ironi karşısında kendini gülmekten alamadı. Kahkahalarla sarsıldı ve Mahiru da aynı neşeyle ona katıldı.
"Hey, Miyamoto... Senden bir ricam olacak."
Amane bir sonraki iş gününde, verdiği sözü tuttuğundan ve Mahiru’nun yalnızlığını hafifletmek için o şeyi yaptığından emin oldu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.