“Ee, işin sonunda halloldu mu?”
Itsuki ertesi gün okulda sorduğunda, Amane dürüstçe başını salladı.
Itsuki umursamazca omuz silkti. “Kido’nun referansı vardı, o yüzden hiç endişelenmedim ama hallolduysa ne âlâ. Yalnız, bana bir şeyler anlatacak gibi duruyorsun, meraklandım şimdi.”
“Şey, evet. Teyze biraz keskin biri.”
“Sen öyle diyorsan öyledir herhalde. Şimdi ben de merak ettim!” Itsuki, sandalyesine yaslanıp güldü.
Amane de çarpık bir gülümseme takındı ama şimdilik gerisini sır olarak saklamaya niyetliydi. Itsuki’ye anlatsa, hiç şüphesiz hemen iş yerine dikilirdi.
En azından, Amane işe başlayıp yerleşene kadar arkadaşlarının iş yerine gelmesini istemiyordu. Mahiru için bile durum buydu.
O sabah Mahiru’ya söylediğinde, epeyce surat asmış, gönlünü almak için on dakika kadar nazını çekmek zorunda kalmıştı.
Şimdi Mahiru, Chitose’nin sırasının yanında oturmuş konuşuyordu.
Nedense Chitose onlara doğru bakıyor ve genişçe sırıtıyordu ama tepki vermenin onu sadece eğlendireceğini biliyordu ve bu düşünce onu sinir ediyordu, bu yüzden bilerek onu görmezden geldi.
“Şey, sahibi biraz tuhaf biri bence ama orada sorunsuz çalışabileceğim gibi duruyor. Kido da bir şeye ihtiyacım olursa Kayano’dan her zaman yardım isteyebileceğimi söyledi.”
“Ha, Kido’nun erkek arkadaşı, değil mi? O pek de belli etmeyen maço adam mı?”
“Bunu Kayano’nun kendisine söylesen, garip garip bakabilir sana sanırım… sonra da Kido’ya ölümcül bir bakış atabilir, ama…”
Souji’nin öfkesini, bu algıyı onların zihnine yerleştiren Ayaka’ya yönelteceği kesindi, bu şekilde düşündükleri için ikisini kınamaktan ziyade.
Utanmak yerine, Ayaka’nın sadece, “Nesi varmış ki?” diyeceğini hayal etti. Amane daha çok Souji’ye üzülüyordu, Ayaka’nın arkasından onun hakkında dedikodu yaymasına katlanmak zorunda kalan.
Nitekim Ayaka sınıfta yoktu. Ya henüz okula gelmemişti ya da Souji’nin yanındaydı.
“Neyse, orada tanıdık birinin olması içimi rahatlattı ve sahibinden duyduğuma göre düzenli müşterileri yaşlıca ve nispeten sakin insanlarmış, yani çok sorun yaşayacağımı sanmıyorum.”
“Hmm, ne güzel. Ne olursa olsun, işinin ayarlanmış olması sevindirici. Ama bir dahaki sefere bir şeye ihtiyacın olursa, gel bana söyle!”
“Evet, evet, sana başvururum, canım, yakın arkadaşım.”
Itsuki hâlâ biraz kin tutuyor gibiydi. Amane sırtını sıvazladı, o da mahcubiyetini gizlemeye çalışır gibi kaşlarını çattı. Ardından Amane’nin sırtına çok daha sert vurdu.
Bu, Itsuki’nin dostluğunu gösterme yollarından biriydi, bu yüzden öksürürken, Amane gülerek, “Pislik!” dedi, Itsuki’nin yanağına hafifçe yumruğunu bastırırken.
Itsuki’ye bu küçük saldırısını yaparken, Amane gözlerini Mahiru’ya kaydırdı, o da hafifçe homurdanıp onlara baktı, biraz memnuniyetsizdi.
O sabah ona, iş yerine gelmeyi ertelemesi hakkında söylediği şeye itiraz ediyordu.
Ancak, mantığını anlamış gibiydi ve o sabah onu şımartmakla geçirdiği zaman sayesinde Mahiru’nun kendini tutacağından emindi, bu yüzden herhangi bir sorun çıkacağını sanmıyordu.
Itsuki, Amane’nin bakışlarını takip etmiş ve aniden onunla alay etmişti. “Her zamanki gibi aşk böcekleri gibisiniz, değil mi?” Amane kaşlarını çattığında, Itsuki genişçe sırıttı, Amane’nin yumruğunu nazikçe iterek. “Şey, aklıma gelmişken, dün Shiina Hanım, Chi ve annen alışverişe gitmişlerdi, değil mi? Chi’den duydum, sana kıyafet seçerken çok eğlenmişler ama peki Shiina Hanım ne aldı?”
“…Bunu gerçekten sana söylemek zorunda mıyım?”
“Aman! Canım, yakın arkadaşım beni yine dışarıda bırakıyor!”
“Hâlâ kin tuttuğunu biliyordum... Pekâlâ. Kedili, tulum pijama takımıydı.”
Amane dudaklarını büzdü, Mahiru’nun bir önceki gün kendisine uzattığı kâğıt alışveriş çantasının içeriğini hatırladığında, Itsuki de kahkahalara boğuldu.
Gerçekten de Shihoko ve Mahiru, Amane’ye kulaklıklı, kapüşonlu, tulum bir pijama takımı almışlardı.
Ortalamadan uzun olan Amane’nin, bariz bir şekilde kızlar için tasarlanmış o sevimli pijamaları giymesinin imkânı yoktu, ya da o öyle sanıyordu, ama onlar, “Erkekler için de bedenleri vardı!” demişlerdi. Gerçekten de getirdikleri pijamalar, ona sorunsuz uyacak kadar büyüktü, bu da Amane’yi başını tutmaya itmişti.
“S-sen, sevimli pijamalarla...?”
“Kapa çeneni. Telafi etmek için Mahiru tavşan pijamaları giyecek, o yüzden sorun yok.”
Onun yaşında ve yapısında biri için çocuksu bir tulum giymek utanç verici ötesiydi ama Mahiru ona öyle parıldayan gözlerle bakmıştı ki kabul etmekten başka çaresi kalmamıştı.
Muhtemelen kesinlikle reddederdi, eğer onu tek başına giymesi beklenseydi.
Ama Mahiru bunun haksızlık olacağını bilmiş olmalıydı çünkü kendisinin de bir tane olduğunu bildiğinden emin olmuştu. Görünüşe göre, o da kendine tek parça bir pijama takımı almıştı. Açık pembe renkteydi ve tavşan desenliydi.
Mahiru’nun kendi takımını giyeceği ve hiçbir fotoğraf çekmeyeceği şartıyla Amane pijamaları giymeyi kabul etmişti. Bir dahaki sefere Mahiru’nun onda kaldığında giyecekler gibi duruyordu.
Pijamalar, Mahiru’ya geçen seferki gecelikten çok daha masum bir görünüm verecekti, bu yüzden Amane için birkaç açıdan katlanması daha kolay olacaktı ve aslında gizli bir kutsama bile olabilirdi.
“Shiina Hanım’a senin pijamalı bir fotoğrafını çektirip bana yollatmam gerekecek.”
“Hey, aklından bile geçirme! Ona zaten söylemiştim, kesinlikle fotoğraf yok.”
“Hadi amaaa! Sorun değil, eminim çok şirin, çok tatlı olacaksın!”
“Gülmekten çatlamak üzeresin, görüyorum. Pislik.”
Itsuki, ifadesini kontrol etmeye çalışırken bile harika olacağını iddia etti, bu yüzden Amane omzuna vurdu. Itsuki karşılık vermedi. Tüm vücudunu titreten bir kahkahayı tutmaya çalışmakla meşguldü.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.