Beklenmedik Bir Soru

Çok sıcak bir yaz günüydü. Güneşin kavurucu sıcağı vücudumuza temas ettiği anda yakıyor, sanki suyumuzu çıkarmaya çalışırcasına terletiyordu. Böyle sıcak bir yaz tatili gününde dışarı çıkmak çok büyük bir hataydı. Normalde arkadaşlarım olmasa evde kalıp kendi halimde zaman geçirmeyi tercih ederdim.

Sahi, kendimi tanıtacak olursam, ben Yuta, üniversiteye yeni başlamış, henüz 18 yaşında bir gencim. İlk akademik dönemim bittikten sonra yaz tatilim başladı. Standart bir insan olduğumu iddia etmemde sanırsam ki bir sakınca olmaz.

Bugünkü buluşmamızda her ne kadar arkadaşlarım bu işin mazereti olsa da aslında bir sebepten daha dışarı çıkmak istiyordum; Lyola. Kendisi bir şarkıcı. Sahnede silüet aydınlatma ve karartma ışıklandırmaları gibi teknikler kullanarak yüzünü toplumdan gizleyerek şarkı yapan ve gerçek kişiliğini kamuoyundan saklayan bir şarkıcı. Arkadaşlarım ve ben de dahil olmak üzere bunu umursamadan dinleyen çok büyük bir hayran kitlesi mevcut. Şahsen normalde şarkıcıları ayırt etmeyi ve aralarında kıyaslamayı sevmem ama bu konuda içten içe yanıldığımı hissettiren tek şarkıcı o…

Şehrimizde konseri olduğu zaman gitmeyi severiz. Bugün de onlardan biriydi. Arkadaşım Ray (gerçek adı Rei olsa da biz ona böyle deriz) biraz daha erken buluşmak isteyince, konserden birkaç saat önce ben, Ray ve Yasu (üniversiteden aynı kulüpten arkadaşımızdı) şehir meydanında bir araya geldik.

Bir süre atari oynayıp yemek yedikten sonra konsere kadar zaman öldürmeye karar verdik. Şehrin meydanında konser salonuna yakın caddelerde öylece yürüyorduk.

“Eee Yasu, tatil nasıl gidiyor?” Ray üçümüz arasında oluşan sessizliği fark etmiş ve ilk adımı atmıştı.

“Yani… daha iki hafta falan oldu. Düne kadar ödevlerim daha yeni bittiğinden pek tatil havasına girememiştim.”

“Nee! Ödevleri bitirdin mi?” Ray hayranlıkla Yasu’ya bakıyordu.

“Evet.”

“Harbi mi?”

“Evet dedim ya?” Yasu, Ray’in inanmamasını garipseyerek bakmıştı.

“Bana da yardım etsene!” Ray yavru bir köpek gibi ona bakıyordu.

“Nasıl edecekmişim? Sen daha birinci sınıf değil misin?”

“Ahh doğru ya!” Ray hayal kırıklığına uğramış, üzüntüyle başını yere eğmişti. Bir noktada komik gelip sırıtmıştım.

“Sahi! Yuta sen yapmışsındır değil mi?!?” Ray tekrar gözlerinde büyük bir parlaklık ile bana bakıyordu. Dostum harbiden kedinin ciğere baktığı gibi bakma bana, ürkütücü.

“Hayatta olmaz.” Dedim düz bir ses tonuyla.

“Neden lan?!?” Ray kaşlarını çatmış ve sinirli bir şekilde yürürken bana döndü.

“Kendin uğraş diye verildi bunlar. Ayrıca benim de yapamadığım çok soru var.”

“Olsun, yine de versen…” Az önceki sinirliliğini unutmuş gibi, yine yavru bir köpek gibi bana bakıyordu.

“Olmaz dedim.” Ray’in sözünü kestim.

“Of ya!” Tekrar önüne dönmüş kafasını yere eğerek kasvetli bir görünüme bürünmüştü.

Huzursuz olduğu belliydi ama kendi uğraştıklarımı başkasına şıp diye verecek halim de yoktu. Soru konusunda yardım isterse bakardım ama onun dışında olmaz. Yine de bunu ona söylemesem muhtemelen en iyisi olacak çünkü bu sefer her soruyu bana sormaya başlar. (Daha öncesinde bu durum yaşandı…)

“Neyse, ben de kulüptekilere yapamadıklarımı sorarım.” Ray tripli bir ses tonuyla konuşmuştu.

“İstediğini yap, onlarla konuşman bizi bağlamıyor nasıl olsa.” Dedi Yasu sırıtarak. Ray de kaşlarını çatıp yine ona baktı.

Kısa bir süre daha böyle yürüdükten sonra Ray marketi görmüştü ve gözleri kocaman açılmıştı. Sanki bir şeyi fark etmişti.

“Sahi! Konsere gitmeden marketten soğuk su falan alalım!” “Orası zaten soğuk olacak.” Dedi Yasu düz bir sesle.

“O zaman şimdi içelim!” Ray huzursuz bir şekilde Yasu’ya bakıyordu. Haksız sayılmazdı. Şu an bir delilik yapıp bu cehennem sıcağında yürüyorduk ve terlemeye başlamıştım bile.

“Ray’e katılıyorum. En azından markete girince biraz serinlemiş oluruz.” Dedim. İkisi de bana dönmüştü. Ray özellikle yine o yavru köpek bakışını atıyordu, ancak bu sefer mutluluk saçıyordu, bu çocuk harbi ürkütücü…

Yasu içini çektikten sonra haklılık payını anlamış gibiydi. “İyi tamam, hem dondurma falan da alınabilir...” Dedi.

“İşte benim oğlum!” Ray mutlulukla Yasu’nun sırtını sıvazladı ve bizden seri adımlarla markete yöneldi. Sıcaktan bunalmış olduğu direkt anlaşılıyordu.

***

“Ne oğlu lan?” Yasu hafif uyuz olmuş şekilde. İkisi de böyle zıt karakterler olsa da en komik halleri de bu anlar oluyordu. Yasu ile tanışırken yine ikisi arasında böyle garip bir olayla tanışmıştım ve o günden beridir de birlikte takılıyor olmuştuk. Ray ise benim liseden yakın arkadaşımdı. Aynı hedeflerimiz olmuş, lisenin son yılında yollarımız ayrılsa da konuşmaya devam etmiş ve üniversitede yine aynı bölümde birleşmiştik.

Üçümüz de markete girdik. Klimanın soğuğu direkt terlemiş bedenimden akan suları buz parçası yapmaya yeltenir gibi soğutmaya başlamıştı. Rahatlık ve üşüme arasında her zaman yaşadığımız garip histi bu.

Rafları gezerken Ray ile magazin rafında karşılaşmıştık. Gözümüz şarkıcıları ve onlarla yapılan röportajları içeren magazine çarpmıştı. Yasu ise soğuk buzdolapları önünde kendine içecek seçmeye çalışıyordu.

“Hey Yuta.” Dedi düz ve normal bir şekilde. İçerisi sessizdi ve biraz daha yavaş, sessiz konuşmuştu.

“Ne oldu?”

“Normalde hep soruyorum ama sence son gittiğimiz Lyola konserinde gördüğün hatalar nelerdi?” Ray benimle konuşurken magazini eline almış, bir yandan magazini incelemeye başlamıştı.

“Neler miydi? Hmm…” bir süre düşündüm. Tekrar eskiyi hatırlamak için ekstra çaba sarf etmem gerekiyordu. “İlk şarkıyı hatırlıyor musun?”

“Ha? Evet.”

“Stüdyo kayıtlarında daha çok boğazdan söylese de sahnede karın nefesi kullanarak daha güçlü ve derin bir ses elde etmeyi başardı. Ancak, bu geçiş sırasında zaman zaman diyafram nefesini kontrol etmekte zorlandığı ve bu nedenle bazı notalarda sesi hafif kırıldı.”

“B-bunun ne gibi etkisi olmuştu ki?”

“Mesela şarkının hareketli ve hızlı tempolu anlarında ritim bozukluğuna sebep olmuştu.

“H-harbiden, düşününce kliptekinden daha farklı gelmişti…” Ray şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu.

Kendim hakkımda fark etmeden iyi yaptığım bir konu var: O da müzikleri yerinde analiz edebilmek. Arkadaşlarımın özellikle bu tür konularda benden yardım istemesi ya da fikir istemesi aslında bu yüzden. Zaten Ray’in beni yalvar yakar soktuğu müzik kulübüyle bu yüzden fazlasıyla samimi olmuştum. Yasu ile de bu kulüpte tanıştık ve beni sürekli yaptıkları pratiklere de bu yüzden davet ediyorlar. Bu arada herhangi bir müzik aleti çalamıyorum ve sesim de çok kötü. Müzik aleti çalmadığımdan değil, küçükken bir hevesle çalmayı denemiş ama hiçbir şekilde becerememiştim. Ancak yine de ben müzik dinlemeyi çok seviyorum ve hobilerim arasında sayılabilir.

“Başka ne vardı?” dedi Ray merakla.

“Mesela bir şarkısında belting tekniğini ustaca kullanıyor ama sanki bu sırada gırtlak gerginliği yaşamış gibiydi. Bu da sesin sanki cızırdamasına sebep olmuş olabilir. Her ne kadar mikrofondan dolayı mı bilemesem de.”

“H-ha…” Ray anlamamış bir şekilde bana bakıyordu. Elektro gitar çalmasına rağmen nasıl bu konularda bu kadar duyarsız cidden anlamıyorum…

“Neyse işte, genel olarak çok başarılı. Senin bunlara takılmana falan gerek yok.” Dedim düz bir sesle. Ayrıca gerçekten de bu analizlerim de çok detay içeriyordu. Genel kalite olarak bir şaheserdi Lyola. Bu yüzden şarkılarını seviyordum…

***

Bu sırada arkamı dönmüş ve Yasu’ya doğru adım atarken yan tarafımdan bir ses duydum.

“Pardon bakar mısınız?”

Ses direkt benim olduğum tarafa yönlendirilmişti. Ben de kafamı çevirip baktım.

Yüzünde maske, kafasında şapka olan, kısa siyah saçlarının ufak bir kısmı yeşil bir kız bana seslenmişti. Üzerindeki kıyafetler gündelik yeni moda gibi duruyordu. Boyu benden biraz kısa, yaş olarak da sanki yakınız gibi hissettirmişti. Elinde bir portakal suyu tutuyordu. Yanında da şaşkınlıkla arkadaşı olduğuna inandığım ve ona bakan bir kız daha vardı.

“B-buyurun?” dedim şaşırmış bir sesle.

“Az önce söylediklerini duydum da... Gerçekten mi öyle düşünüyorsun? Sence nereleri daha iyi olabilirdi?”

Kız gayet resmi, bir o kadar samimi bir şekilde sormuştu. İşte bu yüzden bunları ortalık yerlerde söylemeyi sevmiyordum…

Bu kız da kimdi ve ne sebeple bunu merak ediyordu?


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.