Yoldaşın Şerefi

Sonunda kendilerini gölün kıyısında buldular. Tanrımezarı'nın gri göğü fersah fersah tepelerinde parıldıyor, gölün kendisi de bu yüzden grimsi görünüyordu. Yine de suları, insan gözünü neredeyse acıtacak raddede muhteşem bir parlaklıkla ışıldıyordu.

Su hâlâ serin ve ferahlatıcıydı. Hem Sunny hem de Nephis bu keyfi zaten çoktan sürmüştü.

Özellikle de uzun saatler süren demirciliğin ardından kendini bitkin hisseden Sunny için bu su tam bir nimetti.

Sonunda o gümüş alaşımını nasıl işleyeceğini çözene kadar akla karayı seçmiş, defalarca başarısız olmuştu. Yine de üstesinden gelmeyi bilmişti.

Sunny şu an bir örtünün üzerine uzanmış, parmaklarının arasında sade, gümüş bir bıçağı çevirip duruyordu. Bıçağın, onu bir yadigar yapmaktan başka hiçbir efsunu yoktu; ancak Neph'in ruhunun alevlerinde dövülmüş ve onun özüyle işlenmişti.

"Bakabilir miyim?"

Nephis'e dönüp baktı. Aklını başından alan o baştan çıkarıcı vücudunu birkaç saniye gereğinden fazla süzdükten sonra gülümsedi ve bıçağı ona uzattı.

O mayo... Gerçekten suç teşkil ediyordu.

Nephis bıçağı alıp meraklı gözlerle inceledi.

Sonunda kafasını iki yana salladı.

"Elime çok iyi oturuyor. Ama onunla aramda özel bir bağ hissedemiyorum."

Sunny başını sallayarak onu onayladı.

"Çünkü ruh alevi ve öz iplikleri, insana ruhla bağlı bir yadigar yaratmak için gereken malzemelerden sadece birkaçı."

Nephis bir süre gözlerini ona dikti.

"Diğer malzemeler ne peki?"

Sunny tam olarak emin olmadığını itiraf etmek istemediği için cevabı biraz nadasa bıraktı.

Teorilerinin doğruluğundan emindi ama... Bunu ancak dövme işlemine giriştiklerinde kesin olarak anlayabileceklerdi.

Sonunda Kusur'unun getirdiği acıya teslim oldu ve konuştu:

"Şey, öncelikle... Bir azıcık hile yapmaya karar verdim. Sıfırdan yeni bir yadigar yaratmak yerine, zaten sahip olduğun bir tanesini yeniden dövmek istiyorum."

Nephis tek dirseğinin üzerinde doğrulup ona yukarıdan baktı. Muazzam gümüş saçları bir şelale gibi aşağı dökülüyordu.

"Ha?"

Sunny başını salladı.

"Hatta elde ettiğin ilk yadigar. Düş Kılıcı."

Nephis'in İlk Kabus'unda kazandığı, Unutulmuş Kıyı'da, Kabus Çölü'nde, Yeraltı Dünyası'nın eteklerinde ve İkinci Kabus'un derinliklerinde arşınlarken elinden düşürmediği o gümüş uzun kılıç.

Şaşırmış gibiydi.

"Düş Kılıcı mı? Ama... O sadece Birinci Aşama, Uykuda bir silah. Böylesine güçlü bir yadigarın temeli olmak için uygun mu ki?"

Sunny ağır ağır kafasını salladı.

"Hangi Rütbe veya Aşamada olduğunun hiçbir önemi yok. Asıl önemli olan, aranızdaki bağın ne kadar güçlü olduğu. Yanlışım varsa düzelt ama o kılıç, hayatının en korkunç dönemlerinde senin yoldaşındı. Ve sana çok iyi hizmet etti."

Nephis biraz tereddüt etti, ardından başıyla onayladı.

"Doğru. Başka hiçbir kılıç onun yerini tutamadı."

Sunny bir an duraksadıktan sonra temkinli bir tonla ekledi:

"Aslında Düş Kılıcı'nı seçmemin başka bir sebebi daha var. O kılıç... En başından beri biraz tuhaf değil miydi?"

Nephis kaşını kaldırdı.

"Nasıl yani?"

Sunny kelimelerini zihninde tarttı.

"Anlamış olman lazım. İlk Kabus'unda sadece tek bir Kabus Yaratığı öldürdün; seni bir düşe hapseden Uyanmış Dehşet'i. Yine de geriye iki yadigarla döndün. Unutulmuş Kıyı'da Cassie'ye verdiğin Altıncı Aşama Uyanmış bir zırh ve Düş Kılıcı. Yani Birinci Aşama, Uykuda bir silah. O ikinci yadigar nereden geldi peki?"

Nephis kararsız kaldı.

"İlk Kabus'um hakkında... Çok fazla şey biliyor gibisin. İlginç. Bunu anlattığım insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez."

Sunny omuz silkti.

"İki kişinin bir sırrı saklayabilmesinin tek yolu, birinin ölmüş olmasıdır."

Nephis onu eğlenir bir ifadeyle süzdü, ardından hafifçe kıkırdadı.

"Sanırım öyle. Her neyse, Düş Kılıcı'nı rüyadan kaçtıktan sonra elde ettim. Dehşet acı içinde kıvranırken onu katletmek için kullandığım şey o kılıçtı. Başka türlü hayatta kalamayabilirdim... Bu yüzden, o düşün kendisinin canlı bir varlık olduğunu ve onu yok ettiğimi varsaydım."

Sunny başıyla onayladı.

"Büyük ihtimalle öyle oldu. Yine de farklı bir olasılığı düşünmekten kendimi alamıyorum. Belki de daha sembolik bir olasılık. Sonuçta o düşü, kendini diri diri yakarak yok ettin. Yani, o yadigarı belki de... Kendini öldürdüğün için aldığın düşünülebilir. Bir Uyuyan'ın yaşamı karşılığında Birinci Aşama Uykuda bir yadigar. Kulağa tuhaf geliyor ama Büyü'nün yaptığı en tuhaf şey bu değil."

Nephis şaşkın bir ifadeyle bu sözleri tartarken Sunny içini çekti.

"Bu teorinin bir gerçekliği olsun ya da olmasın, Düş Kılıcı yine de en iyi seçeneğimiz. Tabii... Başarısız olursam yok olacak. Bu yüzden doğru yapmak için sadece tek bir şansımız var."

Nephis tekrar geriye uzandı. Bir süre sessiz kaldıktan sonra sordu:

"Bu denemeyi ne zaman yapacağız peki?"

Sunny cevabı zihninde evirip çevirdi.

Aklına gelebilecek her şeyi zaten düşünmüş ve denemişti.

Mesela kılıcı Neph'in Ruh Denizi'nin içinde dövmeyi denemek gibi uçuk bir fikir gelmişti aklına. Ne yazık ki kız Gölge Mührü'nün izini taşıyamayacak kadar güçlü görünüyordu ve Sunny'nin başka birinin Ruh Denizi'ne girmesinin başka bir yolu yoktu.

Ayrıca yadigar yaratmak için gereken ruh kıymıklarının yerine... Neph'in kendi ruh çekirdeklerinden birini koymayı da düşünmüştü. Kız şaşırtıcı bir güç elde etmek için çekirdeklerini feda edebiliyordu belki ama çekirdeklerden birini yok etmeden öylece söküp çıkarmanın hiçbir yolu yoktu. Kaldı ki Yeraltı Muhafızı da ustasının kendi ruhunu yakıt olarak kullanmasını şart koşmuyordu.

Sunny, dövme işlemine yardımcı olabilecek bir yeteneğe sahip bir gölge bulma umuduyla ruhunda dinlenen binlerce sessiz gölgenin her birini tek tek incelemişti. Ne var ki ruhları manipüle edebilen güçlü Kabus Yaratıkları çok nadirdi ve Sunny'nin şansına, şimdiye kadar böylesiyle pek yolu kesişmemişti.

Dolayısıyla artık kaçınılmaz olanı ertelemenin bir anlamı kalmamıştı.

İç çekti.

"Yarından sonraki gün. Daha sonra bundan daha iyi bir fırsatımız olmayacak."

Sunny başını çevirip Nephis'e baktı ve gülümsedi.

"Bu arada, benim için yetkilerini kullanıp birkaç bağlantını devreye sokman gerekecek prenses. Hâlâ denemek istediğim bir şey var..."

Kız da başını ona doğru çevirdi.

Yüzleri birbirine iyice yaklaşmış bir halde yan yana uzanıyorlardı. Sunny onun sakin, gri gözlerine sessizce dik dik baktı; içi huzur ve hoşnutlukla dolmuştu.

Sonra kızın gözleri biraz daha canlı bir hal aldı.

Hafif muzip bir tebessüm kondu dudaklarına.

"Öyle mi? Hâlâ denemek istediğin bir şey mi var?"

Sunny gözlerini kapatıp işkence çekermiş gibi derin bir iç çekti.

Bu nasıl bir cilveydi böyle!

Gözlerini tekrar açtığında bakışları bir hayli ateşliydi.

Ama elden ne gelirdi ki?

Kusur'u onu dürüstçe cevap vermeye zorluyordu, o da tam olarak öyle yaptı...

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.