Kutsama

Nephis zarif uzun kılıcı inceledi. Ardından olabildiğince sessiz olmaya çalışarak elini temkinlice kaldırdı.

Çok geçmeden yaptığı şeyin ne kadar komik olduğunu fark edip kendini tuttu. Başını yatağının kenarına yaslamış mışıl mışıl uyuyan adayın düşlerini bölmekten korkuyordu. İpek gibi siyah saçları yatak örtüsüne dağılmıştı. Sanki Song klanının bir düzine Yüce şampiyonunu kahkahalar atarak ezen o heybetli, o korkunç Gölgeler Lordu kendisi değilmiş gibiydi.

Ama o aynı zamanda Usta Sunless’tı. Büyücüsü, yoldaşı ve sevgilisi olan o nazik, o tatlı büyü ustası...

Sadece... rüyasında öylesine tükenmiş görünüyordu ki. Gerçek dünyada da bir o kadar yorgun duruyordu.

Porselen misali teni her zamankinden bile solgundu. O güzel yüz hatları çökmüş, keskinleşmişti; dudaklarının arasından zoraki nefesler dökülüyordu.

Göğsünde beliren o beklenmedik, o yabancı duygunun yoğunluğuyla bir an kalakaldı.

Bu... şefkat miydi?

Nephis elbette duygusuz bir canavar değildi. Sevgiyi tatmıştı. Sevdikleri için endişelendiği, korktuğu zamanlar da olmuştu. Fakat bu belirsiz ama derin his bambaşkaydı.

Hem acı hem tatlıydı... Ama daha çok tatlı.

Ve bir o kadar da ürkütücü.

Gözlerini adamın üzerinde biraz fazla uzun tuttu. Sonra bakışlarını yavaşça o güzel uzun kılıca kaydırdı.

Kılıç... hem tanıdıktı hem de yabancı. Unutulmuş Sahil’de, Yeraltı Dünyası’na yaptığı o uzun ve yalnız yolculukta ve İkinci Kâbus’un dehşet verici karanlığında yanından ayırmadığı sadık dostu Düş Kılıcı’na çok benziyordu. Ama ondan çok daha fazlasıydı.

En başta, göze çok daha fazla çarpıyordu. Dar ve kusursuzca düz uzanan namlusu, muhteşem güneş ışınlarının altında neredeyse göz kamaştıracak bir parlaklıkla ışıldıyordu. Fildişi kabzası, avucunun içine tam oturması gerekiyormuş gibi soğuk ama davetkâr bir his bırakıyordu. Ağırlığı kusursuzdu. Dengesi mükemmelin ötesindeydi.

Kılıcın tasarımı sade ve zarifti; gereksiz hiçbir süs veya gösteriş taşımıyordu. Yine de barındırdığı az sayıda üslup detayında zarif bir güzellik saklıydı. Tam bir ölüm silahından bekleneceği gibi; amansızca saf, her türlü ödün ve sahtelikten uzaktı.

Üstelik üzerinde hem dondurucu hem de kavurucu, ürpertici bir ölümcül aura vardı. Sanki kılıcın kendine ait bir ruhu vardı. En garip olanıysa, dokunduğunda canlanacakmışçasına sıcak ve tepkisel hissettirmesiydi.

Nefes kesiciydi.

Nephis gözlerini bu görkemli namludan alamıyordu. İçini birden çocuksu bir heyecan kapladı; yataktan hemen fırlayıp onunla oynamak, ağırlığına ve hissiyatına alışmak için birkaç kata antrenmanı yapmak istedi.

Ancak durması gerektiği söylenmişçesine kıpırdamadı. Büyü kitlelerini, rünleri çağırdı.

Bakışları hızla yeni ve yabancı rün dizilimine odaklandı.

Nefesini tutup rünleri okumaya başladı:

Yadigar: Kutsama.

Yadigar Rütbesi: [???]

Yadigar Aşaması: [???]

Gözleri daha aşağıya, güzel kılıcın tanımını oluşturan rünlere kaydı.

Şöyle yazıyordu:

Yadigar Tanımı: [Yolda ilerlerken, Değişen Yıldız -bilinmeyen-e şöyle dedi:

"Ateşin kutsamasını almak istiyorsan önce kendini yakmalısın. Babaannem böyle derdi, ben de öyle yaptım. Üzerime gaz döküp kendimi ateşe verdim. Ve yandım."

...-bilinmeyen- dinledi.]

Nephis kaşlarını çattı.

Bu sözler... Birinci Kâbus’ta kendini ateşe verişini anlatıyor gibiydi. Ancak bunları daha önce kimseye söylediğini hatırlamıyordu. Sınavının detaylarını çok az kişiyle paylaşmıştı; çoğunu sadece Cassie biliyordu. Ama ona bile kendisini o korkunç adımı atmaya iten asıl şeyi açıklamamıştı, babaannesinin hikâyesinden ise hiç bahsetmemişti.

Büyü’nün, Nephis’in içini döktüğünü sandığı bu -bilinmeyen- de kimdi?

Hiçbir Boşluk Varlığı ile konuştuğunu hatırlamıyordu, Unutulmuş Tanrı ile konuşmadığından ise emindi. Yabancı birine içini dökmesi için de hiçbir sebebi yoktu.

Garip, çok garipti.

İçinde tuhaf bir his uyandırdı. Sanki kalbinde derin, küt bir sızıyla yankılanan boş bir boşluk açılmıştı.

Kutsama’nın kabzasını daha sıkı kavrayan Nephis, bakışlarını tekrar rünlere çevirdi.

Normalde bir Yadigar tanımından sonra başka bir şey olmazdı ama bu kez ek bir satır daha vardı.

Yadigar Efsunları: [Gölgeli Yadigar].

Zihnini oraya odakladığında birkaç yeni rün daha ışıldayarak belirdi.

[Yadigar bağlansın mı?]

Nephis bocaladı.

Kalp atışları birden hızlandı, yüzüne hafif bir tebessüm kondu.

Hâlâ huzurla uyumakta olan Sunny’ye baktı.

Ona tanrıları katledecek bir kılıç dövme sözü vermişti...

Görünüşe göre bu sözünü tutmuştu.

Hissettiği o minnet dolu şefkat, beklediğinden çok daha güçlüydü.

Nephis bocalayarak bakışlarını kaçırdı ve başını salladı.

"Evet."

Güzel uzun kılıç, sanki onun çağrısına yanıt verircesine tınladı...

Göz alıcı bir parıltıyla parlayarak saf bir ışık huzmesine dönüştü. O ışık elinden içeri süzüldü, bedenini içeriden aydınlattı... Bedenine ve ruhuna karıştı.

Onun bir parçası oldu.

Büyü, kulağına garip bir şekilde kısık bir sesle fısıldadı:

[Yadigarın yok edildi.]

[...Bir Nitelik kazandın.]

"Evet."

Sunny kıpırdandı; tam uyumuyor ama uyanık da sayılmazdı.

Çok yorgundu... Gerçekten tükenmişti. Sadece asıl bedeni değil, tüm suretleri de derin bir uykuya dalmıştı. Gölgeler Lordu tahtında uyuyordu, tabii ki uyuyacaktı; ne de olsa daha az önce Kâbus'un sırtında rüyalar arasında cirit atmıştı. Rain’in ustası da güvende, kentin gölgesinde uyuyordu.

Ama beklenmedik bir şey çıkmadan o herifin çabuk uyanması gerekiyordu.

Asıl bedene gelince...

'Ben ne zaman sızdım ki?'

Sunny kendini toparlayıp uyanamadan birden göz kapaklarının ardından kör edici bir ışık çaktı. Gözlerini irkilerek açtı, saf beyaz bir ışık huzmesinin Neph’in bedenine girdiği anı yakalayabildi.

Sanki göğsünde gerçek bir yıldız yanıyormuş gibi bir an için içeriden aydınlandı. Sonra parıltı söndü ve Sunny onun güzel yüz hatlarını yeniden net bir şekilde gördü.

Neph’in yüzünde uzaklara dalmış bir ifade vardı, başını hafifçe yana eğmişti. Sanki ruhunun içinde gerçekleşen bir şeyi dinliyor gibiydi.

Dövdfüğü kılıçsa ortalıkta yoktu...

Sunny’nin olayın ne anlama geldiğini kavraması birkaç saniyesini aldı.

Gözleri fal taşı gibi açıldı.

Yatakta doğrulup kadına dik dik baktı, aceleyle sordu:

"Oldu mu?"

Sunny, kılıcın gölgesi ile Neph’in gölgesini birbirine dikmeyi bitirir bitirmez yorgunluktan sızıp kalmıştı, bu yüzden sonucu inceleme fırsatı bile olmamıştı.

Yaptığı bağ tutmuş muydu?

Büyü yapması gerekeni yapıp sürece göz kulak olmuş muydu?

Bir de o kadar önemli olmasa da meraktan öldüğü bir şey vardı...

Yeni Yadigar’a ne ad vermişti? Nasıl bir tanım biçmişti?

Normalde kendi yaptığı Yadigar’ların adını ve tanımını Sunny belirlerdi. Ama Düş Kılıcı’nı yeniden dövmek farklıydı; sonuçta onu Neph’in ruhundan hiç çıkarmamıştı. O her zaman Kâbus Büyüsü taşıyıcısına ait bir Yadigar olarak kalmıştı, dolayısıyla Büyü’nün alanındaydı. Bütün olay da buydu zaten.

Nephis duraksadı, sonra kıpırdanıp hafif bir tebessümle ona baktı.

Bunu yaparken elini uzattı. Eli yumuşak bir parıltıyla ışıldadı, içinden çıkan fışkıran ışık huzmesi anında güzel bir uzun kılıç şeklini aldı.

Güneş ışığı gümüş namludan yansıyarak odayı daha da aydınlattı.

Sunny rahat bir nefes bıraktı.

Ama hepsi bu değildi...

Bir an sonra uzun kılıç akkora dönen bir ışıkla alev aldı, varlığı daha da heybetli... hatta ezici bir hal aldı. Nephis onu güçlendirmek için Nitelik’ini kullanıyor olmalıydı.

Ruh aleviyle dolan gümüş namlu, gerçekliğin dokusunu ikiye yaran saf beyazlıktan ince bir çizgi gibi duruyordu. Öylesine saf ve parlaktı ki, Nephis’in tuttuğu silahın hâlâ çelikten mi yapıldığını yoksa ışıldayan bir alev tabakasına mı dönüştüğünü ayırt etmek imkânsızdı.

Sonra kılıcın biçimi birden dalgalandı, erimiş bir ateş akıntısına... ya da belki kızgın bir metale dönüştü. O akıntı Neph’in sağ kolundan aşağı süzüldü, bileğini sararak gümüş bir bileziğe dönüştü.

Nephis meraklı bir ifadeyle bileziği inceledi, sonra tekrar Sunny’ye dönüp ışıl ışıl gülümsedi.

"Evet. Oldu."

O sarsılmaz, o mağrur Değişen Yıldız...

Pırıl pırıl yeni bir oyuncak almış heyecanlı bir kız çocuğundan farksızdı.

Onun bu halini gören Sunny de ister istemez gülümsedi.

'Ona daha sık ruha bağlı yadigarlar dövmeliyim.'

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.