Kutsal Bir Kaderin Yükü

Sunny ve Rain, Song Ordusu'nun geçici ordugahına döndü.

Cassie ve diğer gölgesi de Kılıç Ordusu'nun kampına geçmişti.

Tabii Sunny öncelikle diğer gölgelerini geri çağırmayı ihmal etmemişti.

Weaver'ın Maskesi'ni takan o kibirli gölgesinin karanlıkta eriyip kaybolmasına izin verip yerine yaramaz gölgesini çağırdı.

Bu beden de bir maske takıyordu; bunu bizzat Sunny dokumuştu.

'Sanırım bunlardan birkaç tane daha üretmem gerekecek...'

Artık aynı anda birden fazla bedeni kontrol edebildiği herkesçe öğrenildiğine göre, onları çağırmak için daha çok fırsatı olacaktı. Savaş sırasında yüzlerini Onyx Zırhı'nın miğferi ve bir gölge katmanıyla örtmekle yetinmişti; etraftaki karmaşa da düşünülürse bu kadarı kimliklerini saklamaya yetmeliydi.

Yine de etrafta her türden gözcü varken bundan yüzde yüz emin olamıyordu.

Kimliği tam bir gizem olarak kalsa bile, bazıları Usta Sunless'tan şüphelenmeye başlayabilirdi. Ne de olsa Gölgelerin Efendisi ile aşağı yukarı aynı zamanlarda Değişen Yıldız'ın yakın çevresine girmişti. İnsanlar Gölgelerin Efendisi'nin aynı anda birden fazla yerde bulunabildiğini öğrendiklerine göre, o mütevazı yetenek hafızası tüccarına şüpheyle yaklaşmaları işten bile değildi.

Neyse ki Sunny, Usta Sunless kişiliğini inşa ederken son derece titiz davranmış, onu ürkütücü ve gizemli bir Azizden beklenecek şeylerin tam zıddı haline getirmişti. Tedbiri elden bırakmadığı sürece bu şüpheler lafta kalmaya mahkumdu.

Zaten yakında tüm bunların bir anlamı kalmayacaktı.

Savaşın sonu artık çok uzak değildi.

Ürperdi.

Sunny ve Cassie çadırda bir an için yalnız kaldılar. İkisi de sessizliğe bürünüp Rain'in içinde bulunduğu durumu sindirmeye çalıştı.

En sonunda içini çekti Sunny.

"Bu... oldukça ağır bir kusur, değil mi?"

Buna ağır demek, yüzyılın hafifletmesi olurdu.

Cassie duraksadı, ardından başıyla onayladı.

"Gerçekten de sıradışı. Bu kadar geniş kapsamlı olup da bu denli yıkıcı olan çok az kusur gördüm."

Bu pekala bir ölüm fermanı sayılabilirdi. Her şey seni öldürebiliyorken senin hiçbir şeyi öldürememen, lafa bile gerek kalmaksızın ölümcül bir durumdu. Özellikle bir uyanmış için ve özellikle de kanlı bir savaşın tam ortasındayken... Üstelik o savaş da lanet bir Ölüm Bölgesi'nin göbeğinde patlak vermişken!

Sunny, yaklaşan baş ağrısını hafifletmek ister gibi şakaklarını ovdu.

Şimdi Rain'i nasıl koruyacaktı?

Tekrar iç geçirdi.

"Yine de o kadar da kötü sayılmaz."

Bir kusur ile başa çıkmanın yolları vardı. Her uyanmış, bu yükle yaşamayı öğrenmek zorundaydı ve birçoğu bu konuda ustalaşıyordu.

Asıl mesele şuydu...

Rain bu işin altından nasıl kalkacaktı?

Kusuruna boyun eğip onun kurallarına adapte olarak mı yaşayacaktı? Belki de dökülen kandan ve öldürmekten uzak durur, güvenli bir yerlerde huzurlu bir hayat sürerdi... En azından nispeten güvenli bir yerde, çünkü her iki dünyada da mutlak güvenlik diye bir şey yoktu.

Böyle bir şey yaparsa Sunny gerçekten çok mutlu olurdu. Kız kardeşi... kendisine benzemiyordu. Takdire şayan gücüne ve sert duruşuna rağmen ruhu daha yumuşak bir hamurdan yoğrulmuştu. O bir katil değildi.

...Tanrılara şükürler olsun ki öyleydi. Bu can çekişen dünyada Sunny ve Nephis gibi yeterince katil vardı zaten. Onlar gibi insanlar yıkmak için doğmuştu ve umulurdu ki yıkılması gereken her şeyi yıkarlardı. Böylece Rain gibi insanlar o yıkıntıların üzerinde yeni bir dünya inşa edebilirdi.

Fakat bu, Rain'in seçebileceği yollardan sadece biriydi.

Savaş alanından kopmayıp tamamen destekleyici bir rol de üstlenebilirdi; arkadaşı Fleur gibi ama ondan çok daha savunmasız şekilde. O zaman yoldaşlarına sonsuz bir güven beslemek, canını onların ellerine teslim etmek zorunda kalırdı. Tıpkı Jet'in zamanında Sunny'ye öğrettiği o zamana yenik düşmeyen ilkenin canlı bir kanıtı gibi.

Rüya Alemi'nde kimsenin tek başına hayatta kalamayacağı ilkesi.

Ya da...

Rain, tıpkı Sunny'nin kendi kusuruna isyan ettiği gibi mücadele edip ona karşı mı savaşacaktı?

Sunny, tek bir yalan bile söyleyememesine rağmen bir aldatma ustası olup çıkmıştı neticede.

Sadece, kusuru yüzünden sinsi ve hilekar yöntemlerini çok daha ince işlemek zorunda kalmıştı.

Rain de kendi kusuru yüzünden korkunç ve tekinsiz bir cellada mı dönüşecekti? Düşmanlarını doğrudan öldüremeyen... ama onları öldüklerine pişman eden biri mi olacaktı?

Sunny gözlerini yumdu ve okkalı bir küfür savurdu.

"Yok, lafımı geri alıyorum. Durum gerçekten o kadar kötü."

Cassie elini Sunny'nin omzuna koyup hafifçe vurdu.

"Bu kadar endişelenme. O iyi olacak... Hatta iyiden de öte olacak. Kusurunun getirdiği zorlukla yüzleşecek, onu aşacak ve bu sayede çok daha güçlü biri haline gelecek."

Sunny, Cassie'nin kendi deneyimlerine dayanarak mı konuştuğunu yoksa sadece kendisini teselli etmeye mi çalıştığını kestiremedi ama her iki ihtimalde de minnettardı.

Ona inanmak istiyordu.

Cassie bir an sessiz kaldıktan sonra derin bir nefes verdi:

"Yine de hakkın var. Kusuru son derece ağır... Bu da demek oluyor ki yetenek niteliği de bir o kadar olağanüstü olacak. Hatta en az Yüce kademede olacağından neredeyse eminim... Büyük ihtimalle Kutsal kademe."

Sunny kaskatı kesildi, karmaşık bir ifadeyle ona baktı.

Kutsal kademeden bir yetenek... neredeyse İlahi kademedekiler kadar nadirdi.

İşin garibi, Sunny İlahi yeteneğe sahip Uyanmışları —Nephis, Mordret ve kendisi— Kutsal yeteneğe sahip olanlardan daha çok tanıyordu.

Aslında Kutsal yeteneğe sahip bildiği tek bir kişi vardı... O da Cassie'nin kendisiydi.

Elbette başkaları da olmuş olabilirdi... Mesela Kırık Kılıç'ın birliğindeki üyeler ya da Ki Song'un kızları arasında. Ancak gerçek değişmiyordu; Kutsal bir yetenek doğası gereği eşsiz, mistik ve aşırı güçlü olurdu.

Ve kız kardeşi böyle bir şeye mi sahip olacaktı?

Sunny bir süre duraksadı, ardından ciddiyetle yerine oturup konuştu:

"Bana gördüklerin hakkında daha fazla şey anlat."

Cassie doğru kelimeleri arıyormuş gibi bir süre yanıt vermedi.

En sonunda içini çekti.

"Pek alışılmadık bir şeydi. Gördüklerimi kendi zihnimde deşifre etmem gerekti... Halen daha uğraşıyorum. Zor bir şey değil, sadece zaman alıyor. Doğru olduğunu zaten bildiğin bir cevaba sezgilerini takip ederek ulaşmak ya da bir zamanlar bildiğin bir şeyi hatırlamak gibi... Yakında hakiki ismini deşifre edebiliriz sanırım. Gölgelere ve büyücülüğe olan yatkınlığını sağlayan nitelikleri de gayet net..."

Ses tonu hafifçe değişti.

"...Beni duraksatan şey üçüncü nitelik oldu."

Cassie bir an için sustu, ardından yüzünü Sunny'ye dönüp temkinli bir sesle sordu:

"Sunny, söylesene... Kız kardeşinde hiç garip bir şey fark ettin mi?"

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.