Tanrısız Godgrave semalarının yükseklerinde, Nephis yeniden dövülüyordu.
Göz kamaştırıcı beyaz uçurum onun örsü, iradesi ise ruhuna şekil verdiği çekiciydi.
Ruhunu tertemiz tutan o kusursuz alev, çektiği acının ta kendisiydi.
Yanıyor, kendini iyileştiriyor ve sonra tekrar yanıyordu.
Yok oluyor, var oluyor ve sonra yeniden yok ediliyordu.
Yıkım ve yaratım... İkisi de aynı kapıya çıkıyordu. Nephis için bunlar aynı madalyonun iki yüzüydü. Sonuçta alevleri hem iyileştirme hem de yakma gücüne sahipti, bu yüzden bu kavrama hiç de yabancı değildi.
Ruhu yeniden şekilleniyordu şekillenmesine ama her o ızdırap dolu yeniden doğuşta asıl temparlanan, asıl çelikleşen onun iradesi, yani benliğiydi.
Ta ki ruhu ve iradesi birbirinin içine işleyip ayırt edilemeyecek, hatta birbirinden ayrılamayacak kadar kenetlenene dek.
İşte o an, Nephis içinde derin bir değişimin gerçekleştiğini hissetti.
Ateşten ruhunun kör edici parlaklığında, sanki altın sarısı renkte kor gibi bir kıvılcım tutuşmuştu. Bu kıvılcım öylesine güçlüydü ki etrafını saran beyaz alevler bile onun yanında sönük kalıyordu.
Bu kıvılcım bir tetikleyiciydi.
Ancak ruhunun yüce mertebeye ulaşmasını sağlayan bir tetikleyici değil, aksine henüz filizlenmekte olan alanını ateşleyen bir kıvılcımdı; alanının sıcaklıkla, ışıkla... yaşamla dolup taşmasını sağlıyordu.
Ondan ilham alan sayısız insanla kurduğu o hassas, ruhani bağlar ansızın muhteşem bir parıltıyla ışıldadı. Bu ışık, aralarındaki devasa ağ boyunca yayılarak üzerlerine çöken karanlığı silip süpürdü.
Öz elementi de bir değişime uğradı... Hayır, tam olarak öyle değil. Element aynı kalmıştı ama Nephis'in onu tam anlamıyla hissetmesini engelleyen bentler yıkılmış gibiydi. Eskiden damla damla gelen öz akışı, şimdi gürül gürül, özgürce akan güçlü bir nehre dönüşmüştü.
Baraj yıkılmıştı bir kere.
Özlemin alevleriyle ruhları tutuşan o sayısız insanın her biri, bu parlak ruh özünün kaynağıydı. Bu ruh özü Nephis'e aktıkça, kendi özü de bundan güç alarak niteliksel bir dönüşüm geçirdi.
Onu yüce kılan bir dönüşümdü bu.
Nephis özünün değiştiğini, daha parlak, daha zengin ve çok daha tesirli bir hal aldığını hissetti... İçerisinde vahşi, akılalmaz bir güç barındırıyordu artık. Ruh çekirdekleri, bu ürkütücü gücü göğüsleyebilmek için daha derin ve daha güçlü olacak şekilde kendini yeniden inşa etti.
Ruh denizi de değişime uğramıştı.
Oradaki Fildişi Adası'nın kopyası daha önce donmuş bir maket gibi cansız ve hareketsiz dururken, şimdi ansızın çok daha gerçekçi görünmeye başladı. Zümrüt yeşili çimler rüzgarda dalgalanıyor, üzerlerindeki çiy damlaları ışıldıyordu. Kadim ağaçların yaprakları huzurla hışırdıyordu.
Berrak gölün suları rüzgarla ürperiyor, güneş ışığını yansıtarak göz alıcı bir güzellikle parıldıyordu.
Üstelik bununla da kalmadı...
Ruh denizindeki tek simge artık Umut Kulesi değildi.
Biraz ötede, parıldayan suların üzerinde beyaz taştan devasa bir kale yükseliyordu. Hemen yanında ihtişamlı, siyah bir saray da yerini almıştı. Dingin dalgaların üzerinde dev bir gemi süzülüyor, çok sayıdaki yelkeni rüzgarla dolup taşıyordu. Başka hisarlar da vardı...
Hepsi birer ada gibi sudan yükseliyor, parıldayan ruhunun o uçsuz bucaksız enginliği artık boş görünmüyordu. Burası artık küçük bir dünyayı andırmaktaydı.
...Nephis hayatta kalmıştı.
Güneş Tanrısı'nın çökmüş diyarındaki o kor cehennemden sağ çıkmış, böylece hem ölümün mutlak kanununa hem de bu kırık dökük dünyayı yöneten yasalara meydan okumıştı.
Yüce bir varlık olmuştu.
Alanı artık tamamen somutlaşmıştı... Hem uçsuz bucaksız hem de görkemliydi.
Dört büyük hisar bu alana güç veriyordu. Onlarca başka hisar da artık onun alanına dahildi; çünkü buraları yöneten azizler artık hükümdarlara olan inançlarını yitirmiş, onun yerine Nephis'e inanmaya başlamışlardı.
Seishan gibiler bile bu akıntıya kapılmış, kendilerini yüzüstü bırakan yüce hükümdarlar yerine onu seçmişlerdi.
Dozlarca aziz, binlerce üstat, yüz binlerce uyanmış ve sayısız sıradan insan da ona inanıyordu. Ruhları, parıldayan gökyüzündeki sayısız yıldız gibi onun alanının birer parçası olmuş, parıldıyordu.
Ne derseniz deyin, Nephis, Cassie'nin de yardımıyla klanının efsanesini büyüterek kendi mitini yaratmak için tam on yıl harcamıştı. Şimdi her iki dünyada da sayısız insan, Ölümsüz Alev klanının Değişen Yıldız'ından ilham alıyor, ruhları hasretle yanıyordu. Sayısız insan, hükümetin uydurduğu o meşhur propaganda sloganına inanmıştı...
Ölümsüz Alev yanmaya devam ettiği sürece, insanlık yok olmayacaktı.
Böylece Ölümsüz Alev klanı ve onun son kızı, adeta insanlıkla eş anlamlı hale gelmişti.
Bu yüzden insanlığın büyük bir kısmı artık onun alanının bir parçasıydı.
Nephis de hepsini hissedebiliyordu...
Kendisinden ilham alan insanlarla arasındaki bağ artık çok daha derin, çok daha evrenseldi. Mesafelerin veya yakınlığın bir önemi kalmamıştı. Zihnine hücum eden, onu neredeyse yutmaya çalışan uçsuz bucaksız bir umut ve arzu okyanusu vardı karşısında.
Nephis şimdilik bu sesleri susturdu, ya da en azından susturmaya çalıştı. Bu bağı keşfetmek için sonra da vakti olacaktı.
Şimdilik bu savaşı bitirmesi gerekiyordu.
...Sonsuz bir güç, tükenmek bilmez bir öz.
Öfke dolu bir ışıkla dolup taşan Nephis, alevden gözlerini yere dikti.
Çok aşağıda, ovada, devasa ordular Kabus Yaratıkları selinin altında eriyip gidiyordu.
Gölgelerin Efendisi'nin çağırdığı ani kar fırtınası canavarların önünü bir nebze olsun kesmiş, Değişen Yıldız'ın yarattığı o korkunç patlama ise sayılarını daha da azaltmıştı.
Fakat insanlar hala ölüyor, küle dönmüş ormanın kalıntıları hepsini yutmakla tehdit ediyordu.
İnsanlar kaybediyordu.
...Ta ki ansızın savaş alanını yumuşak bir ışık kaplayana dek.
Birleşik ordunun askerleri şaşkınlıkla kendi tenlerine bakarak bir an duraksadı.
Işığın kaynağı kendileriydi.
Sanki hepsinin içinde beyaz alevler tutuşmuş, yaralarını temizleyip onları çok daha güçlü, çok daha hızlı ve çok daha dayanıklı kılmıştı. Onları korkunç bir güçle donatmıştı. Ölümün eşiğinde olanlar kurtulmuş, hırpalanmış ve bitkin düşmüş olanlar ise ansızın içlerinde taze bir gücün uyandığını hissetmişti.
O parıldayan ordu canlandı, canavarların karanlık dalgasına karşı göğüs gerdi... ve onları geri püskürtmeye başladı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.