Zifiri karanlık gökyüzünde dolunay yavaşça yükselirken, aradan geçen birkaç günün ardından Sunny kendini Ayna Gölü'nün buz gibi sularına bıraktı. İki Hükümranlık arasındaki büyük savaş her iki dünyayı da alevler içinde yakmadan önceki son dolunaydı bu. Haliyle, ölü bir iblisin harap olmuş kalesinde Cassie ile buluşmak için yakalayabileceği son fırsattı. Gerçek Bastion'a fark edilmeden sızmak hâlâ oldukça zordu...
Ancak Sunny'nin germesinin sebebi bambaşkaydı.
'Rain... Ah, bu kız gerçekten de hayatımı gereğinden fazla heyecanlı kılmaya yemin etmiş.'
Kız kardeşi, Song Kraliçesi'nin safında Hükümranlık Savaşı'na katılma kararını açıklayalı çok olmamıştı.
Rain'i eli kolu bağlı oturmayacağını kestirecek kadar iyi tanıyan Sunny için bu pek de sürpriz sayılmazdı. Kız fazla merhametliydi; bütüne bakıldığında katkısı ne kadar küçük kalacak olursa olsun, komşularının ezilmesine göz yumacak kadar duyarsızlaşmamıştı henüz. Bu yüzden ona o kadar da kızgın değildi.
Hatta içinde hâlâ böyle bir masumiyet taşıdığını görmek hoşuna bile gitmişti. Kardeşinin bu tür bir erdeme sahip olduğunu bilmek onu gururlandırıyordu; kendisinde her zaman eksik olan ve Antarktika'da kıl payı yakalayıp sonra tekrar kaybettiği bir erdemdi bu.
Yine de hangi ağabey küçük kız kardeşinin kendini tehlikeye atmasını isterdi ki? Dürüst olmak gerekirse Sunny'nin tek istediği onu kapıp İsimsiz Tapınak'a götürmek, her şey bitene kadar da oraya kilitlemekti. Hayır... Tapınağın üstleneceği rol düşünülürse orası bile yeterince güvenli değildi. Artık hiçbir yer güvenli sayılmazdı ve uzunca bir süre hiçbir şey gerçekten son bulmayacaktı.
Fakat Sunny'nin Rain'i savaşa katılmaktan vazgeçirmeye çalışmamasının asıl sebebi farklıydı. Kızın öğrenip olgunlaşabilmesi için kendi seçimlerini yapması, kendi zaferlerini kazanması ve kendi hatalarının bedelini ödemesi gerekiyordu. Güvenliği için ne kadar endişelenirse endişelensin, gelişimini desteklemek yerine aşırı korumacı tavırlarla önünü kesen biri olmak istemezdi.
Özellikle de Rain gibi zeki ve korkusuz biri için bu tamamen kötülük olurdu.
Hem... savaşa gidecekse ne olmuş yani? Şüphesiz biraz çetrefilli bir iş olacaktı ama Sunny, savaş meydanının ortasında bile onu hayatta tutabileceğine son derece güveniyordu. Song ve Valor'un şampiyonları arasında baş edemeyeceği kim vardı ki?
Pekala, Hükümranlar vardı elbette... Ama en azından onların elinden güvenle kaçabilirdi.
Dolayısıyla bu savaş, Rain'in gerek yetenek gerekse zihniyet açısından olgunlaşıp güçlenmesi adına sert fakat kaçınılmaz bir fırsata dönüşebilirdi.
Sunny'nin asıl kaygılandığı kısım bu ikinci taraftı. Rain'in bunun altından kalkamayacağını düşündüğünden değil, başarsa bile ruhunda gizli yaralar kalacağını bildiğindendi.
...Yine de o yaralar da hayatın bir parçasıydı. Büyümenin, gelişmenin bir parçası.
'Ah, bilmiyorum.'
Ne olursa olsun, şu an bu konuda yapabileceği bir şey yoktu. Sunny endişelerini zihninden atmaya çalışıp önündeki işe odaklandı.
Cassie, çökmüş kulenin yanında onu bekliyordu. Soluk altın rengi saçları mehtabın altında parıldıyordu.
Sapasağlamdı, görünüşe göre hayattaydı. Bir yerinde herhangi bir darp izi de yoktu. Sunny, kızı Nephis'in gazabıyla baş başa bıraktığı için duyduğu suçluluğun biraz azaldığını hissetti.
'Bir şekilde sonra gönlünü alırım artık...'
Sudan çıkıp yıkılan kulenin kalıntılarına tırmandı.
"Selam, Cassie."
Cassie hafifçe gülümsedi.
"Selam, Sunny."
Birinin kendisine adıyla seslenmesi hâlâ garip, bir o kadar da iç ısıtıcıydı. Sunny bu hissin tadını çıkararak harabe kalenin ufalanan surlarına baktı.
Surlar eskisine kıyasla çok daha terk edilmiş görünüyordu.
Kaşını kaldırdı.
"Surlarda hiç Şövalye göremiyorum."
Cassie başıyla onayladı.
"Tâbilere ordularını toplama çağrısı henüz yapılmadı ama kraliyet klanı birliklerini kaydırmaya başladı bile. Şövalyelerin ve Paladinlerin çoğu kuzeye doğru ilerliyor. Uyanmış askerler de öyle. Sahte Bastion'ın sokaklarında bunu fark etmek zor ama burada yoklukları hissediliyor."
Cassie bir an tereddüt etti.
"...Kral hâlâ burada ama. O yüzden dikkatli olmamız gerek."
Sunny hiç vakit kaybetmeden elini uzattı, ardından ikisini de Ayna Labirenti'nin içine çekti.
Tanıdık taş odaya geçtiklerinde Cassie'nin elini bıraktı. Gölge Feneri'ni çağırıp konuştu:
"İyi olmana sevindim... Ayrıca seni zor durumda bıraktığım için özür dilerim. Yani, Nephis'in her zamanki gibi soğukkanlı ve temkinli davrandığına eminim ama yine de... İkiniz arasında alevli bir konuşma geçmiş olmalı."
Cassie yüzünü ona döndü. Bir an için çehresinde tuhaf bir ifade belirdi. "Ah... Evet. Kesinlikle. Her zamanki gibi soğukkanlıydı."
Ardından kapıya doğru dönüp gülümsedi.
"Sorun değil. Açıkçası onu biraz bocalarken görmek hoşuma gitti. Bu arada tebrik ederim, ona anlatmakla iyi iş çıkardın. Artık bu engeli geride bıraktığınıza göre geleceğe daha umutla bakabilirsiniz."
Sunny sessizce içini çekti.
"Ben de öyle umuyorum. Ama... dürüst olmak gerekirse, içim rahatlayıp havalara uçtuğum kadar endişeli ve huzursuzum da. Ne de olsa ona asla anlatamayacağım şeyler var. Birbirimize karşı tamamen dürüst olamıyorken gerçekten birlikte olabilir miyiz? Kaygılanmadan edemiyorum."
Cassie gülümsedi.
"Elbette olabilirsiniz. Dürüstlük önemlidir ama gözde çok büyütülen bir şey. İnsanlar birbirlerine karşı tamamen dürüst olsalardı dünyada romantizm diye bir şey kalmazdı. İlişki dediğin nedir ki? Başlangıçta herkes gerçek benliğini gizler, karşı tarafa sadece en iyi yönlerini gösterir. Zamanla iki insan bir araya geldiğinde, bazı ayrıntılar gizli kalsa bile önemli gerçekler gün yüzüne çıkar. Bence sen ona en önemli gerçeği harika bir şekilde gösterdin."
Sunny bir süre sessizce ona baktı.
Garipti ama bu sözleri duyduktan sonra kendini bir anda çok daha iyi hissetti. Tepkisini sezen Cassie kaşını kaldırdı.
"Ne oldu?"
Sunny başını iki yana salladı.
"Yok bir şey. Sadece... Nasıl oluyor da tavsiye vermekte bu kadar iyisin? Kendin daha önce hiç ilişki yaşamadın ki. Çok tuhaf!"
Cassie donakaldı, bozulduğu her halinden belliydi.
"K-kim demiş daha önce hiç..."
Sunny şüpheyle baktı.
"Yapma ama."
Genç kadın bir an hareketsiz kaldı, sonra yavaşça arkasını döndü.
Sesi biraz sinirli geliyordu:
"Inanılır gibi değil... Bir haftada ikinci oldu bu..."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.