Zincir Kıran, girdaptan fırlatıldığı yöne doğru hâlâ son sürat uçuyordu. Neyse ki Nephis gemiyi tam zamanında döndürmüş, tayfanın aşağı yuvarlanmasını engellemişti... Ama Sunny hâlâ güverteye yapışmış halde, ayağa kalkmak için debeleniyordu.
Dünya karanlığa gömülmüştü, etrafı sadece kutsal ağacın hafif parıltısı aydınlatıyordu.
Sonunda doğrularak ayağa kalktı, hafifçe sendeleyip boğuk bir sesle seslendi:
"Herkes... herkes yaşıyor mu?"
Yakınlarda Nephis'i gördü... Güvendeydi. Güvertenin diğer ucuna baktığında Effie'nin kutsal ağaca yaslandığını fark etti, yüzünde şaşkın bir ifade vardı. Neyse ki avcı yaralanmış gibi görünmüyordu.
Jet biraz daha uzaktaydı. Savrulmamak için sis bıçağının tırpan olan beşinci formunu bir kanca gibi kullanıp kendini sabitlemişti. Buz mavisi gözleri tetikte ve pür dikkat etrafı süzüyordu.
Garip olay patlak verdiğinde Cassie kamarasında uyuyordu, bu yüzden kesinlikle iyi durumdaydı. Kör kız belki birkaç morlukla atlatmıştı ama güverteden aşağı fırlatılmadığı kesindi.
"Ben iyiyim!"
"Yaşamak denirse..."
Effie ve Jet'in yanıtlarını duyan Sunny, rahatlayarak derin bir iç çekti. Neredeyse aynı anda Cassie de güvertenin altından belirdi, biraz hırpalanmış görünüyordu.
Ekipteki herkesin sapasağlam olduğunu görünce içi biraz olsun rahatladı.
O korkunç girdaptan kaçmayı başarmış gibiydiler. En azından öyle görünüyordu.
Kıvrıla kıvrıla uzanan tünel yok olmuş, yerini devasa bir boşluğa bırakmıştı. Sunny'nin Büyük Nehir'in derinliklerinde hissettiği o boğucu baskı da dağılmıştı, zaman da artık doğal akışına dönmüş gibiydi.
Ancak uzay...
Uzayda bir gariplik vardı.
Sunny hissettiği bu tersliği tarif etmekte zorlanıyordu ama orada bir yerde olduğu kesindi. Nihayetinde insanlar uzayın dokusunu algılamak için yaratılmamıştı. Değişmez ve sarsılmaz olması gereken bir şeyi insan neden algılasındı ki zaten?
Fakat Büyü'nün gelişiyle birlikte, sarsılmaz kabul edilen birçok kavram muğlaklaşmıştı. Özellikle de Ariel'in Mezarı'nda, mutlak olduğunu düşündüğü pek çok şeyin pek de güvenilir olmadığı kanıtlanmıştı. İçinde koca bir dünyayı barındırdığı düşünülürse, mezarın varlığı başlı başına bir paradoks oluşturuyordu.
Yine de Sunny uzayın dokusunu doğrudan algılayamasa bile, onda bir şeylerin yanlış gittiğini sezebiliyordu. Sadece ne olduğunu açıklayamıyordu.
Neler oluyor? Hayır, önce... neredeyiz biz?
Zincir Kıran'ın gövdesine çarpan suyun sesi yoktu, güneş ışığı yoktu, Büyük Nehir'i geceleri sarmalayan o parıltıdan eser yoktu. Sadece karanlık, sessizlik ve rüzgâr vardı.
Sunny kaşlarını çatarak Nephis'e baktı. Kız hâlâ dümen küreklerini tutuyordu ama şu an yapabileceği hiçbir şey yoktu. Gemi eylemsizlik kuvvetiyle hâlâ uçmaya... yükselmeye?... devam ediyordu ve bu kuvvet sönümlenene kadar dümene hükmetmek imkansızdı.
Nephis'in iyi olduğundan emin olmak için yüzünü inceledi, ardından arkasındaki boşluğa baktı. Arkasında hiçbir şey yoktu... Sadece uçsuz bucaksız, sınırsız bir karanlık.
Rüzgâr kızın güzel, gümüş saçlarını uçuşturuyordu.
Neph de ona baktı. Bir an duraksadıktan sonra temkinli bir sesle konuştu:
"Sanırım... girdaptan çıktık."
Bu zaten gün gibi ortadaydı. Aslında... hayır, tam olarak öyle sayılmazdı. Büyük Nehir'in kalbinde ne olduğunu kimse bilmiyordu, bu yüzden içinde devasa bir boşluk olması da ihtimaller dahilindeydi. Yine de Sunny, akılalmaz bir su kütlesinin altında eziliyormuş gibi hissetmiyordu artık.
Peki o zaman ne olmuştu? Büyük Nehir'in dibine mi ulaşmışlardı?
Eğer öyleyse, neden aşağı düşmek yerine yukarı doğru fırlatılmışlardı? İşin aslı... Yükselme hızı her saniye biraz daha azalsa da Zincir Kıran hâlâ yukarı doğru tırmanıyordu.
"Bu da ne böyle?"
Nephis'in kafası karışmış gibiydi. Kaşlarını çatarak bir cevap bulmaya çalıştı ama sonunda güvensiz bir ses tonuyla konuştu:
"Emin değilim. Sanki... bir tür sınırı aşmışız gibi hissettirdi. Sonrasında ne olduğunu sen de gördün zaten."
Lafına devam edecekken aniden donakaldı.
Birkaç saniye sonra gözleri hafifçe irileşti.
Nephis elini kaldırıp bir yeri işaret etti.
"Sunny... arkana bak..."
Sunny hemen arkasında hiçbir şey olmadığını biliyordu, aksi takdirde gölge duyusu sayesinde bunu çoktan hissederdi. Kaşlarını çatarak arkasını döndü ve karanlığın derinliklerine gözlerini dikti.
Az önce baktığı yer kadar boş görünüyordu ama bakışlarını biraz daha aşağı kaydırdığında...
Sunny öylece kalakaldı.
Ben... neye bakıyorum böyle?
Nephis'in arkasında hiçbir şey yoktu. Ancak şimdi baktığı yönde, karanlığın ortasında süzülen bir şey vardı. Eflatun, mavi ve kızıla boyanmış, bazı kısımları gölgelerin içinde kaybolan renkli bir şerit gibiydi. Çevresindeki karanlıkta yavaşça süzülen yedi küçük ışık noktası, seyrine doyum olmaz bir manzara oluşturuyordu.
Şerit kendi üzerine kıvrılarak bir daire oluşturmuştu, yüzeyi tıpkı bir Möbius şeridi gibi bükülmüştü.
Sunny'nin bu şeridin ne olduğunu idrak etmesi birkaç saniye sürdü.
Bu... bu... Büyük Nehir...
Gözleri fal taşı gibi açıldı.
Zincir Kıran ile o renkli şerit arasında boşluktan başka hiçbir şey olmadığı için mesafeyi, dolayısıyla da boyutunu kestirmek neredeyse imkansızdı. Yine de biliyordu...
Eflatun, mavi ve kızıl, Büyük Nehir'in üç evresiydi: şafak, gün ve alacakaranlık. O yedi küçük ışık noktası ise yedi güneşten başkası değildi. Şeridin, güneşlerin ışığının ulaşamadığı kısımları gölgelere gömülmüştü... Ancak en azından bir güneş her zaman şeridin diğer tarafında kalıyor, ışığı su kütlesini delip geçerek nehrin parıldamasını sağlıyordu.
Zincir Kıran... Büyük Nehir'den çok ama çok uzaktaydı.
Etraflarını saran o uçsuz bucaksız karanlık ise Ariel'in Mezarı'nın ta kendisiydi.
Ancak Sunny o an siyah piramidi de onun yaratıcısını da tamamen unuttu.
Gözlerini o güzel şeride dikmişti... Kendi üzerine kıvrılan... bir Möbius şeridi gibi bükülen o şeride...
Bütün vücudu ürperdi, yüzü kireç gibi bembeyaz oldu.
Yüreğini aniden büyük bir dehşet kapladı.
Zihni ölüm sessizliğine büründü.
Dudakları titredi.
Sunny nefesi kesiliyormuş gibi hissetti.
...Bu bir döngü.
Büyük Nehir kendi üzerine kıvrılıyor, ucu bucağı olmadan akıyor, yüzeyi asla kesintiye uğramıyordu.
Büyük Nehir... Tamamı... sonsuz bir döngüden ibaretti.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.