Sunny, kafası allak bullak bir halde Akademiden ayrıldı.
Usta ve üst düzey bir vatandaş olarak kişisel taşıma aracı ehliyeti almaya fazlasıyla hakkı vardı, bir araç satın alacak parası da gani gani mevcuttu. Gelgelelim Sunny bu araçları nasıl kontrol edeceğini bilmiyordu ve öğrenmeye de üşeniyordu. Bu yüzden şehirde bir yerden bir yere gitmek için hala toplu taşıma trenlerini kullanıyordu.
Kuzey Çeyreği Kuşatma Başkentinde...
İnsanların kendisine yönelttiği hayranlık dolu bakışlara hiç aldırmadan, manyetik ray üzerinde süzülen trenin penceresinden dışarıyı seyretti. Tren, akılalmaz bir hızla bölge bölge ilerliyordu.
Şehir, banliyölerde doğmadığınız sürece yaşamak için gayet güzel bir yerdi. Yer altına derinlemesine uzanan ve gökyüzüne doğru yükselen devasa binalar, tüneller ve havada asılı köprülerle birbirine bağlanarak grafen kompozit ve güçlendirilmiş alaşımdan yapılmış karmaşık bir labirent oluşturuyordu. Beyaz monotonluğu kıran yapay ağaçlar ve çimler, yeşilin, sarının, turuncunun ve kırmızının canlı tonlarıyla yer yer göz kırpıyordu.
Yılın bu zamanlarında etkili olan şiddetli kar fırtınalarına rağmen her yer tertemiz ve pırıl pırıldı; banliyölerin o kirli, loş ve zehirli karmaşasından eser yoktu. Etraftaki büyük ekranlarda, Dünya gezegeninde yüzyıllar önce yok olmuş nefes kesici manzaraların görüntüleri dönüyor, vatandaşların moralini yüksek tutmak için ustalıkla tasarlanmış propaganda projeksiyonları sergileniyordu.
Her şeyden öte, şehir hayat doluydu. Yaya geçitlerinden sel gibi insan akıyor, aralardan tek tük kişisel taşıma araçları geçiyordu. Milyonlarca, hatta yüz milyonlarca insan burayı evi bellemişti. Sadece burada, devasa dış bariyerler, hava filtreleme sistemleri ve güçlü uyanmış kişiler sayesinde güvende kalıp hayatlarını sürdürebiliyorlardı.
Antarktika daki benzer insan sığınaklarının yakında sonsuz kabus canavarı sürüsü tarafından yerle bir edileceğini ve buraların terk edilmek zorunda kalacağını hayal etmek çok tuhaftı.
Sunny, beklenmedik bir kapı belirmesinin nasıl bir panik ve kargaşaya yol açabileceğini bizzat görmüştü. Fakat aynı felaketin yüz kat büyüdüğünde neye benzeyeceğini hayal etmekte zorlanıyordu. Gözünün önüne gelen tek şey, Kızıl Kule nin altında rüya ordusunun karşılaştığı o ucube sürüsünün aniden bu huzurlu caddelerde belirmesiydi.
Bu düşünce bile şimdiden ürpermesine yetti.
Yine de lafının arkasındaydı.
Bu insanlara hiçbir borcu yoktu. Elbette gözünün önünde bir kapı açılsa, Sunny gidip savaşmayı ve sivillere kaçmaları için zaman kazandırmayı seçerdi. Bu sadece insani bir refleksti. Ama soyut bir görev bilinci uğruna gidip bile bile canını tehlikeye atacak değildi. Kendisi çaresizce yardım ararken kimse elinden tutmamıştı. İnsanlık sayesinde değil, insanlığa rağmen hayatta kalmıştı.
Ve her zaman kendini ön planda tutmaya devam edecekti.
Büyük ihtimalle.
Usta Jet in içine bir şüphe tohumu ekmediğini söylese yalan olurdu. Antarktika seferi intihardan farksız ve beyhude bir çaba gibi görünüyordu ama kadın haklıydı. O cehennemden sağ çıkanlar çok daha güçlü olacaktı.
Sunny, yakında Güney Çeyreğini istila edecek olan uyuyan ve uyanmış ucube sürülerinden gölge parçası kazanamayacak olsa da, yine de bolca ruh parçası, bellek ve hatta belki yankı toplayabilirdi. Ayrıca Antarktika da cirit atan fazlasıyla düşmüş kabus canavarı da olacaktı.
Yine de hükümetin orada ne olacağını doğru tahmin edebileceğine inanmıyordu. Zincirleme reaksiyon sırasında sadece düşük seviyeli kapıların açılacağını düşünüyorlardı ama bu tahmin ne kadar doğruydu? Kim başka bir beşinci seviye kapının açılmayacağını garanti edebilirdi ki?
En son böyle bir şey olduğunda, Ölümsüz Alev ve Cennetin Gülüşü gibi isimler savaşta can vermişti. Sunny, kendisinin daha iyi bir performans sergileyeceğini garanti edebilir miydi? Hayır, kesinlikle edemezdi.
Günün sonunda her şey yarınki görüşmelere bağlı basit bir seçime çıkıyordu.
Her şey yolunda giderse Sunny, rüya alemine giriş yeteneğini geri kazanacaktı. Orada, Antarktika seferinin sunabileceğinden çok daha az riskle, çok daha büyük başarılar elde edebilirdi.
Dahası, şanlı Valor klanına bağlılık yemini bile edebilirdi. Artık son derece kazançlı bir anlaşma koparacak kadar değerliydi. Onların eğitimi, desteği ve kaynaklarıyla bir titan haline gelmek hiç de hayal değildi.
Kendisiyle yükseliş arasındaki o büyük engel de anında ortadan kalkardı. Üstelik üçüncü kabusu fethetmeyi denemek için elindeki en iyi fırsata kavuşurdu.
Belki de büyücülük konusundaki bilgisini fersah fersah öteye taşıyabilirdi. Ne de olsa Valor, inanılmaz bellekler yaratmasıyla ünlüydü. Gece Tapınağında, büyük klanın temsilcilerinin rün büyücülüğünü ne kadar ustaca kullandığını bizzat görmüştü. Sahip oldukları muazzam bir bilgi birikimi vardı. Onlardan öğrenebileceği çok şey vardı.
Büyük klanların rüya alemi uğruna Dünyayı terk etmeye hazırlanması meselesine gelince...
Haksız sayılırlar mıydı?
Sunny, Karanlık Şehrin o yıkık katedralinde Effie ile yaptığı konuşmayı hala hatırlıyordu. Kız da uyanık dünyanın ölmekte olduğunu ve rüya aleminin insanlığın kurtuluşu olabileceğini düşünüyordu. Argümanı dehşet vericiydi ama bir o kadar da ikna ediciydi.
Her halükarda, işler ters giderse Valor klanını her zaman arkasında bırakabilirdi. Bağlılık yeminleri Sunny için hiçbir şey ifade etmiyordu. Onur kelimesinden nefret eden biri olarak, işine geldiği sürece verdiği her söze ihanet etmeye dünden razıydı.
Büyük bir klandan kaçmak muhtemelen kolay olmayacaktı ama o zamana kadar bunun üstesinden gelecek kadar güçlenmiş olurdu zaten.
Yani görüşmeler iyi geçerse, Usta Jet i takip edip Antarktika ya gitmek gibi aptalca bir şey yapması için hiçbir neden kalmayacaktı.
Ama işler kötü giderse, elindeki tek seçenek neredeyse bu olacaktı.
Sunny nin Ruh Biçen e kesin bir cevap vermemesinin sebebi buydu. Zaten kadın da kesin bir cevap istememişti. Usta Jet sadece teklifini düşünmesini ve önümüzdeki iki ay içinde kararını bildirmesini söylemişti.
Tren teras bölgesine yaklaşırken Sunny içini çekti ve çıkışa yöneldi.
"Kahretsin, kafam çatlıyor. Neden tüm bunlar ilk dersimi verdiğim gün olmak zorundaydı ki? Bir gün için fazla heyecanlı!"
Daha da kötüsü, yarın çok daha büyük bir heyecan vadediyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.