Yaşlı adam kıkırdayarak eşyalarını aceleyle toplayan adamlarına göz gezdirdi. Bir süre sonra içini çekti.
"Kabus Kapıları Büyü tarafından mı yaratılıyor yoksa değil mi bilmem ama ikisi arasında kesinlikle bir bağ var. Daha doğrusu üçü arasında... Çünkü uyanmış olanlar da bu denklemin bir parçası."
Kısa bir sessizliğin ardından, sesi daha ciddi bir tona büründü.
"Beni asıl meraklandıran ise bu üçünden hangisinin önce geldiği."
Sunny şaşkınlıkla ona baktı.
"Bağışlayın Profesör ama bu zaten herkesin bildiği bir gerçek değil mi? Önce Büyü geldi ve beraberinde Kabusları getirdi. Biz uyanmış kişiler de bunun bir sonucu olarak ortaya çıktık."
Hafifçe kaşlarını çattı.
"Elbette genel kanı her zaman güvenilir değildir. Ama bu durumda, mantık silsilesini takip ediyor gibi görünüyor."
Profesör Obel başını iki yana salladı.
"Bunu kim kesin olarak söyleyebilir ki? Büyü’nün başlangıcı düzgün belgelenmedi. O zamanlar... Dünya pek iç açıcı bir halde değildi ve biz bir şeylerin olduğunu fark ettiğimizde, her şey zaten engelleme, dizginleme veya kontrol etme yeteneğimizin dışına çıkmıştı. Denedik tabii ama... Bazı gerçekler hiçbir zaman geniş kitlelerce bilinmez, hatta kağıda bile dökülmez. Söylediklerinin doğru olması muhtemel. Yine de bambaşka çözümler gerektirecek başka ihtimaller de var."
Sunny şaşkın bir ifadeyle sordu.
"Ne demek istiyorsunuz?"
Yaşlı bilim insanı tereddüt etti.
"Kendine hiç şunu sordun mu? Büyü mü Kabusları getirdi, yoksa Kabuslar mı Büyü'yü? Ah, affet. Bu hala çok kapsamlı bir soru. Şöyle sorayım; Kabuslar mı uyanmış olanları yaratıyor, yoksa uyanmış olanlar mı Kabusları?"
Sunny gözlerini kırpıştırdı.
"Ne?"
Yaşlı adam gülümsedi.
"Bunu bir zihin egzersizi olarak düşün. Tabii ki birinin uyanmış birine dönüşmesinin yolunun İlk Kabus'tan sağ çıkmak olduğu herkesçe bilinir. Ancak ondan sonrası daha ilginç bir hal alıyor... Hatırlamak için çok gençsin ama her şeyin başlangıcında, Büyü'nün felaketleri uyanış dünyasına aşama aşama indi. Yoksa asla hayatta kalamazdık."
Profesör Obel’in gözleri, sanki uzak bir geçmişi yad ediyormuş gibi aniden daldı.
"Başlangıçta sadece Büyü’nün pençesine düşenler vardı. Bazıları uyuyan oldu, bazılarıysa uyuyan ucubelere dönüştü. Sonra, ilk gün dönümünden sonra, uyanmış kişiler belirdi. Ancak İkinci Kategori Kabus Kapıları da ortaya çıkmıştı ve onlarla birlikte dünyamıza daha güçlü yaratıklar geldi. Nihayetinde daha fazla uyuyan, daha fazla uyanmış oldu... Ustalar da belirdi. Ama onlarla birlikte daha fazla kapı ve daha önce hiç görmediğimiz türden kapılar geldi."
Duraksadı.
"Sonra azizler geldi. Ve Kuzey Amerika. Şimdi ise Kabuslar Zinciri ile karşı karşıyayız... İnsan merak etmeden duramıyor."
Sunny bu sözlerin gidişatından hiç hoşlanmamıştı.
Ne demeye çalışıyor bu adam?
"Neyi merak ediyorsunuz?"
Narin yaşlı adam ağır bir şekilde iç çekti.
"Bu sadece bilimsel bir sorgulama, Usta Sunless. Sakın üzerine alınma. Biz bilim insanlarının görevi soru sormaktır ve bu sorulardan biri de şu: Dünyamızdaki uyanmış kişilerin sayısı ve gücü ile burada beliren Kabus Kapıları'nın sayısı ve gücü arasında bir korelasyon var mı? Uyanmışlar ve Kabuslar... Bu unsurlardan hangisi neden, hangisi sonuç?"
Sunny bir süre düşündü, sonra sadece başını salladı.
"Argümanınızın büyük bir kusuru var Profesör. Eğer gerçekten bir bağ olsaydı ve biz uyanmış olanlar bir şekilde daha büyük ve daha güçlü Kabus Kapıları'nı çekmekten sorumlu olsaydı, dünyada bir sürü yüce kişi ortalıkta dolanmaya başlamadan önce Kuzey Amerika'da Beşinci Kategori bir kapı açılmazdı. Bence siz sadece hepimizin, tüm insanların ortak özelliği olan kaosta kalıplar görme arzusuna yenik düşüyorsunuz."
Şu an dünyada hayatta olan üç hükümran vardı ama o kapı koca bir kıtayı yuttuğunda henüz hiçbiri yoktu. Her halükarda Sunny, yüce kişilerden sadece teorik bir olasılıkmış gibi bahsedecekti.
Profesör Obel takdirle başını salladı.
"Güzel düşünce evlat! Sağlıklı bir miktar şüpheciliğe sahip olmak her zaman iyidir. Ancak... Senin bu görüşün, ancak çok kritik bir ayrıntının doğru olduğunu varsayarsak çürütülemez kalır."
Sunny kaşlarını çattı.
"Nedir o ayrıntı?"
Yaşlı adam etraflarındaki bilim insanlarına baktı ve biraz hüzünle gülümsedi.
"Güçlü bir uyanmış kişinin ortaya çıkışının etkisinin, sadece biz ölümlüler gibi zaman nehrinde aşağı doğru aktığı varsayımı. Ancak... Eğer bu etki, gerçeklikte vücut bulan bir kapının yarattığı sarsıntı gibi zamanın içinde bir dalgalanma olarak yayılıyorsa, o zaman onların yükselişi işleminin ne zaman gerçekleştiğinin bir önemi kalmaz. İlk yüce kişi birkaç yıl içinde ortaya çıkabilir ancak yükselişinin sonuçları bize yıllar öncesinden yüklenmiş olabilir."
Yorgun gözleri aniden tuhaf bir ışıkla parladı.
"Kuzey Amerika'yı yerle bir eden o korkunç kapıya gelince... Kim bilir? Belki de sadece uzak ve dehşet dolu bir gelecekte insan ırkından yükselen bir tanrının yankısıdır..."
Bir süre sonra Sunny, nöbet tutması için gölgesini laboratuvarda bırakıp askerlerini kontrol etmeye gitti. Yer altı tesisinde yürürken yüzü asıktı.
Profesör Obel'in anlattıkları... Sunny bunlara tam olarak inanmıyordu. En azından tamamen değil. Yine de yaşlı adamın inandığı şeylerde, her ne kadar bilim insanları bu teorilerden yola çıkarak yanlış sonuçlara varmış olsalar da, birkaç hakikat kırıntısı olduğunu hissediyordu.
Zamanın dalgalanmaları, gelecekten gelip nihai başlangıçlarına giden yolu döşeyen felaketler ve böylece kendi içine hapsolmuş garip bir paradoks yaratılması... Sunny bu fikirlerin geçerliliği, hatta akıl kârı olup olmadığı konusunda şüpheliydi.
Onun tecrübelerine göre, en basit cevap çoğunlukla doğru olandı. Profesör Obel bu gerçeği gözden kaçırmış gibi görünüyordu.
Yine de bir teori vardı ki onu huzursuz ediyordu.
Çok sayıda uyanmış kişinin yükselişi gerçekten de Kabus Kapıları'nın artan sayısına ve yoğunluğuna neden olabilir miydi?
Bunun nasıl mümkün olabileceğini pek kavrayamıyordu. Sonuçta uyanmış olmak için önce bir Kabus'tan geçmek gerekiyordu, tersi değil. Yine de, yine de...
Eğer gerçekten bir bağlantı olduğunu varsayarsa... Bir şey daha mantıklı hale geliyordu.
Karanlık koridorlarda yürürken Sunny'nin yüzü gerildi.
"Hükümranların yeni azizlerin ortaya çıkışını engelleme sebebi bu olabilir mi? Hayır, daha fazlası. Hiçbirinin henüz Beşinci Kabus'a meydan okumamasının sebebi bu olabilir mi?"
Geçmişte tüm bu gizli baskının, sadece Asterion, Anvil of Valor ve Ki Song'u yiyip bitiren hırsın ve güç tutkusunun bir sonucu olduğunu düşünmüştü.
Ama tek sebep bu muydu?
Sunny hüsranla içini çekti.
Sadece bilmiyordu...
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.