Karanlığın Yükselişi

"Nihayet..."

Azize’yi yaratıp rünlerinde o korkunç [0/200] ibaresini görmesinin üzerinden ne kadar zaman geçmişti? En az bir yıl. Sunny’nin, gölgesinin zifiri derinliklerinde yanan o karanlık közleri doyurmak amacıyla yeterli miktarda anı toplamak için harcadığı süre tam olarak buydu.

Peki şimdi ne olacaktı?

Azize son evrim geçirdiğinde dönüşümü çok uzun sürmüştü. Yine gölge çekirdeğinin kozasına mı çekilecekti? Yoksa iki yüz parçaya ulaşmak, kara şövalye katledildikten sonra başına gelenlerden tamamen farklı bir süreç miydi?

Sunny cevabını çok geçmeden aldı.

Ruh denizinin ışıksızlığında yıkanan Azize aniden titredi. Vücudunda gizlenen karanlık kabardı ve içindeki üç köz; biri göğsünde, biri karnında, sonuncusu ise kafasında olmak üzere siyah bir ihtişamla parlamaya başladı.

Bu süreç, Sunny’nin kendi başına gelenlere, yani hem ilk kabusundan sonra hem de kızıl kuleden geçtikten sonra yaşadıklarına hem çok benziyor hem de onlardan tamamen ayrılıyordu.

"Yoksa... yeni bir rütbeye mi yükseliyor?"

Bu düşünce Sunny’yi coşkulu bir heyecanla doldurdu.

Bu esnada Azize dönüşümün pençesindeydi. Etrafındaki durgun sular, sanki görünmez rüzgarların saldırısına uğramışçasına çalkalanıyordu. Vücudunun etrafında aniden dans eden siyah alevden tutamlar belirdi ve Azize suyun yüzeyinden yukarı yükselerek kısmen gözden kayboldu.

Sunny bir adım geri çekildi; kalbi deli gibi çarparken bu tuhaf ve bir o kadar da güzel süreci sessizce izledi.

Birkaç dakika sonra her şey sona ermişti.

Görünmez rüzgarlar dindi, siyah alevler söndü. Sular yeniden o huzurlu durgunluğuna kavuştu. Azize ayaklarının üzerine iniş yapıp doğrulduğunda, o zarif figürü taptaze bir güçle dolup taşıyordu. Yakut gözlerinin parıltısı her zamankinden daha parlaktı.

Önceki seferin aksine, bu dilsiz iblis dış görünüş olarak değişmemişti. Oniks zırhı hâlâ cilalı, taşsı bir metalden ibaretti. Sunny, o zırhın altında teninin hâlâ mermer gibi pürüzsüz ve beyaz olduğunu biliyordu.

Ancak içeride yaşanan değişimler tek kelimeyle köklüydü.

Yaşayan heykelin bedeninde saklanan karanlık artık çok daha derin görünüyordu; üç köz ise gözle görülür biçimde büyümüştü. Dahası, bir şekilde daha... eksiksiz görünüyorlardı. Henüz tamamen bütünleşmemişlerdi ama eskisi kadar kırık ve parçalı da değillerdi.

Sunny bir an tereddüt ettikten sonra rünleri çağırdı.

Gölge: [Mermer Azize.]

İsim değişmemişti. Ancak bir sonraki rün dizisi bambaşkaydı:

Gölge Rütbesi: Yükselmiş.

Olduğu yerde donakaldı.

"Hadi canım! Yok artık!"

Yükselmiş... Azize artık bir yükselmişti! Gerçekten de yeni bir rütbe kazanmıştı. Usta Jet’le, kara şövalyeyle, ayna canavarıyla ve keskin taklitçiyle aynı rütbeye ulaşmıştı.

Yükselmiş bir insana usta denirdi, aynı rütbedeki kabus yaratıklarına ise düşmüş. Azize ise şimdi ikisinin arasında bir yerdeydi; çoklu çekirdekleri olan ama yozlaşma yolu yerine yükseliş yolunu izleyen bir varlık.

Tıpkı Sunny’nin kendisi gibi.

Tabii ki Azize şu an ondan çok daha güçlüydü.

Sunny sevinçten delirmekle hafif bir burukluk hissetmek arasında kalmıştı. Azize’yi ilk yarattığında, uzunca bir süre ondan daha güçlü kalmıştı. Uyanmış olduktan sonra Sunny nihayet ona yetişebilmişti... Ama şimdi Azize yeniden öne geçmişti.

İçini çekip geniş bir gülümsemeyle iblisine baktı.

"Aferin Azize! Artık bizi kim durdurabilir, ha?"

Dilsiz iblis cevap vermedi, sadece başını hafifçe yana eğdi.

Ancak hemen ardından sessizce elini kaldırdı, yumruk yaptı ve göğüs zırhının sol tarafına iki kez hafifçe vurdu.

Sunny, gölgesinin bu kadar "konuşkan" olmasına alışık olmadığı için öylece bakakaldı.

"Şey, evet. Kesinlikle öyle."

Hafif bir mahcubiyetle bir an bekledikten sonra tekrar rünlere göz attı.

Azize’nin sınıfı, nitelikleri ve yetenekleri değişmemişti. Fakat rün düzleminin en sonunda beklenmedik bir sürprizle karşılaştı.

"Ne?!"

Son rün dizisinde şunlar yazılıydı:

[Gölge Parçaları: 39/200].

Rakamlara birkaç saniye boyunca bakıp gözlerini ovuşturdu. Hayır, yanlış görmüyordu. Gerçekten de iki yüzde otuz dokuzdu.

Kafası tatlı bir karışıklıkla bulanırken gözlerini kıstı.

"Ama bu nasıl mümkün olabilir?"

Azize, Kurt’u yutmadan önce rünler [179/200] gösteriyordu. O yankıyı yemek ona tam olarak kaç parça kazandırmıştı?

İçine doğan bir şüpheyle arkasını dönüp sessiz gölge dizilerine baktı.

Kurt’un gölgesi gitmişti.

"Demek onu da tüketti..."

Neler olduğunu anlamaya başlıyordu. Büyük ihtimalle parçaların çoğu yankıdan değil, onun asıl sahibinin gölgesinden gelmişti. Kurt, çekirdeği tamamen doymuş, deneyimli bir uyanmış idi. Azize onun gölgesini emerek, Kurt'un hayatı boyunca biriktirdiği tüm ruh parçalarının bir kısmını devralmış olmalıydı; tıpkı bir insanın başka bir insanı öldürdüğünde yaptığı gibi.

Bu miktar, bir sonraki rütbe ile aradaki boşluğu kapatmaya yetmiş, hatta artmıştı bile. Tabii gölgesi artık bir yükselmiş olduğu için, bire bir gelişmek adına benzer kalitede gölge parçalarına ihtiyaç duyuyordu. Oysa Kurt’tan gelenler sadece uyanmış seviyesindeydi.

Yani aslında, Azize’nin rütbesi değişmeseydi şu anki rakam [78/200] olacaktı.

Bu da demek oluyordu ki, Gölge Bıçağı Kurt’un yankısını tüketerek yüze yakın gölge parçası kazanmıştı... Sunny’nin ona bu kadarını yedirmesinin yaklaşık yarım yılını aldığı düşünülürse, bu tek kelimeyle akıl almaz bir rakamdı.

Böylesine değerli bir yankıyı feda ettiği için hissettiği o pişmanlık aniden buhar olup uçtu.

"Bu resmen piyango... Muazzam bir piyango!"

Bugün şans gerçekten ondan yanaydı.

Yanında artık yükselmiş bir iblis vardı ve bu durum Sunny’yi anında bambaşka bir kabiliyet seviyesine taşımıştı. Yeni dönüşmüş Azize ile birlikte çok daha fazlasını yapabilecek, çok daha güçlü kabus yaratıklarına meydan okuyabilecek ve böylece kendi gelişimini daha da hızlandırabilecekti.

Daha da iyisi, bu değişim bundan daha iyi bir zamanda gerçekleşemezdi.

Çünkü Gemi Enkazı Adası’na dönme ve o kadim enkazda barınan korkunç varlığa meydan okuma vakti yaklaşmıştı.

Yanında yükselmiş bir gölgenin olması muazzam bir yardım demekti.

Sunny, Usta Jet yeraltı arenasına döndüğünde yüzünde geniş, aptalca bir gülümleme olduğunu ancak o zaman fark etti. Hemen gülüşünü silip ayağa kalktı.

"Her şey bitti mi?"

Jet, gevşek bir tavırla başını sallayıp esnedi.

"Evet. Gidebiliriz... Biraz evrak işi, sonra vaat ettiğim katkı puanları harcaman için senin olacak. İstersen önce bir şeyler atıştırabiliriz."

Sunny gülümsedi.

"Doğru ya... Bir de hükümetten gelecek olan ödül vardı."

Artık tüm katkı puanlarını Azize’yi bir an önce doyurmak için harcamasına gerek kalmadığına göre... Başka neler alabilirdi?

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.