ÖLÜM EMRİ

Sunny bir süre sessizliğini korudu. Nephis’in lafı devam ettirmeyeceği artık kesinleşmişti. Hafif bir bıkkınlıkla sordu:

“Caster seni neden öldürmek istesin ki?”

Dışarıdan ne kadar sakin görünse de zihninin içinde fırtınalar kopuyordu. Caster’ın gerçek niyetini öğrenmek Sunny’yi derinden sarsmıştı. Tamam, o gururlu soyludan hiç hazetmiyordu, Değişen Yıldız ile aralarındaki dinamiğin garipliğinin de farkındaydı ama asla böyle bir şey duymayı beklemiyordu.

Sunny’nin gözünde Caster, kanı bozuk bir katilden ziyade; olasılıkla klanının soy arılığıyla kafayı bozmuş, itici hırsları olan bir fırsatçıydı.

Hangi akla hizmet Nephis’i öldürmek istiyordu ki? Kızın bir numaralı hayranıydı. Sunny’nin aklına yatan tek mantıklı açıklama, bu kibirli züppenin başından beri gizlice Gunlaug’a çalıştığıydı. Fakat yakından bakınca bu teori de çökmeye mahkûmdu; çünkü Parlak Lord, Değişen Yıldız’ı yüzlerce kişinin gözü önünde, kendi elleriyle gebertmeye ant içmişti.

Caster’a ne ihtiyacı olsundu ki?

Nephis biraz duraksadı, ardından omuz silkti.

“Kendimi bildim bileli birileri beni öldürmeye çalışıyor. Unuttun mu?”

Sunny ağır ağır başını salladı.

“Hayır… Unutmadım. Ama bunun Caster’la ne ilgisi var?”

Kız gülümsedi.

“Reşit oldum, İlk Kâbus’umu atlattım ve Düşler Âlemi’ne gönderildim diye duracak değillerdi. Aksine, izimi sonsuza dek silmek için ellerine geçen en mükemmel fırsattı bu. Uyuyanlar bu lanetli dünyaya tek başlarına adım atar; toplumun korumasından, gerçek dünyadaki olası tüm müttefiklerinden uzakta… Anlıyor musun?”

Sunny, yüzü giderek kararırken kızın söylediklerini onayladı.

Gerçekten de Düşler Âlemi’ne ilk kez ayak basan genç Uyuyanlar kadar savunmasızı yoktu.

Nephis içini çekip bakışlarını başka yöne çevirdi.

“Her neyse, Akademi’ye kaydolduğumda sınıf arkadaşlarımızdan birinin Düşler Âlemi’nden asla dönmememi garantilemek için emredildiğini biliyordum. Sadece kim olduğunu bilmiyordum.”

Aniden bakışlarını Sunny’ye dikti. Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.

“…Aslına bakarsan, uzunca bir süre o kişinin sen olduğunu düşündüm.”

Sunny gözlerini kırpıştırdı, inanamayan gözlerle kıza baktı.

“Ne? Ben mi? Sen delirdin… Neyse, neyse. Tam olarak neyim seni gizli bir soylu örgütünün ajanı olduğuma inandırdı? Benim tipimde hiç soylu tipi var mı?”

Nephis sakince onun gözlerinin içine baktı.

“Dürüst olmak gerekirse? Tanıdığım hiçbir soyluya benzemiyorsun. Ama hakkında mantığa sığmayan o kadar çok şey vardı ki.”

Sunny kaşlarını çattı.

“Anlat da dinleyelim.”

Kız elini yavaşça kaldırdı, parmaklarıyla saymaya başladı.

“Bakalım… Varoşlardan gelen bir yetim olduğunu iddia ettin ama bir şekilde hem İlk Kâbus’tan hem de Unutulmuş Kıyı’ya düşmekten sağ kurtuldun. Tek bir ruh özü bile tüketmediğin hâlde güçlenmeye devam ettin. Eline daha önce hiç kılıç almadığını söyledin ama verdiğim dersleri akılalmaz bir hızla kaptın. Ve son olarak, söylediğin her iki kelimeden biri yalandı; özellikle de kökenin, geçmişin, gücün ve Görünüşün konusunda.”

Bir elindeki parmaklar bitince elini yumruk yapıp işaret etti:

“Devam etmeme gerek var mı?”

Sunny boğazını temizledi.

“Iıı, şey, yok… Şey, öyle anlatınca kulağa biraz…”

Kız gülümsedi, elini sallayıp indirdi.

“Ama bir süre sonra senin hakkındaki şüphelerimde yanıldığımı anladım. Gerçekten beni öldürmekle görevlendirilmiş olsaydın, beni Kül Höyüğü’nde öylece bırakıp gidebilirdin. O zamanlar ölüden farkım yoktu. Ama yapmadın. Hatta hem Cassie’yi hem de beni yanında götürmek için büyük riskler aldın.”

Yüzündeki gülümseme yavaşça soldu.

“Bu yüzden Parlak Kale’ye vardığımızda ve Caster anında bitip kendini benim yakın çevreme sokmaya çalıştığında, o kişinin o olduğunu anladım.”

Sunny’nin kaşları iyice çatıldı.

“Çok mu hızlı karar veriyorsun acaba? Beni yanlış anlama, o kasıntı piçi savunacak son kişi benim ama bizim dönemde yüzlerce Uyuyan vardı. Onların arasından Unutulmuş Kıyı’ya sadece yedi kişi gönderildi. Kale’yi görecek kadar uzun süre hayatta kalabilen ise sadece dört kişiydi. Seni ortadan kaldırma emri alan kişinin bu kişilerin arasında olma ihtimali nedir ki? Biraz fazla büyük bir tesadüf değil mi?”

Değişen Yıldız ağır ağır başını salladı.

“Tesadüf olduğunu kim söyledi? İnsanlar Büyü’nün kendine ait bir iradesi olduğunu sık sık unutuyor. O her şeyi görür, her şeyi duyar. Ve kaderle oynamaya bayılır. Eğer o yüzlerce kişinin arasında beni öldürmekle görevlendirilen biri vardıysa, Düşler Âlemi’nde onunla kaderimizin kesişme olasılığı neredeyse kesindi. Büyü işlerini her zaman böyle yürütür.”

Sunny hak vermek zorundaydı. Büyü, gerçekten de kaderle oynamayı seviyordu.

Bütün lanet hayatı bunun kanıtıydı.

Bu sırada Nephis konuşmaya devam etti:

“Elbette şüphelerime rağmen ilk başta emin değildim. Ama Caster’ı gözlemledikçe haklı olduğuma daha çok kanaat getirdim. Bana yakınlaşmak için elinden gelen her şeyi yaptı, sonra da çaktırmadan beni güvenebileceğim herkes soyutlamaya çalıştı. Kendi sırlarını kendine saklarken bütün zamanını benim her hareketimi incelemekle geçirdi. O işte. Uzun zamandır bundan eminim.”

Sunny, bu yeni bilgiyi sindirmeye çalışarak başını yana eğdi. Bir süre sonra sordu:

“Caster seni öldürmek istiyorduysa, neden şimdiye kadar harekete geçmedi?”

Kız bir an duraksadı, ardından hafifçe gülümsedi.

“Çünkü Unutulmuş Kıyı’daki tüm insanlar arasında Ölümsüz Alev klanının soyundan gelenlerin neler yapabileceğini en iyi o biliyor. Ne kadar trajikomik, değil mi? Yeteneğime dikkatsiz davranamayacak kadar saygı duyuyor… Belki de korkuyor. Ve başarısız olmaya tahammülü yok. Onuru buna izin vermez. Bu yüzden Caster, benim kesinlikle karşı koyamayacağımdan emin olana kadar saldırmayacak. Kaçma şansımın kalmadığı o an harekete geçecek.”

Sunny ensesini kaşıdı.

“Sorumu şöyle düzelteyim. Caster seni öldürmek istiyorsa, hâlâ nasıl hayatta? Neden onu çoktan gebertmedin?”

Nephis istese, o gururlu soylunun çoktan toprağa kavuşmuş olacağından emindi.

Değişen Yıldız tereddüt etti, sonra dümdüz bir ses tonuyla konuştu:

“Çünkü yaklaşmakta olan şey için ona ihtiyacım var. Bana ihanet etmeyi planlaması umurumda değil. Hain olsun ya da olmasın, işime yarıyor.”

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.