Bir süre sonra Sunny, ruh denizine dalıp yeni kazandığı belleğe göz atmak için fırsat buldu.
Karşısında duran şey, mat ve ışıltısız koyu çelikten dövülmüş, ağır, yuvarlak bir kalkandı. Kalkanın içinde, sadece kendisinin görebileceği şekilde, ruhani ipliklerden örülmüş karmaşık bir doku göz alıcı bir parlaklıkla ışıldıyordu.
Bellek: Alacakaranlık Parçası.
Bellek Derecesi: Yükselmiş.
Bellek Aşaması: II.
Bellek Türü: Silah.
Bellek Açıklaması: Düşmüş bir yıldızın parçasından dövülen bu kalkan, göklerin ağırlığını içinde barındırır. Onu kuşananın kalbine göre bir tüy kadar hafif de olabilir, pişmanlık kadar ağır da.
Bellek Nitelikleri: Boyun Eğmez.
Nitelik Açıklaması: Alacakaranlık Parçası, ustasının iradesine boyun eğerek kendi ağırlığını değiştirebilir.
Sunny kaşlarını çattı.
Bu nitelik, ilk bakışta oldukça sıradan görünüyordu. İnsanlar silahların ağırlığını genellikle onu taşımak için ne kadar dayanıklılığa ihtiyaç duyacaklarını düşündüklerinde önemserdi. Bu açıdan bakıldığında, silah ne kadar hafif olursa o kadar iyiydi. Hafif bir silah, savaşçının yorulmadan daha uzun süre dövüşmesini sağlar, bu da çoğunlukla zafer ile yenilgi arasındaki ince çizgiyi belirlerdi.
Ancak konu genellikle insanlık dışı güç ve dayanıklılığa sahip uyanmışlar olduğunda işler değişiyordu. Hafif silahların da yeri ayrıydı fakat çoğu zaman asıl ihtiyaç duyulan şey saf darbe gücüydü. Bir kütle ne kadar ağırsa, üretebileceği darbe gücü de o kadar yüksek olurdu.
Sunny geçmişte kalkanları sadece savunma aracı olarak görürdü. Fakat Effie ve Taş Aziz'in bunları savaşta nasıl kullandığını izledikten sonra, eğitimli bir savaşçının elinde kalkanın en az bir kılıç kadar yıkıcı ve ölümcül olabileceğini anlamıştı. Hatta bazen çok daha fazlası.
Effie'nin birkaç yüz kilogramlık bir kalkanla birine vurduğunu hayal etmek bile tüylerini ürpertiyordu. Üstelik bu ağırlık anında değiştirilebilirdi; daha hızlı manevra yapmak için hafifletilir, ardından tam doğru anda derme çatma bir koçbaşına dönüştürülebilirdi.
Sadece saf savunma açısından bakıldığında bile, kelimenin tam anlamıyla aşılmaz bir duvara dönüşebilen bir kalkan paha biçilemezdi. Kule Elçisi gibi bir canavarın bu kalkana çarpıp kemik çatırtıları eşliğinde oradan oraya savrulduğunu gözünde canlandırabiliyordu.
Belki de.
Tabii ki Sunny hayatında hiç kalkan eğitimi almamıştı ve kullandığı kılıç iki elle kavranmayı gerektiriyordu. Yine de insan istedikten sonra bir yolunu bulurdu.
Hafifçe gülümseyerek Alacakaranlık Parçası'nı çağırdı. Kolunun etrafında kasırga gibi dönen ışık kıvılcımları belirdi. Birkaç uzun saniye sonra, büyük ve yuvarlak bir kalkanın silueti gerçekliğe büründü. Birkaç saniye daha geçtikten sonra bellek tamamen somutlaşmıştı.
Harika bir... Hay sikeyim!
Sunny şaşkınlıkla bağırarak sendeleyip yere kapaklandı. Şans eseri mat demir kalkanın üzerine düşmüştü, yoksa o ağırlığın altında ezilebilirdi.
Bu... Çok ağır!
Bu lanet şey beklediğinden katbekat daha ağırdı. Aslında onu taşımak bir yana, yerden kaldırması bile imkansız gibiydi.
Gruptakiler doğrulmaya çalışan Sunny'ye şaşkın bakışlar fırlattı.
Dişlerini sıkan Sunny tek dizi üzerinde doğrulup kalkanı yerden kaldırmaya çalıştı. Ancak ne kadar çabalarsa çabalasın, onu sadece birkaç santim sürükleyebildi.
Kahretsin!
Tamam, kabul ediyorum. Bu lanet şey çok ağır! Ağırlığı biraz azaltalım bari...
Ancak birkaç saniye sonra yüzü kaskatı kesildi.
Olamaz. Yok artık!
Yine de gerçek apaçık ortadaydı.
Alacakaranlık Parçası'nın ağırlığını zerre kadar bile değiştiremiyordu.
Sunny'nin bunu yapmasını sağlayacak nitelik orada duruyordu fakat bu niteliği tetiklemek için ruh özünü, kendi durumunda gölge özünü, aktif olarak yönlendirmesi gerekiyordu.
En güçlü nitelikler hep böyle çalışırdı. Bir belleğin derecesi ne kadar yüksekse, sahip olduğu niteliklerin de o kadar güçlü olması muhtemeldi.
Sorun şuydu ki uyuyanların ruh özlerini kontrol edip yönlendirmelerinin hiçbir yolu yoktu.
Sunny gülecek mi ağlayacak mı bilemedi. Bir değil, iki değil, tam üç tane Yükselmiş bellek elde edip de bunlardan ikisinin tamamen kullanılamaz olduğunu, üçüncüsünün ise kan kaybından ölmemek için bir şekilde usta bir nişancı olmasını gerektirdiğini öğrenme ihtimali nedir ki?
Kahretsin! Hepsinin canı cehenneme! Ama en çok da o lanet olası Yazgılı niteliğinin canı cehenneme!
Sunny öfkeden dişlerini gıcırdatırken, Effie yanına gelip boylu boyunca tepesinden ona baktı. Sonra öne eğildi, Alacakaranlık Parçası'nı kenarından kavradı ve Sunny ile birlikte, hiç zorlanmıyormuş gibi yerden kaldırdı.
"Demek olay bu? Şu soluk piçten aldığın bellek mi?"
Avcının yardımıyla nihayet ayağa kalkan Sunny, yüzündeki okunaksız ifadeyle uzun süre kadına baktı. Sonra aniden sırıttı:
"Evet. Bu arada Effie, biz arkadaşız değil mi? Son dövüşte kalkan belleğinin paramparça olduğunu fark ettim de... Şey diyorum..."
Effie gözlerini devirdi.
"Dur, sakın bana Sunny'nin Gölgeli Dükkanı'nın yeniden açıldığını söyleme?"
Gözlerini birkaç kez kırpıştıran Sunny sırıtmaya devam etti:
"Aynen öyle! Nasıl da bildin ama?"
Avcı elindeki ağır kalkana bakıp gözlerini kıstı ve temkinli bir tonla konuştu:
"Peki... Karşılığında ne istiyorsun?"
Sunny bir an düşündü.
"Şu dipsiz çantanı. Bir de iki tane uyanmış bellek."
Ancak Effie kararını vermeden önce Nephis konuşmaya dahil oldu. Yaklaşarak önce avcıya, sonra Sunny'ye ve en sonunda kalkana baktı.
Nihayetinde sordu:
"Bunu başka bir Yükselmiş bellek karşılığında Effie'ye vermeye ne dersin? Senin dövüş tekniğine daha uygun bir bellek."
Sunny Alacakaranlık Parçası'nı geri gönderdi ve şüpheyle Değişen Yıldız'a bakarak tereddüt etti. Bu, kalkan belleğini elinden almak için kurduğu bir tuzak mıydı?
Eğer bunca zamandır elinde bir Yükselmiş bellek vardıysa, neden saklamıştı? Hem zaten böyle bir şeyi nereden bulmuş olabilirdi ki?
Bir süre sonra konuştu:
"Bilmiyorum. Belleği bana göster, sonra karar veririz."
Nephis sessizce yaklaşıp Sunny'nin elini tuttu. Ardından bedeninden Sunny'ye doğru bir enerji kıvılcımı aktı.
Büyü fısıldadı:
Bir bellek aldınız.
Nephis'e şüphe dolu bir bakış atan Sunny, rünleri çağırıp yeni aldığı belleğin adına baktı. Gölgesi şaşkınlıkla kafasını yana eğdi.
Önündeki havada ışıldayan rünler şöyle yazıyordu:
Bellek: Ay Parçası.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.