Rain, İsimlerin Büyüsü konusunda yetenekli olduğunu biliyordu. Hatta bir bakıma, sanki bir Şekillendirici olarak doğmuştu.
İnsanlar bugünlerde tek bir dil konuşuyorlardı ama Karanlık Zamanlar öncesinde Dünya halkları sayısız farklı dil kullanmıştı. Bu dillerden geriye kalan kırıntılar, nesiller boyu aile yadigarı gibi aktarılmıştı; geçmişi araştırmak isteyen akademisyenler ise bunlardan birkaçı üzerine temel eğitim almak zorundaydı. Elbette antik metinleri onlar için çevirebilen güçlü makineler de mevcuttu.
Bir de Rüya Alemi ve Kabus Büyüsü vardı; düşmüş medeniyetlerin ölü dillerini Uyanmış olanlar için çeviriyordu. Hatta bizzat Kabus Büyüsü'nün kullandığı kendine has bir dil de vardı.
Rain, abisinin bu ölü dilleri öğrenmesi için neden bu kadar ısrar ettiğini o zamanlar anlayamamıştı ama şimdi geriye dönüp baktığında, bunun ne kadar değerli bir beceri olduğunu fark ediyordu.
Rüya Alemi dillerinin çoğunun birbirine benzediğini uzun zaman önce anlamıştı; sanki hepsi ortak bir kaynaktan besleniyordu. Kabus Büyüsü'nün rün dili bu kaynağa en yakın olanıydı ancak o bile yalnızca bir uyarlamaydı.
Bir süredir Şekillendirme üzerine çalışan Rain, varoluşun dokusuna işlenmiş tek bir gerçek dil olduğuna inanmaya başlamıştı; her kelimenin bir Gerçek İsim olduğu bir dil. Tanrıların dili.
İnsan yapımı dillerin aksine bu dil gerçekliğin özüne aitti; hem dünya tarafından şekillendiriliyor hem de dünyayı şekillendiriyordu. Bu yüzden o dilden kelimeler fısıldamak, dünyayı yeniden biçimlendirmekten farksızdı.
Şekillendiricilerin yaptığı da buydu. Gerçek İsimleri yönlendirip onları Mısralar halinde bir araya getirerek, dünyayı kendi iradeleri doğrultusunda değiştirebiliyorlardı.
Ancak herkes Şekillendirici olamazdı. Gerçek İsimlerin bilgisi ezoterikti ve çoktan yitip gitmişti. Bir kişi bu isimlerden birini bulduğu sürece onu öğrenebilirdi ama pek azı onları gerçekten dile getirebilirdi.
Neticede bu İsimler bir insanın ağzından dökülmek için değil, tanrılar tarafından söylenmek için var olmuşlardı.
Çoğu insan Gerçek İsimlerde usta olacak yeteneğe sahip değildi ama Rain ve Leydi Nephis gibi nadir kişiler, bunu bir dereceye kadar başarabiliyordu. Yine de kolay bir iş değildi.
Gerçek İsimler ele avuca sığmazdı. Birini öğrenmek bile onu tam anlamıyla bildiğiniz anlamına gelmiyordu. Bir Gerçek İsim hakkındaki bilgi uçucuydu; sanki bir insan zihninde durmaması gereken bir şeymiş gibi, yanlış kaba konmuş bir nesne misali kendini silmeye çabalardı.
Gerçek İsimleri telaffuz etmek de ayrı bir dertti. Birinin yeteneği olsa bile, bunu gerçeğe dönüştürmek için dur durak bilmeden pratik yapması gerekiyordu.
Bir de Gerçek İsimleri çağırmak vardı; onları yönlendirmek derin bir dayanıklılık, ruh gücü ve sarsılmaz bir irade gerektiriyordu. Çağrı sırasında tereddüt etmek sadece büyüyü bozmakla kalmaz, büyücüye de fiziksel zarar verebilirdi.
Ve son olarak, Mısraları dizme süreci geliyordu. Şekillendirme’nin bu kısmı özellikle zor veya yıpratıcı değildi ancak Şekillendiriciden büyük bir yaratıcılık bekliyordu. Rain'in en çok keyif aldığı kısım da buydu.
Tanıdığı tek Şekillendirici Leydi Nephis’ti ve yeteneklerinin ne kadar farklı olduğunu görmek ilginçti. Genel olarak Rain, kendisinin daha yetenekli bir Şekillendirici olduğunu düşünüyordu; tabii bu ondan daha güçlü olduğu anlamına gelmiyordu.
Doğuştan gelen Şair niteliği sayesinde Rain, Gerçek İsimleri kolayca öğrenip söyleyebiliyordu. Mısra kurmak da onun için çocuk oyuncağıydı. Ancak Leydi Nephis eğilmez bir güce sahipti. Bir Gerçek İsim öğrendiğinde, o isim bir daha zihninden kaçıp kurtulamıyordu; bu yüzden zihninde inanılmaz genişlikte bir isim kütüphanesi taşıyordu.
Rain İsimleri telaffuz ederken daha az zorlansa da ustası, tavizsiz iradesi sayesinde onları çok daha etkili bir şekilde yönlendirebiliyordu.
Rain tam olarak emin değildi ama ikisinin de sıradan Şekillendiriciler olmadığından kuvvetle şüpheleniyordu. Muhtemelen antik geçmişin gerçek Şekillendiricileri, İsimlerin Büyüsü'nü Rain kadar kolay çağıramaz veya Leydi Nephis kadar sayısız İsmi akıllarında tutamazlardı.
Bu yüzden, her ikisinin de Şekillendirme sanatını bu kadar hızlı kavraması karşısında muhtemelen dehşete düşerlerdi.
Bugünkü ders dürüst olmak gerekirse biraz ürkütücüydü. Leydi Nephis’in telaffuz ettiği Gerçek İsimler o kadar şiddetli ve yıkıcıydı ki Rain, kendi ruhunu parçalamadan onları yönlendirip yönlendiremeyeceğinden emin değildi. Ustası için böyle bir sorun söz konusu değildi; Leydi Nephis'in çağırmaya cüret edemeyeceği hiçbir İsim, evcilleştiremeyeceği hiçbir güç yoktu.
Bir süre sonra Rain ter içinde kalmış, yorgunluktan titremeye başlamıştı. Özü tükenmek üzereydi.
"Burada bırakalım."
Rain başıyla onaylayıp kendini yere bıraktı. Geniş odada hiç mobilya yoktu ama taş plakaların serin dokunuşunu hissetmek bile ona yetti. Bir süre sonra doğrulup gülümsedi.
"Bu kadar korkunç İsimleri bir gün kullanmam gerekecek mi emin değilim usta. Sonuçta ben bir doğal felaket değil, bir yapıcı olmak istiyorum."
Leydi Nephis belli belirsiz gülümsedi.
"Yaratmak ve yok etmek aynı madalyonun iki yüzüdür Rain. Birinde usta olmak istiyorsan diğerini ihmal edemezsin."
Rain kaşlarını hafifçe çatarak bu sözler üzerine düşündü.
Pekala, mantıklıydı. Eğer bir köprü inşa etmek istiyorsa, o köprünün hangi yollarla çökebileceğini de bilmeliydi; aksi takdirde yapıyı kendi ağırlığı altında ezilmeyecek kadar sağlam tasarlayamazdı.
Yine de sadece savaşta işe yarayacak Gerçek İsimleri öğrenmeye fazla odaklanmak istemiyordu.
Rain bir süre daha oyalandı, sonra Saklama Çantası'nı çağırdı ve içinden her sayfası temiz, güzel bir el yazısıyla doldurulmuş bir kağıt destesi çıkardı.
"İşte yeni taslak."
Utangaç bir tavırla saçına dokundu.
"İstediğiniz noktaları detaylandırmak için elimden geleni yaptım. Ama bunları kelimelere dökmek biraz zor. Üzgünüm."
Leydi Nephis kağıtları alıp kısaca göz gezdirdi ve başıyla onayladı.
"Teşekkürler Rain."
Bakışları biraz hüzünlendi.
Birkaç saniyelik bir sessizliğin ardından içini çekti.
"İşlerin nasıl gittiğini merak ediyorsun, değil mi?"
Rain, etmediğini söylese yalan olurdu. Aslında Bastion’a sadece öğrenmek için gelmemişti.
Aynı zamanda öğretmek için buradaydı.
Doğal yollarla nasıl Uyanılacağı bilgisi, sadece kendine saklayamayacağı kadar değerliydi. Rain, şimdilik, Kabus Büyüsü'nün yardımı olmadan sadece Uyanmakla kalmayıp Nitelik ve Kusur kilidini de açmayı başarmış tek kişiydi. Eğer başkalarına da bunu nasıl yapacaklarını öğretebilirse, çok daha az insan İlk Kabus ile yüzleşmek zorunda kalırdı ve çok daha azı hayatını kaybederdi.
Tıpkı ailesinin ilk çocuğu gibi. Leydi Nephis ve Cassie de dünyada daha fazla Uyanmış görmek istiyordu, bu yüzden Rain’i tam güçleriyle destekleyeceklerine dair söz vermişlerdi. Dünyanın temellerini yeniden şekillendirmenin getirdiği doğal tehlike nedeniyle kimliği şimdilik sır olarak tutuluyordu ve Ölümsüz Alev klanı bu girişimde onun temsilciliğini yapıyordu.
Temkinli ilerliyorlardı. Bu aşamada, gizlice doğal yollarla Uyanmayı denemek için sadece belirli sayıda gönüllü seçilmişti; farklı yaşlardan, geçmişlerden ve mesleklerden gelen bu insanlar, insanlığın güçlenmesine yardım etme arzusuyla bir araya gelmişti.
Ancak işler yavaş ilerliyordu. Rain’in Uyanması dört yıl sürmüştü ama o bir öncüydü. Onu takip edenlerin daha hızlı bir yolculuk yapması bekleniyordu ancak gönüllülerin hiçbiri henüz büyük bir başarı gösterememişti.
Leydi Nephis başını hafifçe iki yana salladı.
"Henüz hiçbiri ruh özlerini kontrol etmeyi öğrenemedi, bir ruh çekirdeği oluşturmaya yeltenmekten bahsetmiyorum bile. Yine de iyi haberler de var. İki gönüllü artık özlerini hissetmeye dair ilk belirtileri gösteriyor; bu en azından umut verici bir sonuç. Eninde sonunda ilk başarımızı elde edeceğimizden eminim."
Pencereden dışarı baktı.
"Tabii ki artık doğal yollarla Uyanmanın, Kabus Büyüsü'nün sunduğu yol kadar hızlı olmayacağını kabul etmekten başka çaremiz yok. Ve gelecekte bu şekilde ortaya çıkacak olan Uyanmışlar, muhtemelen Büyü tarafından dövülen ve temperlenenler kadar korkutucu olmayacaklar. Yine de onların gücü, insanlığın gücüne güç katacaktır; sadece bunun bedelinin farkında olmalıyız."
Sıradan bir insanın doğal yollarla Uyanmasına yardım etmenin en kolay yolu, Uyanmış Kabus Yaratıkları’nın ruh parçalarını emmelerini sağlamaktı. Ancak bugünlerde dünyada her geçen gün daha fazla Kabus Büyüsü taşıyıcısı vardı ve hepsinin kendi çekirdeklerini en üst seviyeye taşımak için bu parçalara ihtiyacı vardı.
Yani doğal Uyanış, insanlığın kaderinde devasa bir değişim vadediyordu ancak dünyayı kasıp kavuran sorunlar için sihirli bir değnek değildi.
Leydi Nephis elindeki kağıtlara bakıp yumuşak bir şekilde gülümsedi.
"Yine de teşekkür ederim Rain. Bir gün gelecek, dünya yeterince nezih bir yer olduğunda, çocukların artık korkunç savaşçılara dönüşmesi gerekmeyecek. O gün geldiğinde, senin bu çaban sayısız hayatı kurtarmış olacak. Minnettarlığımı ifade edecek kelime bulamıyorum."
Rain bakışlarını kaçırıp kızardı.
"Şey... önemli değil! Yaptığım tek şey abimin yardımıyla birkaç Kabus Yaratığı avlamak, bir kanyona düşmek ve çamurlu bir ovada yürümekti. O kadar da büyütülecek bir şey değildi..."
Leydi Nephis sessizce kıkırdadı ve Rain’in omzuna hafifçe vurdu.
"Umarım bu gözlemini notlarına eklememişsindir. Gönüllülerimizin sağa sola, rastgele kanyonlara atlamasını istemeyiz, değil mi?"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.