Sunny uzun bir süre sessiz kaldı, gözlerini uzak bir noktaya dikmiş bir ifadeyle Nightwalker’ı süzdü. Sonunda sordu:
"Bir hapishane mi?"
Genç adam, gümüş rengi gözlerinde puslu bir ışık parıldayarak başını salladı.
"Evet. Belki de Gölge Tanrısı'nın Kanakht’a yaptıklarına şöyle bir bakıp ilham almıştı... ya da bu fikir tamamen kendi şeytani zihninden çıkmıştı. Her halükarda, bu cehennemin kurbanlarına sunduğu ölümsüzlük bir bedelle geliyor. Ve bu bedel de sonsuza dek burada kalmak."
Sunny’nin kaşları hafifçe çatıldı.
Nightwalker, Ebedi Şehir tarafından ölümsüz kılınanların, bu şehir var olduğu sürece güzel kafeslerini asla terk edemeyeceklerini biliyordu. Ancak, Huzur İblisi’nin burayı inşa etme amacına dair tahmini, büyük ölçüde bu yerin ne olduğuna dair kendi algısına dayanıyor gibiydi.
Gerçekte ise Sunny, asıl nedenin bu kadar net olmadığından şüpheleniyordu.
Hiçbiri bu gizemli iblisin ne amaçladığını bilmiyordu ama Sunny onun soyu hakkında birkaç şey biliyordu. Örneğin, diğer tüm iblislerin, tanrılar tarafından kendilerine dayatılan kayıtsız şartsız yasakla ve bu yasağa uymanın getirdiği yalnızlıkla nasıl mücadele ettiklerini biliyordu.
Peki, Huzur İblisi gerçekten de Ebedi Şehir’in tutsaklarına sonsuza dek işkence etmek mi istemişti? Yoksa sadece kendi lütfunu kazananlardan ayrılmaya kıyamamış mıydı? Bu sorunun cevabı artık zamanın akıntısında kaybolup gitmişti.
Yorgun düşenler için bir cennet inşa etmeyi amaçlamış olsa bile, onların minnetinden kaçınmanın bir yolunu bulmak zorunda kalırdı. Çünkü aksi takdirde Ebedi Şehir de tıpkı Umut Krallığı gibi yerle bir olurdu. Belki de Huzur İblisi bu yüzden kendi yarattığı cennette yaşamak yerine, canlı gemisiyle dünyayı köşe bucak dolaşmıştı. Belki de Ebedi Şehir’e yerleşenlerden ayrılmak istememek ile onlara sonsuza dek azap çektirmek çelişen iki ihtimal değil, sadece sebep ve sonuçtan ibaretti.
Belki de gerçekten aklını yitirmiş, çarpık zihniyetli bir psikopattı. Ne de olsa iblislerden bu kadar korkulmasının bir sebebi vardı.
Her halükarda, Ebedi Şehir’in sırları Sunny’nin iştahını ne kadar kabartırsa kabartsın, merakını gidermek şu anki asıl derdi değildi.
Asıl derdi, Ebedi Şehir seferinden mümkün olduğunca çok fayda sağlamaktı.
Gece Bahçesi’nin onarımını zaten başlatmış ve Deniz Feneri’ne ulaşmışlardı; en azından Gece Azizleri, Nightwalker’ın bunca yıl önce kullandığı anıyı kullanıp içinde hapsolmuş yıldız ışığının bir kısmını yakalayabilecek, böylece soylarının devamını güvence altına alabileceklerdi.
Sunny’nin hâlâ Dokumacı’nın soyunun parçasını bulması gerekiyordu...
Ancak şimdi, yeni bir hedefi daha vardı.
Gözünü ayırmadan Nightwalker’a baktı.
"Yani Ebedi Şehir var olduğu sürece buradan ayrılamıyorsun, öyle mi?"
Nightwalker başını salladı.
"Evet."
Sunny birkaç saniye sessiz kaldı, ardından dümdüz bir ses tonuyla konuştu:
"O zaman Ebedi Şehir’i yok edelim."
Nightwalker kahkahayı bastı.
Naeve ve Bloodwave şaşkınlıkla Sunny’ye baktılar, Jet bile gülümsedi.
Ancak Sunny'nin yüzündeki ifade zerre değişmedi.
"Ah, bu iyiydi işte."
Nightwalker çarpık bir gülümsemeyle başını iki yana sallayıp Sunny’ye baktı.
"En azından espri anlayışın var. Bana Üstünler hakkında anlattığınız her şeyden sonra, hepsinin aşırı ciddi tipler olacağını sanmıştım."
Sunny kafa karışıklığı içinde odaya bakındı.
"İyi de, şaka yapmıyorum ki?"
Naeve ve Bloodwave afallamış gibiydi. Nightwalker’ın gülümsemesi bir an donup kaldı; tuhaf bir ifadeyle Sunny’ye baka kaldı, ardından şüpheci bir tonla konuştu:
"Yani sen, şey... Ebedi Şehir’i yok etmek mi istiyorsun? Ah, anlıyorum."
Sunny omuz silkti.
"Burada gerçekleştirmek istediğimiz birkaç ana hedefimiz vardı. Gece Bahçesi’ni onarmak, Fırtına Tanrısı’nın soyuna erişmek, kişisel olarak ilgilendiğim belirli bir şeyi bulmak ve belki de birkaç değerli eşya ele geçirmek. Tabii mümkün olursa Ebedi Şehir’i fethedip İnsan Diyarı’nın bir parçası yapmayı umuyordu... ama bu artık pek mantıklı görünmüyor. En azından seni İnsan Diyarı’nın bir parçası yapmaktan daha az faydalı olacağı kesin."
İç geçirir gibi bir ifadeyle Nightwalker’a baktı.
"Ne de olsa yetenek, dünyadaki en değerli kaynaktır. Ve yaklaşmakta olan şey için kaynaklarımız feci şekilde yetersiz. Bu yüzden, evet... Eğer insanlık güçlerine özel bir stratejik varlık daha katmak anlamına geliyorsa, burayı yerle bir etmeye hazırım."
Nightwalker bir an sessizce onu süzdü.
"Ama buraya boşuna Ebedi Şehir dememişler. Sonsuzluk kavramına pek aşina değilsin galiba?"
Sunny sırıttı.
"Aslında bu tür kavramlara acı verici derecede aşinayım. Bir keresinde sonsuz bir fareyle savaşmıştım... başka bir seferinde ise ucu buçağı olmayan bir solucanla. Bu arada, ikisi de şu an ölü. Bu hapishane şehrini yok etmenin de bir yolu olduğuna kalıbımı basarım; henüz kaçamadığım bir hapishaneye rastlamadım."
Bir an tereddüt etti, sonra ekledi:
"Bu şehri ebedi kılan şey, Huzur İblisi’nin ilahi büyüsü. Ben de rüştünü ispatlamış bir büyücü olduğum için, her türlü büyünün yok edilebileceğini çoğundan daha iyi bilirim... Tabii nasıl çalıştığını bildiğin sürece. Ebedi Şehir’in yaratıcısı olmasa bile varlığını sürdürmesini sağlayan bir tür mekanizma olmalı; eğer o mekanizmayı ortaya çıkarırsak, onu kırmak işi çözecektir."
Alnı hafifçe kırıştı.
"Tabii önce şu Uçan Hollandalı ile uğraşmamız gerekecek. Ayrıca Kanakht’ın Eti’nin Rüya Alemi’ne kaçmasını önlemek için onu da yok etmeliyiz. Ve bu batık şehri koruyan kubbe çökerse boğulmayacağımızdan emin olmalıyız."
Nightwalker ona ciddi bir suratla baka kaldı.
"Hepsi bu mu?"
Sunny başını iki yana salladı.
"Sonsuzluğa son vermeye girişmeden önce kendi kişisel hedefimi gerçekleştirmem gerekecek. Ama bunu başarırsak... Ne dersin ihtiyar? Kılıcını yeniden kuşanmak ister misin?"
Bir an duraksadı ve garip bir şekilde ekledi:
"Yani, tercih ettiğin silah her neyse işte."
Güzel genç bir süre sessiz kaldı, ardından hafifçe gülümsedi.
"Olur. Neden olmasın? Eğer Ebedi Şehir’i yok edersen, ne istersen onu kuşanırım."
Ses tonu, Sunny’nin önerisini pek de ciddiye almadığını gösteriyordu.
Ancak Sunny son derece ciddiydi... Hatta ölümüne ciddiydi, bu da verdiği tüm sözlere mezar sessizliğinde bir ağırlık katıyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.