Tuhaf bir durumdu; yaşayan geminin çevresinde akılalmaz ve dehşet verici olaylar dönüp dururken, alt güverteler ile uçsuz bucaksız ambarlara sığınmış insanların dışarıda neler olup bittiğine dair en ufak bir fikri yoktu. En fazla hafif sarsıntılar hissediyor, ateşlenen topların boğuk yankılarını duyuyorlardı.
Yüzen şehrin sakinleri arasında şenlik havası estiği söylenemezdi. Hatta biraz durgun ve endişeli bir hava hakimdi. Yine de pek gergin görünmedikleri gibi, öyle aman aman korkmuş bir halleri de yoktu. Belki de sokaklarda devriye gezen Uyanmış ve Yükselmiş savaşçıların varlığı sıradan vatandaşlara güven veriyordu, belki de bu durum Jet sayesindeydi.
Ya da sadece, buradaki insanların çoğunun devlet görevlisi, memur ailesi veya Gece Hanedanı mensubu olmasındandı.
Her halükarda, Naeve ile Bloodwave sivilleri yatıştırmaya daha iyi hazırlansınlar diye durumu subaylara bildirmek ve aşağıyı kontrol etmek için alt güverteye indiler. Sunny, Jet ve Nightwalker ise komuta köprüsüne doğru ilerledi.
Aether'ın, klanının efsanevi kurucusuyla böylesine ansızın karşılaşınca verdiği tepki görülmeye değerdi. Sunny'nin kendisinden ne istediğini duyduğunda verdiği tepki ise çok daha şiddetli oldu.
Yine de denemeyi kabul etti.
Nightwalker rün dairesinin içine adımını attığında, daire parıldayarak canlandı. Belki de Sunny'ye öyle gelmişti ama yayılan ruhani ışık, Jet ya da Aether içeri girdiğindekinden çok daha güçlüydü.
Nightwalker elini cilalı ahşabın üzerinde gezdirdi, ardından hafifçe gülümsedi.
"Bisiklete binmek gibi."
Sunny bir süre ona bön bön baktı, sonra cana yakın bir tonla sordu:
"Yahu, sen bisikletin ne olduğunu biliyor musun? Aslında benim bir bisiklet atölyem var. Rüyalar Alemi'nin en kaliteli, en gözde ve en ucuz bisikletlerini biz üretiriz! Hatta Valor'un eski efsun ustaları tarafından büyülenmiş lüks modellerimiz bile var. Kesin bir yerlere dünya kadar hazine gömmüşsündür, değil mi? Buradan kurtulduğumuzda Bastion'da beni bul, sana güzel bir indirim yaparım!"
Malını pazarlamak için hiçbir fırsatı kaçırmazdı, bu yüzden Nightwalker'a göz kırptı. Sunny "bisiklet" kelimesini ilk duyduğunda, elleri yerine iki tırpanı olan bir tür kabus yaratığı olduğunu sanmıştı. Fakat sonradan bunun, Aiko'nun dehası sayesinde ortaya çıkan en parlak iş fikirlerinden biri olduğunu anlamıştı.
Nightwalker ona tuhaf bir bakış attı.
"Rüyalar Alemi'nde bisiklet ha... Bunun beni, ortalıkta birbirini boğazlayan bir sürü Ulu görmekten daha çok şaşırtması neden?"
Sunny ensesini kaşıdı, verecek cevap bulmakta zorlanmıştı.
Çok geçmeden Gece Bahçesi harekete geçti, Fener'e doğru yol almaya başladı.
Karanlık suları dolduran o iğrenç balıklar, jilet gibi keskin dişlerini gövdeye geçirmek için ileri atıldı ama sadece gemi tarafından yutuldular. Gelgelelim birkaç saniye içinde, anlaşılamayan bir şekilde yaşayan geminin dışına geri fırlatıldılar ve çılgınca bir öfkeyle tekrar saldırdılar.
Gece Bahçesi'nin etrafında sular kaynıyordu. Dar su yollarının kıvrımlı kanallarından geçtikten sonra, şimdi de Park Adası'na ulaşmıştı.
Yaşayan gemi göz kamaştırıcı bir yıldız ışığına boğulmuştu. Çünkü etrafı, kadim tekneye saldıran kabus yaratıklarını yakalayan bir ağ gibi, yıkıcı ışınlardan oluşan bir kafesle çevriliydi.
Ebedi Şehir'in kanalları geniş olabilirdi ama devasa gemi buralardan geçerken yollar dar geliyordu. Geminin yanları ile adalar arasındaki mesafe o kadar azdı ki, düşmüş ölümsüzlerin en azından bir kısmının karşıya atlamasına veya uzun dokunaçlarını gemiye doğru uzatmasına engel olamıyordu.
Gece Bahçesi'nin güvertesi de adaların yüzeyiyle hemen hemen aynı seviyedeydi. Bu yüzden güvertedekiler, geminin geçtiği adaların kıyıları boyunca her iki yanda da akan, iğrenç etlerden oluşmuş iki korkunç nehrin o ürpertici manzarasını net bir şekilde görebiliyorlardı.
Düşmüş ölümsüzler, Gece Bahçesi'nin geçişiyle hareketlenip cezbedilmiş, büyük sürüler halinde geminin etrafına üşüşmüşlerdi. Gemiyi onların gazabından koruyan tek şey; etrafını saran o yıkıcı yıldız ışığı kafesi, güverteyi savunan azizler ve Sunny'nin tek başına Ulu öz ile doldurup hedef alarak bu dalgalanan yaratık yığınına ateşlediği yirmi dört toptu.
En azından Park Adası ölümsüzlerden temizlenmişti...
Böylece ateş gücünü sadece o korkunç et nehirlerinden birine odaklayabildi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.