Nihayet sunağın etrafında toplandılar. Sunny, Effie, Morgan, Saint... ve huzurlu uykusundan yeni uyanmış olan Diğer Mordret.
Dördünün yüzünde asık ve endişeli bir ifade varken, Valor Grubu’nun CEO’su sanki dünyada hiçbir derdi yokmuş gibi meraklı gözlerle etrafına bakıyordu. “Günaydın, Dedektif Sunless. Geceniz nasıl geçti?”
Sunny birkaç saniye boyunca ona dik dik baktı, ardından derin bir iç çekti.
“Hareketliydi.”
Sırayla yoldaşlarına baktı ve sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladı:
“Zaten bahsettiğim gibi, Nihilist cinayetlerinin ve canımıza kastedilmesinin arkasındaki asıl isim Valor Grubu yönetim kurulu başkanı Madoc’tan başkası değil. Kuzey Barajı yenileme projesindeki fiyaskolarını örtbas etmek için bu suçları işledi.”
Bunu söylerken gözlerini Diğer Mordret’e dikti.
Morgan’ın da belirttiği gibi, Mordret öz amcasının onu öldürmeye çalışmasından pek de rahatsız olmuş görünmüyordu. İfadesi son derece rahattı; yüzünde en ufak bir sarsılma belirtisi yoktu ve dudaklarının kenarındaki o hafif gülümseme hiç eksilmiyordu.
Yine de biraz endişeli bir hali vardı. “Kuzey barajı yenilemesi mi... Bu tam bir ticari felaket. Üstelik imaj açısından da korkunç. Amcamın ne düşündüğünü gerçekten anlayamıyorum.”
Her şeyi anladım da, bu neyin kafasıydı...
Morgan bu adamın zararsız olduğunu söylemişti ama bu kadar iflah olmaz olduğunu belirtmemişti.
En azından dürüst.
Sunny başını iki yana sallayarak devam etti:
“Mordret’le... yani huysuz olanıyla bir anlaşma yaptım. Valor CEO’su kılığına girip Madoc’u saklandığı yerden çıkaracak. Yüz yüze gelip konuşmak için anlaştılar. Madoc mekanı belirledi; Şato’da buluşacaklar. Yani gitmemiz gereken yer orası.”
Morgan kaşlarını kaldırdı.
“Bunun bir tuzak olduğu aşikâr... Hem de ölümcül bir tuzak. Amcamız rolünü oynayan o Öteki’nin, Mordret’in oradan sağ çıkmaması için yanına bir ordu dolusu adam alacağını biliyorsun, değil mi?”
Sunny gülümsedi.
“Elbette. Ortalık fena karışacak ama zaten planım da bu.”
Sırtını dönüp kapılara doğru ilerledi. “Beni takip edin.”
Metruk Kilise binasından çıkıp geldikleri zırhlı araca yöneldiler. Sunny bagajın nasıl açıldığını hatırlamaya çalışırken Effie gözlerini kırpıştırarak araca baktı.
“Bir dakika, bu arabayı nereden buldun? Üstelik senin eskisinden çok daha iyi!”
Sunny, paramparça olan eski aracı adına alınmışçasına yüzünü ekşitti.
“Birincisi, daha iyi değil, sadece daha yakışıklı duruyor. İkincisi, Mordret’le işimi bitirdikten sonra Kara Yılan çetesindeki dostlarımıza bir nezaket ziyaretinde bulundum. Şöyle güzelce bir dertleştik.”
Sırırıttı.
“Diyelim ki o gangsterler bana biraz koruma parası verme ihtiyacı hissettiler. Bu araç ve bagajındakiler de o paranın bir nevi karşılığı oldu.”
Bagaj nihayet açıldığında Sunny gururlu bir ifadeyle içeriyi işaret etti.
Effie uzun bir ıslık çaldı.
“Vay canına.”
İçeride bir suç dehasının inini basmak için gereken tüm alet edevat vardı. Taktiksel ekipman, çelik yelekler, kutu kutu mühimmat, silahlar...
Effie şaşkınlıkla malzemelere baktı.
“Tüm bunları nereden bulmuşlar?”
Sunny ona bir çelik yelek uzatırken önündeki harfleri işaret etti.
“Nereden olacak? Polislerden satın almışlar.”
Aslında durum tam bir komediydi. Suçlular yasadışı ekipmanı kirli polislerden satın almıştı, Sunny de onları rahat bırakma karşılığında bu mallara el koymuştu.
Tam bir yolsuzluk döngüsü.
“Her neyse, Şato muhtemelen ağır bir şekilde korunuyor olacak. İçeri sızacağız... Eğer bu işe yaramazsa baskın yapıp Madoc’un adamlarını indireceğiz ve sonra bizzat Madoc’un icabına bakacağız. O etkisiz hale geldiğinde Şato Dizdarı kartlarını açık oynamak zorunda kalacak. İşte o zaman Effie’nin ona ulaşmasını sağlayacağız. Onu yok edip Şato’nun Ustası olarak yetkilerini geri alacak.”
Morgan kaşlarını çattı.
“Bir dakika, dur bakalım. Özel güvenlik uzmanlarından oluşan küçük bir orduyu nasıl alt etmemizi bekliyorsun? Hepsi silahlı olacak ve biz şu an sıradan insanlarız. Ölmemiz için tek bir kurşun yeterli.”
Sunny gülümsedi.
“Madoc’un bir ordu dolusu adamı olabilir... Ama bizim de Saint’imiz var.”
Ateşli silahlara büyük bir ilgisizlikle bakan ketum psikiyatrını işaret etti.
“Bildiğimiz kadarıyla Serap Şehri’nde Uyanmış güçlerini kullanabilen tek varlık o. Üstün gücünü geri kazanmaktan hâlâ çok uzak olsa da, dengeleri değiştirmek için sadece o bile yeterli.”
Saint ona yandan bir bakış attı ama sessizliğini korudu.
Bu sırada Morgan, Diğer Mordret’e baktı.
“Peki ya bu? Onu nereye saklayacağız?”
Sunny başını salladı.
“Serap Şehri’nde artık hiçbir yer güvenli değil. Sadece Şato Dizdarı senin o kardeş katli fantezini gerçekleştirmek için onun peşinde olduğu için değil, aynı zamanda kuzey barajı artık dikiş tutmadığı için. Ne zaman çökeceği ve sonuçlarının ne olacağı belli olmaz.”
Diğer Mordret’e karanlık bir gülümseme sundu. “Bu yüzden onu da yanımızda götürüyoruz. Tabii Bay Mordret pek de deneyimli bir savaşçı sayılmaz...”
Sunny yüzünü Morgan’a döndü.
“Yani onu güvende tutmak senin görevin olacak.”
Morgan bir an donakaldı.
“Benim mi? Neden ben? Neden burada olduğumu unuttun mu yoksa...”
Cümlenin devamını getirmedi ama Sunny ne demek istediğini gayet iyi anlamıştı. Morgan, Hayal Sarayı’na Diğer Mordret’i öldürmek için gelmişti; Sunny’nin kardeşinin canını ona emanet etmesine şaşırması doğaldı.
Ancak Morgan’ın bu niyetini Diğer Mordret’in önünde itiraf etmekten çekinmesi, Sunny’nin kararını pekiştirdi. Omuz silkti.
“Çünkü onun hayatta kalması her şeyden önemli ve Saint’ten sonra Kusur’un sayesinde aramızdaki en güçlü kişi sensin. Ayrıca... sen onun kız kardeşisin. Senin yanındayken kendini daha rahat hissedecektir, aptalca bir şey yapma ihtimali de azalır.”
Morgan bir süre hoşnutsuzlukla ona baktı, sonra küçümser bir tavırla önüne döndü.
“Bu kararından sonra pişman olma, Gölge Lordu.”
Sunny ona bakıp sırıttı.
“Hey. Hemen dudak bükme. Eğlenceli değil mi? Geçen sefer Şato’yu Mordret’e karşı savunuyordun... Şimdi ise onunla birlikte Şato’yu kuşatan taraf olacaksın. Tam bir paket program, her şeyi tecrübe ediyorsun işte.”
Morgan ona aşağılayıcı bir bakış attı.
“Ben. Dudak. Bükmem.”
Sesi, yağan yağmuru donduracak kadar soğuk çıkmıştı.
Sunny boğazını temizledi.
“Her neyse, kuşanın ve araca binin.”
Başını kaldırıp Serap Şehri’nin o yabancı havasını ciğerlerine doldurdu.
Acaba Şeytan Dedektif olsa ne derdi?
Sunny karanlık bir ifadeyle gülümsedi.
“Adalet dağıtma vakti geldi.”
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.