Dokunan Kader

Sunny bir süre daha bahçede kaldı. Bakışlarını çimlere dikmiş, sessizce düşüncelerine dalmıştı. Geleceğin ağırlığı omuzlarına iyice çökmüştü.

Neyse ki omuzları bu yükü kaldırabilecek kadar güçlüydü. "Neden bu kadar huzursuzum ki?"

Her şey plana uygun ilerliyordu ama nedense zamanları tükeniyormuş gibi hissediyordu. İçini kemiren uğursuz bir histi bu.

En sonunda derin bir iç çekip elini uzattı.

Birkaç saniye sonra avucunda kadim, ipek bir parşömen belirdi. Parşömenden, bastırılmış ama bir o kadar da dehşet verici, dizginlenemez bir güç yayılıyordu. Binlerce yıl boyunca bir yıldızın kalbinde gizli kalmış olmasına rağmen tek bir yanma izi bile taşımıyor, pürüzsüz yüzeyi sapasağlam duruyordu.

Örümcek ipeği o kadar ince işlenmişti ki, fani elleriyle ona dokunmak bile bir saygısızlık gibi geliyordu.

Sunny bir süre hareketsiz kaldı. Ardından iç geçirerek parşömeni yavaşça açtı. İçeride, siyah mürekkeple çizilmiş zarif rün işlemeleri yer alıyordu. Alt köşeyi ise o kadar büyük bir beceriyle nakşedilmiş muazzam bir mavi kardelen süslüyordu ki adeta canlı gibiydi.

Sunny bir anda ürperdi, nefes almakta zorlandığını hissetti.

Rünlerin de çiçeğin de o zarif ipeğe bizzat Dokumacı'nın eliyle işlendiğini nedense adı gibi biliyordu.

Deli gibi çarpan kalbini sakinleştirmeye çalışarak derin bir nefes aldı ve rünlere odaklandı.

Ne bulacağını bilmiyordu ama Dokumacı nasıl bir mesaj bırakmış olursa olsun, hayati bir önem taşıdığı kesindi.

Ya da son derece karmaşık ve gizemli bir şeydi. Yakında öğrenecekti.

Rünlerde şunlar yazılıydı:

Dokumacı, ilk doğandı.

Kırağı ise ilk ölen.

Kırılmış, parçalanmıştı. Ağır yaralarına yenik düşüp kendini Gölge'nin kucağında buldu.

Ve orada, karanlığın içinde, Gölge ona teselli sundu.

"Şimdi huzurla dinlen, çocuğum," diye fısıldadı karanlık. "Istırabın sona erdi. Benimle kal burada, güvende ve huzur içinde."

Fakat Kırağı bunu reddetti.

"Senin dünyan çok karanlık, çok sessiz ve kof. Dışarıda engin okyanuslar, uçsuz bucaksız gökler ve ışıkta açan çiçekler var. Okyanuslarda yüzmek, gökleri fethetmek istiyorum... Tüm varoluşu keşfetmek, bütün çiçekleri toplamak, güzelliğin tadını çıkarıp o güzel kokuları içime çekmek istiyorum."

"O çiçekler dikenlerle kaplı," diye yalvardı karanlık. "Okyanuslar soğuk, gökler ise bomboş. Hayatın kısa ve acımasızdı, artık sona erdi. Benimle kal, çocuğum. Kucağımı geri çevirme."

Ama Kırağı güldü.

"Çiçekleri güzel kılan zaten o dikenlerdir. Sıcağı arzulatansa soğuktur. Her son, yeni bir başlangıcın yolunu açar. Senin kollarında huzur bulabilecek olsam bile gitmek istiyorum, Gölge. Ne kadar canım yanarsa yansın, yaşamak istiyorum."

Karanlığın sesi o an buz kesti, korkunç bir fısıltıya dönüştü: "Ama artık benimsin, çocuğum. Sen gölgelere aitsin. Ben Ölüm'üm ve kimse Ölüm'den kaçamaz... Senin gibi aptal bir ruh bile."

İşte o an karanlık onun zinciri, huzur ise tasması oldu.

Sükunet bir hapishaneye dönüştü.

Zaman aktı, dünya yavaşça değişti. Bir tek sessizlik aynı kaldı.

Gölge, Kırağı'yı serbest bırakmayı reddetti...

Bu yüzden kız, en sonunda onun diyarının duvarlarını parçaladı ve ışığa kaçtı.

İlk ölen kişi olan Dinlenme İblisi, Ölüm'den kaçmayı başaran ilk varlık haline böyle geldi.

Sunny, rünlerin büyüsüne kapılmış halde yazılanları süzdü.

'Kırağı, Dinlenme İblisi... Demek Gölge Diyarı'ndan kaçan kişi oydu...'

Bir iblisten de bu beklenirdi. Gölge Tanrı ile arasındaki ilişki... tuhaf bir şekilde belirsizdi. Ama bir o kadar da merak uyandırıcıydı.

Tüm bunlar son derece çekiciydi.

Yine de...

'Soyum nerede lan o zaman?'

Dokumacı bu ipek parşömene neden garip bir masaldan başka bir şey bırakmamıştı ki?

Sunny kaşlarını çatarak elini rünlerin üzerinde gezdirdi.

Ve tam o anda, neredeyse tesadüfen...

Hafif bir pürüz hissetti.

O kadar küçük bir ayrıntıydı ki bir başkası kesinlikle gözden kaçırırdı. Ancak Kemik Dokuması'nı özümsediğinden beri Sunny'nin parmakları olağanüstü derecede hassaslaşmıştı. Kısa bir rün dizisinin altındaki iplik dokusundaki o farklılığı hemen sezdi.

'Ha?'

Sadece üç kelime.

Sunny parmaklarıyla kelimelerin üzerinden geçti.

...Yeni bir başlangıç.

Parşömene dokunduğu an kulaklarında yankılanan belirsiz bir ses onu titretti. Olduğu yerde kalakaldı, bu gizli mesajın ne olduğunu anlamıştı.

Bu...

Bu, Kader İblisi Dokumacı'nın kendi eliyle kadim parşömene işlediği iradesiydi. Sunny bunu fark ettiği anda, hain iblisin geriye kalan İradesi şahlandı ve dünyayı kendi arzusuna göre yeniden şekillendirmeye başladı.

Yeniden şekillenen bu dünyada, kendi İradesi de artık eskisi gibi değildi.

Ruh Dokuması'nı emmişti.

'Vay canına. Bu sefer bayılmadım bile.'

Sunny tam bunu düşündüğü sırada, tarif edilemez bir acı dalgası dev bir tsunami gibi üzerine çöktü...

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.