Değişen Rüzgarlar

Yüce mertebesine ulaşan Sunny, artık sadece bir savaşçı değil, devasa bir ordunun komutanıydı. Kurnaz ve becerikli bir stratejist olmanın hayalini kuruyordu. Sırf bu amaca ulaşmak için Yanık Orman istilasını planlayarak bir yıldan fazla zaman harcamıştı. Ne yazık ki kendini henüz deneyimli bir komutan olarak görmüyordu. Gerçi önünde örnek alabileceği, en azından kendi gözleriyle şahit olduğu pek askeri deha da yoktu. Savaş ve strateji denince aklına ilk gelen isimlerden biri Valor Hanedanı’ndan Morgan’dı. Genç kadın kıvrak bir zekaya, kargaşayı hem yaratma hem de kendi lehine kullanma konusunda ürkütücü bir yeteneğe sahipti.

Ama ihale her zaman Morgan’a kalıyor gibiydi.

Yeteneklerini sergilemek için ne zaman bir fırsat yakalasa, yoluna mutlaka bir engel çıkıyordu. Aniden beliren ve her şeyi yutan çoklu Kabus Kapıları, savaşı kazanmayı pek de umursamayan ve kızını adeta intihar görevine gönderen bir baba, neredeyse ölümsüz olan ve İlahi Görünüş’e sahip, kardeş katili bir ağabey...

Sahi, o zavallı kadının şansı Sunny’ninkinden bile kötüydü. Bu da başlı başına hayret verici bir başarıydı.

Her halükarda, Sunny kendini henüz yolun başında bir stratejist olarak görüyordu. Bildiği tek bir şey varsa, o da bir stratejistin en büyük erdeminin savaş alanının değişen koşullarına uyum sağlama yeteneği olduğuydu.

Örneğin Ölümsüz Şehir; Sunny başlangıçta burayı fethetmek istemişti. Ama şimdi, sadece yağmalayıp yerle bir etmek istiyordu.

Koşullar değişmişti, bu yüzden doğal olarak stratejisinin de değişmesi gerekiyordu.

Gölge Lejyonu tam da bu yüzden harekete geçti. O sırada üç ada için verilen savaş doruk noktasına ulaşmıştı. Düşmüş ölümsüzlerin yüzlercesi Rüya Laneti yüzünden derin bir uykuya dalmış, binlercesi halsiz düşüp zincirlenmişti; yine de binlercesi, adeta grotesk bir et nehri gibi çağlayarak sessiz gölgelerin tahkim edilmiş kalelerine çarpmaktaydı.

Savaşa dahil olan güçlerin büyüklüğü düşünüldüğünde, manzara kıyametten farksızdı. Ölümsüz dehşetlerin canavarlığı ve hayaletimsi gölgelerin karanlık acımasızlığı, burayı korkunç bir cehennemin dibine benzetiyordu. Vahşet ürkütücü, yıkımın boyutu ise yıkıcıydı; Ölümsüz Şehir’in sokakları yıkılıp yeniden inşa edilirken adeta sarsılıyordu.

Dışarıdan öyle görünmese de savaşın sonucu zaten belliydi. Sunny kazanacağını biliyordu. Sadece yeterince hızlı kazanamayacaktı. Bu yüzden uyum sağlama zamanı gelmişti.

Orta adadaki göz alıcı parkta yükselen Karanlık Kale, iğrenç ucube dalgalarını birer birer püskürtüyordu. Duvarlarını koruyan somut gölge kabuğu, tıpkı Ölümsüz Şehir’in kendisi gibi parçalanıp tekrar inşa ediliyordu; yine de Muhteşem Taklitçi zaten birkaç derin yara almıştı ve her darbede acıyla titriyordu.

Kalenin salonlarında, sayısız genç, yüzlerinde huzurlu bir ifadeyle uyuyor, korkunç kabusların labirentinde kayboluyordu. Duvarlarda ise Yılan Kral’ın ve onun peşinden giden insan Azizlerin gölgeleri, Hipodrom’dan toplanan silah ve zırhlarla kuşanmış halde, savunmacıların geri kalanına liderlik ederek düşmüş ölümsüzlerin saldırılarını savuşturuyordu.

Sert bir tipinin buzlu bir cehenneme çevirdiği yerleşim bölgesinin çatılarında ise Katil ve vahşi ordusu, Ölümsüz Şehir’in nefretlik sakinlerine karşı acımasız bir savaş veriyordu. Kar fırtınası, uzaktaki kulelerin parıldayan gümüş ışığıyla yıkanıyor, dünyayı loş, kasvetli ve beyaz bir uçuruma çeviriyordu. Kan nehir gibi akıyor, kırmızı şelaleler yere değmeden önce donarak ürkütücü buz heykellerine dönüşüyordu. Sayısız bina var olmakla yok olmak arasında asılı kalmıştı; havada süzülen taş enkazlar, ölümsüzler ile ölümcül gölgeler arasındaki çarpışmalar için tehlikeli sahnelere dönüşmüştü. Gölge Kurtları ve Obsidyen Eşek Arıları artık parıldayan metal zırhlar kuşanmıştı, bu da her birini alt etmeyi çok daha zorlaştırıyordu.

Eğlence bölgesindeki savaş muhtemelen en korkunç olanıydı; sayısız iğrenç ölümsüz, Gölge Lejyonu’nun siyah kalesine saldırıyordu. Kalenin duvarları kat kat somut gölgelerle kaplanmıştı ama yine de derin çatlaklarla doluydu...

Hipodrom’un birkaç bölümü çoktan çökmüş ve Ölümsüz Şehir tarafından yeniden inşa edilmişti, bu da savunmacılar arasında ağır kayıplara yol açmıştı.

Uzaktan bakıldığında, siyah kale adeta dalgalanan bir et denizinde boğuluyor gibiydi. Kızıl dokunaçlar bir orman gibi yükseliyor, devasa karaltılar çöken duvarlara doğru ilerliyordu. İblis, keskin bıçaklardan yapılmış karanlık bir dev gibi aralarında amansızca savaşıyordu; ancak şu anda devasa dokunaçlar tarafından sarılmış ve dizlerinin üzerine çökmeye zorlanmıştı, epey zorlanıyordu. Etrafındaki cızırdayan et yığınından siyah duman sütunları yükseliyor, pençeleri yanan dokunaçları keserek kendini onların kıskacından kurtarmaya çalışıyordu. Bir an sonra, yukarıdan aniden devasa siyah bir kalkan indi, onu kuşatan kıvrım kıvrım et dağını delip geçti ve yere çarptığında yıkıcı bir şok dalgası yarattı.

Yaralı Kabus Yaratığı daha ne olduğunu anlayamadan, Aziz çatlamış parke taşlarının üzerine indi; toprak sarsıldı ve etraftaki binalar çöktü. Tek dizinin üzerinden zarafetle kalkan Aziz, karanlık kılıcını savurarak devasa dehşeti ve arkasındaki binayı tek hamlede ikiye böldü.

İşte tam o an, üç savaşın da ritmi tamamen değişti.

Ancak bu değişim Hipodrom’un duvarları altında gerçekleşmedi. Bunun yerine, yerleşim bölgesinin donmuş çatılarında başladı.

Orada, azgın kar akıntıları göz gözü görmez hale getiriyordu. Vahşi gölgeler kardan sıyrılarak dişlerin, pençelerin ve kıskaçların ölümcül öfkesiyle çılgın ölümsüzlerin üzerine çöküyordu; fakat bir sonraki an, katliam aniden kesildi.

Katil’in askerleri fırtınanın içinde sessizce geri çekilerek gözden kayboldu. Ucubeler, birkaç saniye içinde pusuya düşürülüp parçalanmayı bekleyerek huzursuzca kıpırdandı... Ancak zaman geçti ve kargaşadaki o ürkütücü sessizlik devam etti.

Yerleşim adasının üzerine, rüzgarın uğultusundan başka hiçbir şeyin bozamadığı ölümcül bir sessizlik çöktü.

Ve sonra, çok uzaklarda, Hipodrom’un duvarlarının altında, saldıran ölümsüzlerin üzerine korkunç bir tıslama yayıldı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.