İntikamın adalet olduğuna inanıyordum. Sadece intikam almaya yemin ederek yaşıyordum. İntikam, yaşama anlamımdı. Çünkü tek kurtuluşun intikam olduğunu sanıyordum...
İntikamımı alana dek ölemezdim. Bu yüzden, ne kadar acı günler sürse de dayanabildim. Ne kadar çirkinleşsem, ne kadar kirlensem de...
Hayata tutunabildim.
Yeter ki intikam alayım. Sonunda bana ne olursa olsun, umurumda değildi.
Ama Japon olduğum zamanlardaki anılarımı geri kazanınca...
İntikam belki de kötülüktür.
Böyle düşünmeye başladım.
Ama göğsümün içinde nefretin ateşi kesinlikle yanıp tutuşuyordu. Önceki hayatımdaki ben ile şimdiki hayatımdaki ben, zıt kişiliklerin değerleri çelişiyor, çarpışıyordu.
Nihayet, kişiliklerin birleşmesiyle oluşan yeni akıl...
Çelişen önermelerin cevabını arıyor, geri dönüşü olmayan geçmişte mutluluğu kovalıyor, kurtarılamaz bir ölüme kurtarıcı bir anlam yüklüyordu...
Sesini çıkaramayan bir çığlık atmaya başladı.
Önünü göremiyor, korkuyor, kendi doğruluğundan emin olamıyor, kimseye çirkin iç dünyasını açamıyordu...
Böyle biri bile mutluluğu hissetmeye başlamıştı. Bir zamanlar kaybettiği mutlulukla aynı biçimdeki kurtuluş, şaşırtıcı bir şekilde çok yakındaydı.
Dokunduğunda sıcaktı, iyi hissettiriyordu, yanında olmak rahattı... Tamamen aynı şey değildi ama aynı derecede parlıyor gibi görünüyordu.
Bu yüzden, mutluluğa her dokunduğumda, mutluluğu her gördüğümde, göğsümün içinde yanıp tutuşan nefretin ateşi biraz olsun sarsılır gibi oldu. Sonsuza dek o sıcak mutluluğa dokunmak istiyordum.
Fakat acı geçmişi unutamazdım. Hoş olmayan gerçeklikten gözlerimi kaçıramazdım. Unutursam, gözlerimi kaçırırsam...
Kaybettiğim mutluluğu bile unutacakmışım gibi geldiği için.
Çok değerli geçmişi de dahil, kötü kokan bir şeyin üzerini kapatmak gibi bir davranış gibi geldiği için.
Kendi duygularıma yalan söylüyormuşum gibi hissettiğim için.
Unutmaktan korkuyordum.
Korkak olduğum için. Gözlerimi kaçıramadım.
Bu yüzden, o gün, o yerde, ailemin memleketinde yemin ettim:
Çelişen önermelerle dolu olsa bile sorun değil.
Sesini çıkaramayan bir çığlık atmaya devam etsem bile sorun değil.
Geçmişe kurtuluş getirmek için bugünü ve geleceği adayacağım günler yaşayacağıma. İntikamımı alacağım o güne dek, kendimi böyle bir yaşam tarzına adayacağıma.
Şimdi bile, bu değişmedi. Mutluluğun parlaklığı her geçen gün güçlenmeye devam etse bile, yaşam tarzımı değiştirmeye niyetim yok.
Göğsümün içinde yanıp tutuşan nefretin ateşi ne kadar şiddetli sarsılsa da, bunu değiştiremem.
İntikamımı aldıktan sonra beni bir gelecek beklemese bile...
Ben mutlu olamasam da, değerli birini mutlu edebilirsem yeter. Bu, işlemeye çalıştığım günahın cezası ve aynı zamanda bir af belgesi olacak.
Böyle düşünürsem biraz olsun içim rahatlar sanmıştım.
Ancak, bu çelişkili bir önermeydi.
İşte bu yüzden, sesini çıkaramayan çığlık daha da güçleniyordu.
Kendi mutluluğum da, değerli birinin mutluluğu da uzaklaşıyordu.
Ama,
Yine de...
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.