Küçük Aşk Rapsodisi: Selvis Özel Etkinliği

Altıncı Bölüm: Küçük Aşk Rapsodisi ~Selvis Özel Etkinliği~

Lütfen ana karakterin ismini giriniz.

'Eri'

※ ※ ※

Güney semalarında devasa bir havai fişek, koca bir çiçek gibi açtı.

Bu bir işaretmişçesine, peşi sıra gelen büyük gürültüler gökyüzünü sarsmaya başladı ve semalar bir anda bir çiçek bahçesine dönüştü.

Burası Eldoria Krallığı. Halkın bir bütün olup coşkuyla kutladığı ve "Eldoric Karnavalı" olarak bilinen büyük yaz festivali tüm hızıyla sürüyordu.

Bu üç gün boyunca sokaklar tezgâhlarla dolar taşar, öğle vaktinden itibaren sake kadehleri tokuşturulur, rengârenk kıyafetler içindeki insanlar dans edip şarkı söylerdi. Herkes gündelik, mütevazı hayatını bir kenara bırakıp eğlencenin doruğuna çıkardı.

Ve az önce patlamaya başlayan havai fişekler, bu üç günlük festivalin finalini süslüyordu.

Kraliyet şatosunun balkonundan bu ışık ve ses illüzyonunu izleyen Eri ise...

Şu an bu güzelliğe sadece hüzünlü bir ifadeyle karşılık verebiliyordu.

Her şey küçücük bir olayla başlamıştı.

Gündüz festival havasını solumak için şehre indiğinde, at arabasının penceresinden gördüğü o huzurlu olması gereken manzara, Eri’nin kalbine sinsi bir sızı bırakmıştı.

O şövalyenin, sıradan bir kasabalı kızla neşeyle sohbet edişi...

O an hemen arabadan inmek istemişti.

O ikisinin yanına gidip, etrafta eğlenen insanların arasına dalmak için can atmıştı.

Bir prenses olarak oraya gitmesi şehir halkının neşesini kaçırabilir, muhafızları birbirine katabilirdi ama yine de bunu yapmayı her şeyden çok istemişti.

Nihayetinde Eri o an harekete geçmedi.

Fakat onu durduran şey prenseslik bilinci değil, aralarındaki farktı. Ona göre 'kendisi o şövalyeye layık değildi' ve bu kompleks kalbini mühürlemişti.

Kendi yetenekleriyle yollarını açan, hayatın tadını çıkaran insanlar...

Öte yandan kendisi; başkalarının sunduğu takılarla süslenen, başkalarının hazırladığı yemekle doyan ve önüne serilen yatakta uyuyan biriydi.

Sadece bir unvandan ibaretti; ne bir yeteneği ne de bir karizması vardı.

Ve o şövalye artık çoktan karşı tarafın, o gerçek dünyanın insanı olmuştu.

Aralarına ne ara bu kadar mesafe girmişti?

Havai fişekler birbiri ardına yükselmeye devam ediyordu.

Eri, o anlık ışıkları ağaç dallarının arasından dikizlermişçesine izliyordu.

Normalde sadece kraliyet ailesine mahsus olan bu balkon, her yıl havai fişek gösterisi sırasında akrabalara, dostlara ve hizmetlilere açılır, iyice kalabalıklaşırdı.

Ancak onun durduğu yer, o kalabalıktan biraz uzaktaydı.

Güney yönüne bakan geniş balkonun sağ tarafında, yani batı ucunda...

Burası devasa bir ağacın dallarıyla kaplıydı ve gökyüzünün yarısını kapattığı için havai fişekleri izlemek adına pek de uygun bir köşe sayılmazdı.

Yine de Eri, kimsenin uğramadığı bu görüşü kısıtlı köşeyi seviyordu.

Çünkü çocukluğundan beri burası, Eri ve o kişinin özel yeriydi.

Yetişkinlerin balkonun ön kısmından güney semalarını izlemesini fırsat bilen o ikisi, ağaç dallarının arasından gökyüzüne bakarlar, hatta bazen bilerek o ağaca tırmanıp havai fişeklerin tadını çıkarırlardı. Keyifleri yerindeyse ağaçtan aşağı atlayıp bahçeden sızar ve festivalle coşan şehre kaçarlardı.

...Ertesi gün ikisinin birden vezirden sağlam bir azar işitmesi ise artık her yılın klasik bir geleneği haline gelmişti.

O zamanlar sadece festivallerde değil, her zaman beraberlerdi.

Beraber dağ bayır koşar, şehirde yaramazlık yapıp yetişkinleri çileden çıkarır, şatoya gizlice girip muhafızlarla köşe kapmaca oynarlardı.

Ancak zamanla prenseslik makamı ve şövalye olma hayali onları birbirinden koparmıştı.

Şimdiyse Eri için ayda bir gerçekleşen o resmi görüşmeler, asla yetmeyen, susuzluğunu gidermeyen kısa buluşmalardan ibaretti.

Havai fişekler buğulanmaya başladı.

Bu ne bir atış hatasıydı ne de gökyüzünün eğrilmesi.

Sadece, gözlerinden taşan fazlalıklar yüzündendi.

Eri başını gökyüzüne kaldırdı, çocukluğundan beri yanında olan ama artık uzaklaşmış o adamı düşündü ve sessizce gözyaşlarını...

— Eri.

— ...?

Bu bir hayal miydi?

Kendi özlemi, normalde orada olmaması gereken o adamı ve duyulmaması gereken o sesi zihninde mi canlandırmıştı?

— Eri... Buradayım.

— Ne?...

Hayır, hayal değildi.

Sadece kimsenin olmaması gereken bir yönden geldiği için öyle hissetmişti.

Balkonun ortasından, yani doğu tarafından değil, batıdan geliyordu ses.

Partiyle şenlenen kalabalığın olduğu yerden değil, balkonun dışından...

Hemen yanındaki gür dalların arasından, koca bir ağacın tepesinden...

— Buradayım Eriri.

Gerçek Altıncı Bölüm: Eriri Özel Etkinliği (Not: Henüz ortak rota! )

"Buradayım Eriri."

"Ha!?"

Güney semalarında devasa bir havai fişek çiçek gibi açıyor.

Yaz Comic-Market'inin üçüncü günü, final gecesi.

Bizim yaşadığımız bu bölgede her yıl düzenlenen geleneksel havai fişek festivali gecesi.

Ve burası, benim evimden daha da yukarıda, tepenin en ucundaki o büyük malikâne...

Yani Sawamura ailesinin balkonu.

Sawamura ailesinin tanıdıkları davet edip hep birlikte havai fişekleri izledikleri o ev partisi mekânı.

"Ne yapıyorsun sen burada Tomoya?..."

"Şşş, sesini çıkarma."

Eriri’nin evinin balkonu güneye bakıyor; festivalin yapıldığı parkın ayaklar altına serildiği mükemmel bir konuma sahip.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.