Dozen-san'ı taşıyan Konohana ailesine ait araç, akademinin kapısından çıkıp biraz ilerideki köşeyi döndükten sonra beklemeye başlamıştı.
Köşeyi tam olarak dönünce, etraftakilerin bakışları tamamen kayboldu.
Buraya kadar yürümelerinin sebebinin, insanların önünde gerçek yüzünü gösteremeyen Dozen-san'a bir saygı göstergesi olduğunu anladım.
"Oofff, ne yorucuydu ama..."
"Mmm... Gerçekten çok yorucuydu..."
Dozen-san ve Hinako aynı anda omuzlarını düşürüp kendilerini bıraktılar.
Kan çekiyor işte... Bir kez daha böyle düşündüm.
Araç zaten çalışır vaziyette bekliyordu ama biraz daha konuşacaklar gibi bir hava vardı. Hinako ile Dozen-san'ın yıldızları barışmış gibi görünüyordu. Normalde pek görüşemedikleri için hemen ayrılmak içlerine sinmiyordu herhalde.
"Vay be, Itsuki-kun. Az önce hayatımı kurtardın valla."
"Yok canım... Son anda beni kurtaran Dozen-san oldu."
"Ho?" Dozen-san keyifle gözlerini süzdü.
Dozen-san hakkındaki ilk izlenimim, huysuz ve korkutucu biri olduğuydu. Fakat konuşmaya başlayınca, tıpkı Hinako gibi şapşal tarafları olan biri olduğunu anlamıştım.
Yine de ne olursa olsun, bu adam Konohana ailesinin başıydı.
"Dozen-san... O adamın şirketini zerre hatırlamıyordunuz, değil mi?"
Tilki gibi adamdı ama.
Bunu düşünerek konuştuğumda, Dozen-san neşeyle kahkahayı bastı.
"Kahahah! Yakalandık desenize!"
"Lafı sürekli dolandırdığınızı fark edince anladım..."
Dozen-san'ın ağzından çıkan cümleler, satın alınan herhangi bir şirket için söylenebilecek genelşeylerden ibaretti.
Bakışlarımla 'ortalığı tatlıya bağlayalım' diye yalvardığımda, Dozen-san durumu anında kavrayıp pratik zekasını konuşturmuştu.
"Ama lafı açılmışken, senin benden aşağı kalır yanın yok hani Itsuki-kun. Bayağı kurnaz çıktın."
Hayda...
Güzelce geçiştirdiğimi sanıyordum ama o da durumun farkına varmıştı demek.
Dozen-san'ın bu sözleri üzerine Kagon-san'ın gözleri fal taşı gibi açıldı.
"Baba, ne demek istiyorsun?"
Dozen-san sırıttı.
"O döneme ait menkul kıymet raporları ortalıkta kalmadı ki."
Keskin bir tespit fırlatıldı Dozen-san'ın dudaklarından.
"Menkul kıymet raporları görüntüleme sistemi... EDINET sadece son on yılın verilerini saklar. Benim aktif olduğum zamanların raporunu öyle pat diye bulup okuyamazsın."
"...Demek fark ettiniz."
İşleri devretmiş olsa da, bu tarz konulara hâlâ son derece hakim görünüyordu.
Tam olarak dediği gibiydi. O döneme ait menkul kıymet raporlarına bakmamıştım bile. O adama akıllı telefonda bir anlığına gösterdiğim şey beş yıl önceki bir rapordu. Yalanım ortaya çıkmadan önce de ekranı kaydırarak durumu geçiştirmiştim.
O an sadece "Bak, verilere hakimim" imajı çizmem gerekiyordu.
"Yani az önceki o konuşmalar... Hepsi bir blöf müydü?"
Kagon-san şaşkın gözlerle bana bakıyordu.
Blöf denince kulağa biraz kötü geliyordu tabii.
"Tamamı değil ama. En güncel yatırımcı ilişkileri bilgilerini gerçekten kontrol ettim. Oradan yola çıkarak geçmişteki mali tabloları kafamda simüle ettim diyelim..."
Mevcut veriler ve adamın ağzından kaçırdığı 'arka kapıdan halka açılma' ifadesi sayesinde o dönemin arka planını geriye dönük hesaplamıştım. Zaten Konohana Grubu gerçekten bu yolla halka açılmış olsaydı, medyada kıyamet kopardı. Dozen-san'ı geçtim, Kagon-san'ın o adamın şirketini mutlaka hatırlayacağını varsayarak bu kumarı oynamıştım.
Düşmanca satın almalar bazen ele geçirme olarak görülüp nefretle karşılansa da, hisse sahibi çalışanların bu kararı desteklemesi durumunda işler değişirdi. O ortamda suları bulandırmamak için söylememiştim ama muhtemelen şirketin kendi çalışanları o adamı çoktan gözden çıkarmıştı.
"Kahahahah!"
Dozen-san gür bir kahkaha patlattı.
"Kagon, senin bu Itsuki-kun'u neden takdir ettiğini şimdi çok iyi anladım. Bir anda verilerin özünü kavrama yeteneği... İnsanın tüylerini ürpertecek kadar tanıdık bir bakış bu."
Kagon-san ciddiyetle başını salladı.
Yeteneklerimin övülmesi utandırıcıydı ama... Az önce bahsettiği kişi Takuma-san'dı, değil mi?
Nasıl yani? Dozen-san'ın Takuma-san nefret ettiğini duymuştum... Ama onun yeteneğini takdir mi ediyordu?
"Her neyse... Şimdiyse seninle alakalı ısrarla istemem gereken bir şey var Itsuki-kun."
Dozen-san resmi bir tavırla konuştu. Konuştu konuşmasına da... Adam normalde o kadar rahattı ki, gardımı almakta zorlanıyordum.
Benden isteyeceği bir şey mi?
Tiyatro başlamadan önce bahsettiği 'şu mesele' hakkındaydı herhalde.
"Az çok tahmin ediyorsundur, Konohana ailesinde işler biraz karışık. ...Ben de Kagon da işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındayız aslında."
Elindeki bastonla hafifçe oynayarak konuştu. Ancak lafına devam etmek yerine, önce yanımda duran Hinako'ya baktı.
"Aah... Kusura bakma torunum, benim tatlı Hinako'mun ilgisini çekmeyecek konulardı bunlar. Haydi, sen geç arabada dinlen biraz?"
Dozen-san bir anda torununu el üstünde tutan sıradan bir dedeye dönüştü.
Fakat Hinako başını iki yana salladı.
"...Burada kalacağım. Bu konu benim de ilgimi çekiyor."
Hinako'nun bu cevabı karşısında Dozen-san'ın gözleri şaşkınlıkla hafifçe açıldı.
Ardından kıkırdadı.
"İlahi... Bugün gerçekten harika bir gün. Kültür Festivali çok eğlenceliydi, torunumun büyüdüğünü gördüm... Itsuki-kun da tam beklediğim gibi bir adam çıktı."
Bunu söylerken yüzündeki mutlu ifadeyle bana döndü.
"Bugün buraya gelmemin üç sebebi vardı. Birincisi, tatlı torunumun tiyatrosunu izlemek. İkincisi, Itsuki-kun'a güvenip güvenemeyeceğimi kendi gözlerimle görmek."
Dozen-san kısa bir es verdi.
"Üçüncüsü ise, bu akademinin güvenilmeye layık olup olmadığını anlamaktı."
Tak.
Dozen-san bastonunu yere vurdu.
"Bu ülkede Kikou Akademisi ile boy ölçüşebilecek iki okul daha olduğunu biliyorsun, değil mi?"
"...Evet. Kulak misafirliği etmiştim."
O okullardan biri Shizune-san ile Takuma-san'ın gittiği okuldu.
"Birden fazla seçenek olduğu için kime güveneceğimi bilemiyordum. ...Fakat Kikou Akademisi cidden harikaymış. Bir yandan geleneklerine sahip çıkarken, diğer yandan zamanın ruhuna ayak uyduracak kurnazlığa da sahipler. Bu Kültür Festivali sayesinde bunu bir kez daha anladım."
Dozen-san neşeyle konuşmaya devam etti.
"Bu yüzden... Onu buraya göndermeye karar verdim."
Dozen-san bunu söyler söylemez——
"Dede!!"
Yolun karşı tarafından gümüş saçlı bir kız koşarak yaklaştı.
Dudaklarımdan küçük bir şaşkınlık nidası döküldü.
Büyüleyici, hatta gizemli denebilecek kadar parlak gümüşi beyaz saçlar... Bir kez görenin bir daha unutamayacağı türden bir güzellikti.
Bugün o kızı ikinci kez görüyordum. İlkini Shizune-san ile birlikteyken görmüştüm. İkincisini ise Dozen-sanlara rehberlik ederken 'Gezici Pazara' yukarıdan baktığım sırada fark etmiştim.
Hinako duruşunu dikleştirip kusursuz hanımefendi maskesini yüzüne taktı.
Dozen-san'ın da aynı şekilde ağırbaşlı dış görünüşüne bürüneceğini sanmıştım ama... Hiç de öyle olmadı.
"Ooo, gelebildin demek. Ben de seni bekliyordum."
Dozen-san gerçek yüzünü gizleme gereği duymadan, yanına koşan kızın başını okşadı.
Hinako ile gözlerimiz hayretle açıldı.
Dozen-san'ın tavırları, tıpkı Hinako'ya davrandığı gibiydi. Sevecen bir dedenin torununu el üstünde tutması gibi... Dozen-san genç kıza tam olarak öyle bakıyordu.
"Şey, şey!! Bugün sürüyle insanla konuştum! Dede, dediğin kadar varmış, Kültür Festivali cidden çok eğlenceliydi!!"
"Kahahah... Öyle değil mi? Geldiğimize değdi bak."
Bu ikisinin tanışıyor olabileceği imkansız gibi geliyordu...
Ben şaşkınlıkla onları izlerken, kız bana doğru dönüp bir anda "Aaa!!" diye bağırdı.
"O zamanki abi!!"
"Oho, bu da ne? Zaten tanışıyor muydunuz? ...Bu harika bir işaret!"
Küçük kız beni işaret ederken, neler olduğunu kavrayamayan ben sadece acı acı gülümsemekle yetindim.
Şimdi düşününce, kız öyle bir şey söylemişti.
Bugün buraya dedesinin kendisini getirdiğini...
"Seni tanıştırayım. Bu kız benim akrabam, Norveç'ten gelen Lilian."
Dozen-san, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle ellerini küçük kızın omuzlarına koydu.
"Onu benim bağlantılarımla Kihou Akademisi'ne kısa süreliğine değişim öğrencisi olarak sokacağım. ...Itsuki-kun, bu kızla sen ilgileneceksin. Onu da Hinako gibi 'mükemmel bir hanımefendi' yapacaksın."
Bu aniden gelen istek karşısında kafam durmuştu.
Aptal gibi bakakalan beni bir kenara bırakan küçük kız, yüzünde içten bir gülücükle öne çıktı.
"Lilian Hagen! Dokuz yaşındayım!"
Masum sesiyle, neşeyle devam etti.
"Büyüyünce dedem gibi biri olacağım!"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.