Hayali duvardan geçerek kaleye geri dönen Subaru yalnızdı.
Julius ve Anastasia —daha doğrusu Echidna— balkondan ayrılmıştı. Soğuk çöl rüzgarı yüzüne vururken Subaru donakalmış, öylece oyalanıyordu.
Julius'un az önce söyledikleri onu bunaltmış, yerinden kımıldayacak hali kalmamıştı.
Dürüst olmak gerekirse, Julius'un hiçbir şey söylemeyeceğini sanmıştı. —Hayır, bu tam olarak öyle değildi.
Julius'un, kendi suçlu vicdanını rahatlatmak adına ona lanetler okuyup bağırmayacağını varsaymıştı. Bir soylu olarak duygularına yenik düşmeyeceğini sanmıştı.
—Ama öyle olmadı.
Julius'un son sözleri, Subaru'nun kalbini yırtan bir dikene dönüşmüştü.
Hiçbir şey söylememesindense bir şeyler söylese başa çıkmak daha kolay olur sanmıştım. Peki ya kalbimdeki bu kanayan yara neyin nesi? Neden bu kadar acı veriyor?
"—Barusu?"
"…Abla?"
Beklenmedik sesle duraksadığında, koridorda önünde Ram'i gördü. Gece yarısı gezintisine çıkmış, pembe gözleriyle Subaru'yu baştan aşağı süzüyordu.
"Oldukça keyifsiz görünüyorsun. Utanç verici."
"…Ne çabuk. Bu saatte ne yapıyorsun?"
"Ben de sana aynısını sorabilirim… Ama şimdiye kadar ne yaptığını gayet iyi tahmin edebiliyorum."
Subaru'nun yanakları gerildi. Bunu gören Ram omuz silkti.
"Eminim Rem'e boş boş dert yanıyordun. Kız kardeşim ne kadar sevimli ve cömert olursa olsun, tüm en zor sorunlarını ona yüklemeyi bırakmalısın."
"…Ahh, o mu? Şey, evet."
"—?"
Ram'e özgü bu itiraza gözleri hafifçe büyüdü, ardından acı acı gülümsedi.
Onun ne düşündüğünü tahmin etmiş değildi ama bu, bunca zamandır her gün yaptığı şeylere dayanan bir tahmindi. Haklıydı. Rem'in yanında az gece geçirmemişti.
Bu gece bile öyle yaptım. Oradan döndüğümü varsayması doğal.
Ama bugün sadece o değildi…
"Bu kadar acınası görünmeyi bırak."
"Ah."
"Keyifsiz, acınası. Sen zaten kaba bir adamsın, bu da durumu daha da kötüleştiriyor. Leydi Emilia'nın seni şövalyesi olarak tuttuğu için itibarını sorgulatırsın. Toparlan."
O aşağı bakarken Ram alnına bir fiske attı.
Fiskenin şiddeti gözlerini yaşarttı ama Ram'in ilgisizce burnundan soluduğunu görünce şikayeti sustu. Hatta bir nebze rahatlamıştı…
"…Bilmiyorum ama bu tam da sana göre, Ram."
"Hah. Midemi bulandıran düşüncelerinden beni esirge."
Subaru alnını ovuştururken Ram'in yüzü içten bir tiksintiyle buruştu. Tavrının bir rahatlama olması, onu daha da acınası hissettirmişti.
Ne bir şey sormuştu ne de ne olup bittiğini anlamaya çalışmıştı.
"Peki sen ne yapıyordun, Ram?"
"Müstehcen."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.