Şimdi bile, o anki hislerini derinlemesine anımsıyordu.
Tanıdık manzaraların dört bir yanı alevlere boğulmuş, tanıdığı insanlar sessiz cesetlere dönmüştü.
Sonu gelen bir dünya. Kapalı bir dünya. Nankör bir dünya.
Acımasız, anlamsız ve acıdan başka hiçbir şey getirmeyen bir dünya.
Yine de elini uzattı, parmaklarını oynattı, dudakları titredi ve yalvardı.
Ne de olsa, kurtarılamaz bir dünya olsa da, sahip olduğu tek dünya oydu.
Ona hep sırtını dönen, gözlerinin önünde kilitli kalmış, sadece uzaktan dik dik bakabildiği bir dünyaydı.
O duvarı birdenbire yıkmak; önündeki o geniş, göz kamaştırıcı dünyaya gözlerini kısmak; ve açılmamış gözlerine güneş yanığı tenin rengini, yanmış etin rengini ve kokusunu, gökyüzünde dans eden o güzelim “boynuzların” rengini kazımak istiyordu—
Dünya sona eriyorken, o neyi düşünüyordu ki?
Çünkü o zaman bile, o anki hislerini hâlâ hatırlıyordu—
Bundan sonra, her gününü, her şeyden çok o hisler yüzünden duyduğu suçluluk duygusunu gidermeye adadı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.