Barışçıl Günler

Günler huzur içinde akıp gidiyordu.

Ryuzu bu topraklara gelmeden önce, iyi ya da kötü, türlü olaylar yaşamıştı. İyilikler kötülüklerin gölgesinde kalmış olsa da, o, yılmadan direndiği için bugüne dek hayatta kalabilmişti.

Benzer geçmişlerden gelen başkaları da vardı; hepsi de nazik insanlardı, genç ve narin Ryuzu’yu tehlikelerden uzak tutmaya özen gösterirlerdi.

Bir keresinde, memleketleri hakkında konuşulurken Ryuzu kendi yurduna dair güzel anıları olmadığını söyleyince, içlerinden biri “Benim de öyle,” diye karşılık vermiş ve gülmüştü. Ardından da eklemişti: “Burası hepimizin yurdu olsun.”

Kim olduğunu hatırlamıyordu o kişinin. Ama Ryuzu, o sözleri o günden beri hep aklında tutmuştu.


Son zamanlarda Echidna, yerleşimi giderek artan bir sıklıkla ziyaret ediyordu.

Herkes Cadı’yı severdi, zira o sadece Ryuzu’nun değil, yerleşimdeki herkesin kurtarıcısıydı. Hanımefendilerine, kendilerine bir yurt bahşetme lütfu için ne kadar teşekkür etseler azdı. Gündelik hayatlarındaki sıkıntılar ortadan kalkmış, ihtiyaçları eksiksiz karşılanmış, tüm bu yaptıklarının karşılığında da hiçbir şey talep etmemişti.

Sadece bir kez, Echidna herkesin teşekkürlerine “Önemli değil,” diye karşılık verdiğinde, Ryuzu onun hafifçe gülümsediğini görmüştü. O belli belirsiz gülümsemeden, Ryuzu, Echidna’nın neden bu kadar çaba harcadığını anladığını hissetmişti: Tıpkı öyle gülümsemeye devam edebilmek için.

Echidna ne zaman ziyarete gelse, kızı Beatrice de istisnasız onunla birlikte gelirdi.

Yerleşime geldiğinde kalabalık bir insan topluluğuyla çevrili olan Echidna, Beatrice’e her zaman özgürce hareket etmesini söylerdi. Çoğu zaman, Beatrice boş vaktini Ryuzu’nun yakınında geçirirdi.

Çocuk olsa da olmasa da, yerleşimin bir üyesi olmak Ryuzu’nun yapacak çok işi olduğu anlamına geliyordu. Bazen Beatrice, isteksizce ona çamaşır ve dikiş işlerinde yardım ederdi. Çamaşır yıkamada pek becerikli olmadığından şikâyet etse de, işe Ryuzu’dan bile daha fazla odaklanırdı.

Ryuzu’nun işlerine yardım etmediği zamanlarda, onu sık sık büyü dersleriyle boğuşurken görürdü.

Beatrice, minyon bedeni için fazla büyük bir kitabı sıkıca tutmuş, manasını deneme yanılma yoluyla, türlü şekillerde geliştiriyordu. Büyüyle hiçbir bağı olmayan ve okuma yazma bile bilmeyen Ryuzu’ya göre bu, aklının almadığı bir ıstırap gibi görünüyordu.

İşte tam o anlarda, Echidna ile görüşmeye gelen Roswaal, kaçınılmaz olarak araya girer, Beatrice’i istisnasız kızdırır ve öfkesini ateşlerdi. Normalde son derece aristokratik davranmaya özen gösteren Roswaal, sadece Echidna ve Beatrice ile etkileşim halindeyken kendi yaşına uygun hareket ederdi.

Roswaal’ın takılmalarına maruz kalan Beatrice’in, karşı saldırılarını başlatırken yüzünün kıpkırmızı olduğunu görmek sık rastlanan bir manzaraydı. Ryuzu, ikilinin büyülü düellolarına her tanık olduğunda, kardeş gibi kavga etmelerine gülümserdi.

Zaman zaman Echidna, onların kavgalarına denk gelir, hem Roswaal’ın hem de Beatrice’in yüzlerini bembeyaz keserdi; bu manzara da yerleşimdeki herkesi güldürürdü.

Echidna, Roswaal, Ryuzu, hatta Beatrice bile – herkes biraz gülerdi.


Ryuzu Meyer için, yeni yurdundaki bu günler gerçekten de mutluluk, mutluluk, mutluluk dolu zamanlardı.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.